17 yıldır polis telsizini yanından ayırmıyor

17 yıldır polis telsizini yanından ayırmıyor

26 yıldır gazetecilik yapan Ali Sait Öge, 17 yıldır polis telsizini yanı başından ayırmıyor.

Yeni Konya Gazetesi’nde meslek hayatına başlayan  ve Merhaba Gazetesi’nde uzun yıllar çeşitli birimlerde görev yapan Gazeteci Öge 17 yıldır da polis-adliye muhabirliği yapıyor. Öge’nin en büyük zevki, bir zamanlar haber yapmak için kullandığı telsizini dinlemek.
Yıllar geçmesine rağmen meslek heyecanını kaybetmeyen Öge gece gündüz demeden polis telsizinden geçen olayların anonslarını takip ederek haber yapıyor.
Öge, teknolojinin yıllar içindeki gelişimi ile birlikte habercilikte de büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirterek, daktilonun yerini bilgisayarın, faksla ve telefonla bildirilen haberlerin yerini artık internet hızına, zor şartlarda çekilen ve tab ettirilen fotoğrafların ise yerini dijital fotoğraf makinelerine bıraktığını belirtti.
Ali Sait Öge gazeteciliğin sorumluluk gerektiren bir meslek olduğunu vurgulayarak, özellikle ülkenin zor zamanlardan geçtiği dönemde herkesin bu sorumluluk bilinciyle haber yazması gerektiğini sözlerine ekledi.
Polis telsizini gündüzleri yanından ayırmayan Öge, geceleri de yastığının altına koyarak uyuyor. Polis telsizini kuma olarak gören Ali Sait Öge’nin eşi de alışmış telsize. Kısa kodları kendisi kadar eşi ve çocukları da biliyor. Öge, telsiz anonslarını duymasa bile eşi ve çocukları haber veriyor. Gece gündüz demeden bütün adli olayları dinleyip bazen olay yerine polisten önce giden Öge’nin bir çok anısı var. İşte bizimle paylaştığı anılarından biri:
“Polis telsizi göreve başladığım ilk yıllardan, daha doğrusu Polis-adliye haberlerine ilk gitmeye başladığım günden itibaren hayatımın neredeyse bir parçası oldu. Mesleğe ilk başladığımız yılların verdiği heyecan ve polis telsizi ile birlikte gezmenin verdiği ayrıcalık beni telsizimle bütünleştirmişti.
Eskiden Emniyet Teşkilatı’nda cep telefonu kullanma gibi bir imkan olmadığı için hemen her olay kesinlikle telsizden geçer bizde o anonsla yola çıkardı. Çoğu kez olay yerine gittiğimizde vatandaşlar bizim nasıl haber aldığımızı ve nasıl bu kadar çabuk geldiğimizi sorarlardı.
Bir Polis-adliye muhabiri için polis telsizi büyük bir önem arz ederdi. Aksi halde haber atlama gibi riskin olurdu. Gazeteciler arasında haber atlamamak içinde telsizi mutlaka can kulağı ile dinlemek zorunda idi.
Telsiz ile ilgili mutlaka her gazetecinin olduğu gibi benim de sayısız anım var. Bir kere telsiz benim evde gece dahi susmaz. İnanır mısınız gece uyurken bile telsizi yastığımın altına koyardım. Bu yüzden ev halkı ile mutlaka aramda bir çekişme olurdu. Hatta eşim telsiz için, ‘bu benim kumam evde benden çok telsiz konuşur’ diyerek telsize benim verdiğim önemi anlatmıştı.
Bir gün gece ilerleyen saatlerde uyurken bir anda uyandım, eşim ne olduğunu sorduğunda, ‘bir yerden ölümlü kaza anonsu geçti’ dedim. Eşim ise , ‘saat gece 04.00 herhalde rüya gördün’ dese de ben duramadım ve kalktım telsizin sesini açtım dinlemeye devam ettim.
Uykulu bir şekildeyken duyduğum anons doğru çıkmıştı. Birkaç dakika sonra gerçekten ölümlü kaza anonsu tekrarlandı. Ereğli Yolu üzerinde patates yüklü bir kamyon ile dondurma kamyoneti çarpışmış ve iki kişi hayatını kaybetmişti. Dışarı çıktım yağan yağmura aldırmadan motora bindim ve kaza yerine gittim. Gerekli fotoğraf ve bilgileri aldıktan sonra yağmurun altında tekrar eve döndüğümde eşimden alığım cevap ise, ‘uykunun arasında ben bir bardak su istesem beni duymazsın’ ama telsizi duyarsın” olmuştu.”  n İBRAHİM BAŞCI

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.