Adalet siyasallaşarak temin edilemez!

Adalet siyasallaşarak temin edilemez!

Saadet Partisi Konya İl Başkan Yardımcısı Av. Mahmut Sami Büyükyılmaz,  “Bu düzenleme derhal meclis gündeminden çekilmeli, oluşturulacak bir komisyonda baroların görüş ve önerileri de dikkate alınarak bir düzenleme yapılması gerekmektedir” dedi.

Saadet Partisi Konya İl Başkan Yardımcısı Av. Mahmut Sami Büyükyılmaz, Avukatlık Kanunundaki değişiklikler ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’yle ilgili bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Büyükyılmaz, açıklamasında; “Bildiğiniz ve takip ettiğiniz gibi Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı öncesinde baro ve meslek kuruluşlarının seçim usulleri ve yapılarının belirlenmesiyle ilgili bir düzenlemeyi TBMM’nin gündemine getireceklerini açıklamasıyla birlikte, düzenlemeyle beraber nelerin değişeceği kamuoyunda önemli bir tartışma konusu olmuştur. Avukatlık Kanunu’nda yapılacak değişiklikler, avukatlık yemini gibi detaylardan, baro sisteminin değişmesine ve TBB genel kurulunun oluşturulmasına kadar birçok değişikliği içermektedir” dedi.
BU DÜZENLEME, BAROLARIN ÖZERK YAPISINI ORTADAN KALDIRIYOR!
Avukatlığın, adaletin 3 sacayağından biri olduğunu söyleyen Büyükyılmaz; “Malumunuz olduğu üzere avukatlık, devletin taşıyıcı kolonu olan adâlet sisteminin 3 sacayağından savunmayı temsil eder. Avukatların mesleki, örgütsel ve hiyerarşik bağımsızlıkları aynı zamanda savunma hakkının kutsallığı bakımından önemlidir. Barolar, Anayasanın 135. Maddesi’ne göre, mesleki faaliyetlerin yürütülmesinin yanı sıra yapılan uygulamaların kamu yararı açısından tespit ve takibini yapmakla yükümlü kamu kurumu niteliğinde anayasal kuruluşlardır. Demokratik hukuk devletlerinde, meslek kuruluşları kamuoyunun oluşmasında etkin ve etkili olması beklenen demokratik kitle örgütleri ve baskı gruplarıdır. Hazırlanan yasa değişikliği önerisinde öne çıkan düzenlemeler bir ilde birden çok baro ve meslek örgütü kurulması ve seçimlerinin nisbi temsil sistemine yani oy çoğunluğuna göre tüm listenin seçilmesi yerine, oy oranında gruplara temsil imkânı tanınmasına göre yapılmasıdır. Ayrıca, meslek kuruluşlarının denetim mekanizmalarının ilgili bakanlıklarca yürütülmesinin getirilmek istenmesi, baroların ve meslek odalarının özerk yapısını ortadan kaldıracaktır” şeklinde konuştu.
BU DÜZENLEME AYRIŞMA, KUTUPLAŞMA ve BÖLÜNMEYİ GETİRİYOR!
Çoklu baro sistemini baroları siyasi, ideolojik ve etnik olarak bölünmeye götüreceğini belirten Büyükyılmaz, “Barolara kayıtlı avukat sayısının belirleyici olduğu bir düzende, üye sayısı çok olan 3 baronun genel kurulda etkili olması temsil adâletinin bir neticesidir. Bir düzenlemeyle bu etkinin daha hakkaniyetli bir düzeye çekilmesi adaletli olabilir, fakat burada büyük şehirlerle diğer Anadolu şehirleri arasındaki ideolojik ve toplumsal farktan yararlanarak siyasi mülâhazalarla adaletsiz bir delege ağırlığı sağlamak sakıncası bulunmaktadır. Yapılması düşünülen çoklu baro sistemi, baroları siyasi, ideolojik ve etnik olarak bölünmeye götürür ki birlik ve beraberlik yerine ayrışma, kutuplaşma ve bölünmeyi getirecek bir düzenlemenin ne ülkemize ne avukatlık mesleğine ve ne de vatandaşın savunma hakkına bir faydası olmayacağı açıktır. Bu bakımdan, farklı görüşlere yakın meslek birlikleri veya barolar kurularak aynı mesleğin mensupları arasında oluşacak olan kırılma, mesleğin gerçek problemlerine çare bulmaktan uzakta, faydasız siyasi çatışmaları doğuracaktır. Yapılması planlanan değişiklik meslek standartlarını ve meslekî disiplin denetimini zayıflatacağını düşünmekteyiz. Çoklu Baro veya birlik sistemi, Türkiye’deki baroların da müştereken karşı oldukları bir düşüncedir” dedi.
ADALET, HANGİ FİKİRDE OLURSA OLSUN SİYASALLAŞMAMALI!
Meclise sunulan düzenlemenin çekilmesi gerektiği ve baroların da görüş ve önerilerini alacak bir komisyon kurulması gerektiğini belirten Büyükyılmaz, “Yapılacak değişikliklerin Baroların çağrısında belirttiği gibi müzâkere yöntemiyle ortak bir aklın ürünü olarak kanunlaştırılması hayati önem arz etmektedir. Bütün bu düşünceler çerçevesinde, Avukatlar Kanunu ve Baro sisteminde yapılması düşünülen böyle bir değişikliğin, bir kamu kurumuyla ortaya çıkan bir tartışma neticesinde küresel sıkıntıların yaşandığı bir dönemde, meslek erbabı ve kamuoyunun müzâkere masasından kaçırılarak alelacele gündeme alınması yasama prensipleri açısından doğru değildir. Çoklu baro çalışmaları, Türkiye’nin kamplaşmasına ve kutuplaşmasına destek sağlayacak bir adım olur. Ülkemizde birlik ve beraberliğin temini, ayrışma ve kutuplaşmanın önlenmesi için baroların tamamının karşı olduğu bu düzenleme derhal meclis gündeminden çekilmeli, oluşturulacak bir komisyonda baroların görüş ve önerileri de dikkate alınarak devletin en önemli görevi olan adâletin üç önemli unsurundan biri olan savunmanın gerçek sorunlarının tartışıldığı ve çözüme kavuşturulduğu bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Adaletin hangi fikirde olursa olsun; siyasallaşmasının karşısındayız. Adalet, siyasallaşarak temin edilemez, düzelemez” şeklinde konuştu.
