Anadolu’da müzeciliğin ilk izlerine Konya’da rastlandı
Temelleri 19. yüzyılda atılan Türk müzeciliği Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne kadar çok önemli yol kat etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın verilerine göre, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de koleksiyonculukla başlayan müzeciliğin ilk izlerine 13. yüzyılda Selçuklular döneminde rastlandı. Eski Konya'nın bulunduğu höyüğü çevreleyen ve günümüze hiçbir izi kalmayan sur duvarlarının etrafına, ellerine geçen her döneme ait kabartmalı eserleri bir nizam çerçevesinde dizilmişti. Osmanlı döneminde ise saraylarda bulunan hazine dairelerinde ata yadigarı kıymetli eserler, hediyeler ve savaşlarda elde edilen ganimetler korunmaktaydı. 19. yüzyıla gelindiğinde Türk müzeciliğinin temelleri atılmaya başlanırken, 1846 yılında Tophane-i Amire Müşiri Fethi Ahmet Paşa tarafından İstanbul'da Aya İrini Kilisesinde ilk müze kuruldu. Sadrazam Ali Paşa (1815-1871) müzeyi yeniden düzenleyerek ''Müze-i Hümayun-İmparatorluk Müzesi'' adını verdi. Müze müdürlüğüne önce 1869 yılında İrlandalı Edward Goold, daha sonra da 1872 yılında Alman Dr. P.A. Dethier getirilerek müze Çinili Köşk'e taşındı. 1881 yılında Osman Hamdi Bey Müze Müdürlüğü'ne getirildi ve Türk müzeciliği için yeni bir dönem başladı. 1884 yılında yeni bir Asar-ı Atika Nizamnamesi hazırlanırken, aynı dönemde eski eserlerin yurt dışına çıkarılması da yasaklandı. Osman Hamdi Bey, Çinili Köşk'ün bahçesine İstanbul Arkeoloji Müzesini yaptırdı ve onun döneminde, 1902 yılında Konya'da, 1904 yılında Bursa'da müze kuruldu.
Halil Ethem Bey, özellikle Anadolu müzelerinin gelişmesine katkıda bulunurken, Türk İslam Eserleri (1914) ve İstanbul Şark Eserleri Müzesi (1925) onun zamanında kuruldu.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.