1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Gözden çıkaracak evladımız yok!
Gözden çıkaracak evladımız yok!

Gözden çıkaracak evladımız yok!

Merhaba Gazetesi İstihbarat Şefi Emre Özgül, “Evladını gözden çıkaran anne ve baba varsa; buyursun kendini telefonuna, ahlaksızlıkta zirve yapmış televizyon programı ve dizilerine versin. Geleceğimize kıymayalım” dedi

A+A-

Merhaba Gazetesi İstihbarat Şefi Emre Özgül, Konya'nın ilk butik Ortaokulu Konya Boğaziçi Koleji tarafından düzenlenen "İnternet ve sosyal medyanın güvenli kullanımı" konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı. Kolejin toplantı salonunda gerçekleştirilen konferansa Özgül'ün yanı sıra; okulun akademik kadrosu ve çok sayıda öğrenci katıldı. İnternet kullanımının günümüzde çok yaygınlaştığını ifade eden Özgül, Medya okuryazarlığı dersinin önemine değindi.

BOĞAZİÇİ KOLEJİ KÖPRÜ GÖREVİ ÜSTLENMİŞ

Avrupa'da Medya okuryazarlığı dersinin 30 yıl öncesinden verilmeye başlandığını, Türkiye'de ise ilk kez 2006-2007 yılında bu eğitimin konusunun gündeme geldiğini aktaran Özgül, “Günümüzde artık hiçbir insan, kendini kitle iletişim araçlarından, internetten uzak tutamaz. Önemli olan burada kitle ileşitim araçlarını ve interneti, hangi amaç ve ne kadar süreyle kullandığımızdır. İnternetin hayatımıza daha fazla girmesiyle ve gün içinde vaktimizin önemli bir bölümünü almasıyla birlikte, aile düzeni ve aile içi iletişim de tehlike altına girmiştir. Akrabalık ve komşuluk bağları, sadece bu sebepten olmasa da zayıflamıştır. Aynı ortamda bulunan insanlar bile artık akıllı telefonların yaygınlaşması ve telefondan rahat bir şekilde eskiye nazaran internette gezinmesiyle, sohbet edemez hale gelmiş ve ne yazık ki insanlarımız bireyselleşmiştir. Çoğu insan, hayatı internetten ve sosyal medyada paylaşım yapmaktan ibaret görmeye başladı. İçine kapanık bir yapıya büründü. Konya Boğaziçi Koleji'nin bu kapsamda güzel bir çalışmaya imza attığını gördüm. Okulun öğrencilerine yönelik böyle etkinlikler düzenlemesi, işin içinde ve sahada olan isimlerin tecrübelerini kendi öğrencilerine aktarılmasına öncelik vermesi gayet anlamlı. Okulun bu konudaki hassasiyeti, öğrencilerine ve ülke geleceğine verdiği önemin bir yansımasıdır. Sahadaki isimlerle, öğrencileri arasında köprü vazifesi gören okul yönetimine ve okulun akademik kadrosuna da bu noktada teşekkür etmek istiyorum” dedi.

ÇOCUKLARA “SİZ DEĞERLİSİNİZ” MESAJI

Çizgi filmlerin ve çoğu televizyon programlarının Türk örf ve adeti ile bağdaşmadığının altını çizen Özgül, daha sonra şunları kaydetti: “Çocuklarımız ve genç kardeşlerimiz gerçekten de büyük bir tehlike altında. Türkiye'nin geleceği, çocuklarımızın gelişimine ve başarısına bağlı. Ülkemizin bu gücü bilindiği için Avrupa menşeili gerek bazı film gerekse program yapımcıları, çocukları ve gençleri değerlerinden koparacak yapım çalışmaları içine giriyor. Bizim internet dediğimiz şey, amacına uygun kullanılmazsa, karanlık bir çıkmaz sokaktan ibaret kalır. Bugün telefonlardan veya bilgisayarlardan oynanan oyunların önemli bir kısmı, çocuklarımızın geleceğine ciddi şekilde zarar veriyor. Aileler ise bu tehlikenin karşısında vurdumduymaz kalabiliyor. 'Aman çocuğum sussun, aman çocuğum yemeğini güzel yesin, aman çocuğum ses etmesin' diye çoğu çocuk vaktini saatlerce televizyon, telefon veya tabletle geçiriyor. Açık konuşmak istiyorum. Böyle bir çocuk modellemesinden bize fayda gelmez. Çocuklarımızı heder etmenin mantığı nedir? Önemli olan çocukların telefon ve bilgisayar kullanımında kontrolün anne ve babanın elinde olmasıdır. Bizim kaybedecek bir geleceğimiz yok. Bugün çoğu anne ve baba, kendini özellikle internete ve televizyon programlarına korkutucu bir şekilde kaptırmış durumda. Öyle ki çocuğunun ne sıkıntısı ne derdi ne talebi var bunu bile bilmeyecek, duymayacak hale gelmiş. Evladını, kendi neslini ve geleceğini gözden çıkaran anne ve babalar varsa; buyursun kendini sosyal medya hesaplarına da versin, kendini ahlaksızlıkta zirve yapmış televizyon programları ve dizilerine de versin. Annelik ve babalık hassasiyetinde zayıflama var. İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmamız gerekir. Ben, buradan sizin aracılığınızla yaşıtlarınıza ve diğer çocuklara sesleniyorum. Çocuklar; bir derdiniz, sıkıntınız, isteğiniz olduğunda bunu ebeveynlerinize anlatmak istediğinizi her fırsatta söyleyin. Ailenizle iletişim kurmanın yollarını arayın. Anneniz veya babanız, eğer o anınızda sizin söylemlerinizden daha çok telefona veya televizyona kendini kaptırmışsa, onlara karşı da tavrınızı ortaya koyun. Ve onlara deyin ki 'Ben, senin sosyal medya hesaplarından ve izlediğin bu televizyon programlarından daha mı değersizim.' Sizler, çok değerlisiniz. İlginin, muhabbetin, oyunun en güzelini hakediyorsunuz. Sizler de kontrollü bir şekilde telefon veya bilgisayar kullanın. Kontrollü bir şekilde interneti kullanın. Unutmayın, sizler gerçekten de çok değerlisiniz. Hiçbir şey de aşırıya kaçmayın. Telefon da kullanın, bilgisayar da... Fakat belirli bir düzeniniz olsun. Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bir insanın kendini ne bilgisayardan ne de telefondan uzak tutabilmesi mümkün.” Konuşmanın ardından Konya Boğaziçi Koleji Matematik Öğretmeni Halis Sami Kart tarafından günün önemine binaen Özgül'e plaket verildi. Program, öğretmen ve öğrencilerle çekilen toplu hatıra fotoğrafı ardından son buldu.

HÜSEYİN BOSTAN

plaket_880x440.jpg

8-1_880x440-005.jpg

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.