Anadolu'ya darbe vuruldu
28 Şubat 1997'de gerçekleşen post-modern darbenin üzerinden 17 yıl geçti. 28 Şubat darbesi en büyük darbeyi o dönem hızla büyümekte olan Anadolu sermayesine ve inançlı insanlara vurdu.
Türkiye'de sosyal ve ekonomik alanda büyük yaralar açan 28 Şubat post-modern darbesinin üzerinden 17 yıl geçti. 1997 yılında “İrtica geliyor” yaygarasıyla ve o dönemki kartel medyasının desteğiyle gerçekleştirilen 28 Şubat darbesi büyümekte olan Türk ekonomisine, Anadolu sermayesine ve inançlı insanlara büyük bir darbe vurdu. 8 yıllık zorunlu eğitimle birlikte imam-hatip liselerinin ve meslek liselerinin orta kısmı kapatıldı. Üniversiteye giriş sınavlarında imam-hatip ve meslek lisesi öğrencilerine kat sayısı uygulandı. Başörtülü öğrencilerin üniversitelere girişleri yasaklandı. 28 Şubat süreciyle birlikte Konya'da ve Anadolu'nun şehirlerinde hızla büyüyen “Anadolu Kaplanları'nın da önü kesilmiş oldu. O dönem çok aktif olan Milli Gençlik Vakfı gibi vakıflar kapatıldı ve mallarına el kondu.
Yıllar sonra 28 Şubat sürecinin sorumlulularının yargılanmasına başlandı. Fakat şu an 28 Şubat davasında tutuklu kimse kalmadı. Sorumlular tutuksuz olarak yargılanıyor. 28 Şubat sürecine şahitlik eden dönemin Milli Gençlik Vakfı (MGV) Konya Şube Başkanı Mehmet Şen ve yine o dönemde Mazlum-Der Konya Şube Başkanlığı görevi yapan Mustafa Akmeşe, 28 Şubat sürecinde yaşananları gazetemizle paylaştı. Ak Parti Konya İl Başkanı Ahmet Sorgun ise 28 Şubat'la ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
MİLLETİ HEDEF ALANLAR KAYBETMEYE MAHKÛMDUR
AK Parti Konya İl Başkanı Ahmet Sorgun, 28 Şubat’ın 17. yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. “Bundan tam 17 yıl önce yani 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı ile post modern darbe olarak anılan sürecin yıl dönümündeyiz” diyen İl Başkanı Ahmet Sorgun, ülkenin siyasi, kültürel ve manevi değerlerine müdahale eden sürecin kabul edilemez nitelikte olduğunun altını çizdi. Sorgun açıklamasının devamında ise şu ifadelere yer verdi: “Siyasi parti kapatan, siyasi yasaklar getiren, eğitim ve öğretim hakkını kaldıran ve milli iradeye müdahale eden 28 Şubat sürecini milletçe çok iyi bir şekilde analiz etmeliyiz. İktidarı zorla ve gayrimeşru yollarla değiştirmeye çalışanlara karşı milletimiz, her zaman doğrunun, haklının yanında yer almıştır. Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat, on yıl içinde çürümüştür. Darbe ile kısa bir süreliğine başarılı olduklarını zannedenler de, uzun süreçte yani bugün kaybettiklerini anlamışlardır. Milleti, ülkeyi ve manevi değerlerimizi hedef alan her oluşum veya herkes kaybetmeye mahkûmdur. Çünkü halka dayanmayan, milletten ve onun değerlerinden beslenmeyen hiçbir yapı varlığını sürdüremez. Ben, bu duygu ve düşüncelerle 28 Şubat’ın seneyi devriyesinde bu süreçte mağdur olmuş Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı rahmetle ve minnetle anıyor, süreçten zarar görmüş tüm kardeşlerimize saygılarımı sunuyorum.”
28 ŞUBAT SÜRECİ BİTTİ DİYEMEYİZ
28 Şubat sürecine şahitlik eden dönemin Milli Gençlik Vakfı (MGV) Konya Şube Başkanı Mehmet Şen ise 28 Şubat sürecinin bir kelimeden ibaret olduğunu ve o dönemde yaşananların etkisinin 17 yıl geçmesine rağmen devam ettiğini söyledi. 28 Şubat sürecinde gerçekleşen bir çok uygulamanın hala devam ettiğini vurgulayan Mehmet Şen, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Hükümet hala Kemal Derviş'in getirdiği ekonomi modelini uyguluyor.İnsan hakları konusunda bazı olumlu uygulamalar oldu. İşin özü itibariyle Türkiye'de olumlu adımlar atılmadı. 28 Şubat ihtilalini yapan insanlar güya mahkemeye sevkedildiler. Ama şu an hepsi dışarıda. Tutuksuz yargılanıyorlar, Mevcut hükümet, '28 Şubat'ın intikamını aldık' diyor. Ama 28 Şubat'ın seneyi devriyesinde 28 Şubat bitti diyemeyiz”
28 Şubat sürecinde Milli Gençlik Vakfı'nın büyük bir mağduriyet yaşadığını dile getiren Şen, “O dönemde 28 Şubat'ta MGV başkanıydım. MGV kapatıldı ve mallarına el konuldu. Geçtiğimiz yıl Ermeni, Rum ve diğer gayrimuslim azınlığın malları iade edildi. Milli Gençlik Vakfı'na ait gayrimenküller ise hala iade edilmedi. Milli Gençlik Vakfı'nın malları 3. kişilere satılmış. Bunlar nasıl iade edilecek. Bunlar nasıl iade edilecek. Bu süreçte en çok mağdur olan sivil toplum kuruluşu Milli Gençlik Vakfı olmuştur” diye konuştu.
28 ŞUBAT EN ÇOK KONYA'YI ETKİLEDİ
28 Şubat sürecinde İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) Konya Şube Başkanlığı görevi yapan Mustafa Akmeşe, “28 Şubat süreci ulus devlet süreçlerini bir yansımasıdır. 80 yıl önce bir ulus devlet oluşturulmak istendi. Yeni bir toplum oluşturulmaya çalışıldı. 28 Şubat bir toplum bir mühendisliğiydi. İslami camia üzerinde bir baskı oluşturulmak istendi. Milyonlarca insanı ilgilendirilen hak kayıpları oldu. İnsanlar başörtüsü yüzünden üniversitelere alınmadı. Hükümet darbeyle kuruldu. Bu büyük mağduriyet post-modern bir darbeyle sonuçlandı. Bu dönem en çok Konya'da etkilendi. Bu dönemde öğretmenler, doktorlar ve çeşitli meslek sahipleri ve öğrenciler ciddi sıkıntılar yaşadı. O dönem birebir Mazlum-Der olarak ilgilendik. O dönem irtica bahahnesiyle büyük bir kesimin sermayesiyle ilgili operasyonlar gerçekleşti. Halkın inançlarına ve sermayesine yönelik bir müdahaleydi. Milyonların aynı anda hissettiği bir darbe yaşandı” dedi.
12 EYLÜL ANAYASASI MUTLAKA DEĞİŞMELİ
Türkiye'de 28 Şubat süreçlerinin yaşanmaması için 12 Eylül darbe anayasası değişmesi gerektiğini dile getiren Mustafa Akmeşe, şunları söyledi: “28 Şubat darbesini gerçekleştirilenler hak eden cezayı bulmalı. O dönem yaşananların haklarının iade edilmesi mümkün değil. Bu dönem içerisinde darbecilerin yargılanması bile büyük bir aşama. 28 Şubat'ın mahkeme karşısına çıkarılması büyük gelişme. Bu yargı sürecinin devam etmesi için elimizden geleni yaparız. Bizim camianın enterasan bir unutmuşluğu var. Haklarını arama konusunda bir gevşeklik bir sözkonusu. Biz Mazlum-Der olarak üzerimize düşeni yaparız. Bir ilgisizlik var. Bunun takibi gerekiyor. Umudumuz bu darbeyi gerçekleştirilenlerin en üst düzey cezayı almasıdır. Yeni darbelerin olmamamıs için 12 Eylül darbe anayasasının değiştirilmesi gerekiyor. Ulus devlet anlayışı değiştirilmesi gerekiyor. Son dönemde yaşadığımız birçok olayda bu odakların geriye döndürmeye yönelik operasyonel davranış olarak görüyoruz. Hakların korunması ve devamlılığı konusunda çalışmamız gerekiyor. Hesaplaşılma tamam olarak bitmedi.”
28 ŞUBAT DAVASINDA TUTUKLU KALMADI
28 Şubat davasında aralarında dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgenaral Çevik Bir’in de bulunduğu 5 sanık daha tahliye edildi. Sanıklar işlemlerinin tamamlanmasının ardından cezaevinden çıkarken, bu kararla davada tutuklu sanık kalmadı. Mahkeme Başkanı Tayyar Köksal, heyeti tutuklu sanıklar dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir, dönemin Genel Sekreteri emekli Tümgeneral Erol Özkasnak, emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Tümgeneral Kenan Deniz ve emekli Tuğgeneral İdris Koralp'in tahliyelerine karar verildiğini açıkladı. Bu karara "delillerin karartılma ihtimalinin olmaması, sanıkların tutuklulukta kaldıkları süreler" gösterildi. Sanıklara, adli kontrol kapsamında yurtdışına çıkış yasağı ile 15 günde bir karakola imza atma şartı getirildi.
İBRAHİM BÜYÜKEKEN





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.