Büyükyılmaz, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’yle ilgili ise şunları kaydettti: “Son günlerde tartışılan önemli konulardan biri de işçilerin kıdem tazminatı hakları ve iktidar tarafından getirilmesi öngörülen Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES)’dir. Kıdem tazminatının fona aktarılmasını öngören Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi çalışma hayatının en önemli gündüm maddesidir. Ülkemizdeki kıdem tazminatı sistemi hem işveren hem de işçi açısından önemli sorunların yaşandığı ve reform gerektiren bir alandır. Ancak getirilmesi öngörülen sistemde işçinin fonda biriken parayı alma hakkının kullanılması aşamasında yapılması öngörülen kısıtlamalar, işçinin hakkı olanın devletin fon ihtiyacı için kullanılması sonucunu doğuracaktır. Böyle bir fon kurulacaksa yapılması gereken, sistemde belirli süre kaldıktan sonra işten çıkarılma, ev alma yahut emekli olma gibi durumlarda işçinin fonda biriken tutardan ne kadarını toplu olarak almak ne kadarını aylık ödeme olarak almak istediğine kendisinin karar vermesinin sağlanmasıdır. Dar gelirli vatandaşların emekleri, kısıtlı gelirleri üzerinden kurulan fonların amacı dışında kullanılması ülkemiz açısından yeni bir tecrübe değildir.”
DEVLET, İŞÇİYİ KAYNAK OLARAK GÖRMEKTEN VAZGEÇMELİ!
Devletin, işçi kesimin elinde, avucundaki sınırlı gelirlerini kaynak olarak görmekten vazgeçmesi gerektiğini belirten Büyükyılmaz; “İşsizlik sigortası fonunda da aynı durumu yaşamaktayız. İşsizlik fonunda işçilerin hakkı olarak biriken fonlar yine ucuz bir kaynak olarak devlet tarafından kullanılmaktadır. Uzun yıllardan beri uygulanmasına rağmen işsizlik oranında kalıcı bir azalma sağlayamamış, yani bu anlamda faydasız istihdam teşvikleri sermaye sahiplerine kolayca dağıtılmakta ancak çalışanlar işsiz kaldıklarında, işsizlik ödeneğinden hem zor şartlarla hem de sınırlı sürelerle yararlanabilmektedir. Büyük bir bölümünü dar gelirlilerin oluşturduğu çalışanların, aldıkları ücretlerin tamamı zaten tüketime ve borca gitmektedir. Devlet, artık bu kesimin elinde, avucundaki sınırlı gelirlerini bir kaynak olarak görmekten bir an önce vazgeçmelidir. Kıdem tazminatı, işsizlik sigortası ve emeklilik gibi bu kesimin refahını etkileyen sistemlerin dar gelirlilerin lehine işleyecek, gerçekten hakkı olanlara hizmet edecek şekilde yeniden tasarlanması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
HAK KAYIPLARINA NEDEN OLACAK BİR GİRİŞİMDE BULUNMAYIN!
Basın aracılığıyla iktidara seslenen Büyükyılmaz, “Korona sebebiyle yaşanan krizde en çok etkilenen kesimlerin başında işçi ve dar gelirliler gelmektedir. Böyle bir ortamda işçilerimiz için hayati önemde olan, yıllardır verdikleri emek ve mesainin karşılığı olan kıdem tazminatını tartışma konusu yapmak yerinde ve uygun değildir. Saadet Partisi olarak buradan sizin aracılığınız ile iktidara sesleniyoruz; ‘Kıdem tazminatında hak kayıplarına neden olacak bir girişimde bulunmayın. İşçilerin kazanılmış haklarını ellerinden alacak nitelikteki kanuni değişiklik ve teşebbüslerden uzak durun. İşçilerin alın teri ve emeğini koruyucu düzenlemeler getirin. Zaten geçim sıkıntısı yaşayan, ekonomik olarak mağdur durumda olan toplumun dar gelirli, asgari ücretli kesimin haklarını koruyacak, yaşam standartlarını geliştirecek icraatlar ortaya koyun.’ Bizlerin Saadet Partisi olarak, Avukatlık Kanunu ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi konusundaki değişikliklere ilişkin görüşlerimiz bu şekilde. İşçilerimizin haklarının iyileştirildiği, işçinin ve emekçinin hakkının verildiği, adâletin tam manasıyla tesis edildiği, yargının savunma ayağı olan baroların birlik ve beraberlik içinde olduğu güzel günler görebilmeyi temenni ederiz” şeklinde görüşlerinin ifade etti.
MESUT TURAN
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum