“Zalimler İçin Yaşasın Cehennem!” -1-

Muzaffer Dereli

İnsanlık tarihinden bu yana Allah’a iman etmiş ve O’nun yolunu hedef edinmiş, yine O’nun yoluna insanları davet etmiş kimselere neredeyse her dönemde eza ve cefa edilmiştir. Zalimlerin bu konuda hiçbir zaman merhamet göstermediği ve işkenceden asla vazgeçmediği apaçık bir gerçektir. Zira onlarda merhametin kaynağı olan iman yoktur. Onlar inanan insanlara yaptıkları zulüm ve işkenceden zevk alan zalim bir ruha sahiptirler. Öldürmek onlar için bir vebal değil adeta bir görevdir.

Bu acı ve sıkıntılara maruz kalanların en başında Peygamberler (Allah’ın selâmı onların üzerine olsun)gelir. Zira onların aslî görevi, insanları Allah’a (c.c.) imana, ibadet hayatına, hak ve hukuka riayete çağırmaktır. İşte zalimlerin hiç hoşuna gitmeyen şey de bunlardır. Bundan dolayıdır ki Peygamberlerle birlikte onlara tabi olanlar da bu felâketlere maruz kalmışlardır. Peygamberlerden bir kısmı dahil pek çok tabisi sırf inançlarından dolayı öldürülmüşlerdir.

Allah’ı seven insanlar, Hakkı ön plana alarak yaşamaya çalışmışlar, Peygamberlerin (selâm onların üzerine olsun) davalarına sahip çıkmışlar ve bu doğrultuda mücadele etmeye gayret etmişlerdir. Bu uğurda nice sıkıntı ve işkencelere de katlanmışlardır. Zira onların bir hedefi vardır; Allah’ın rızası. Bu rıza onları Rabb’lerinin Cemaline kavuşturacaktır. Onlar fanî dünyanın aldatan yüzüne değil, ebedî hayatın gerçek yönüne taliplerdir. Kâfir ve zalimler ise dünyada mü’minlere reva gördükleri bu muameleler ile hoşnud olurken, ebedî hayatın ebedî cehennemine gömülüp gideceklerdir. İşte onlar için “yaşasın cehennem!” Bakınız Kur’an-ı Kerim’den her ikisinin birer misâline. Zulüm ve katli inananlara reva gören, bundan zevk alan ashab-ı uhdud ve hendeklerde diri diri yaktıkları mü’minlere:

"Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak çevresinde oturup, inanmış kimselere, dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenlerin canı çıksın. Bu inkârcıların inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı Kendisinin bulunan, övülmeye lâyık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandır. Allah her şeye şahittir. Fakat inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeye uğraşanlar, eğer tövbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı olan azap da onlaradır. Şüphesiz, inanıp faydalı işler yapanlara, içlerinden ırmaklar akan Cennetler vardır. Bu, büyük bir kurtuluştur. Doğrusu Rabbi'nin yakalaması amansızdır... " (el-Burûc, 84/4-12)

İşte onlarla asla mücadeleyi terk etmemeye dair ayet-i kerime:

“Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir!” (9 Tevbe Suresi
73)

Evet, onlar ve mü’minler! Zulüm ve acımasızlık onlarda, şefkat ve merhamet de inanan kimselerde. Bu, tarih boyunca hep böyle olmuştur. Kâinatın Efendisi sallallahü aleyhi ve sellem’in çektikleri çilelere karşılık Mekke’nin fethinden sonra müşriklere olan davranış ve şefkati, bu konuda anlatılması gereken her şeyi anlatmış olmaktadır.

***

Safımız Neresi?

Ama bugün Suriye, Mısır, Filistin ve daha niceleri… Ne kadar perişan durumda inanmış kimseler oralarda. İçerde ve dışarıda cibilliyetini hayata geçiren kâfir ve zalimler, mü’minlere büyük acılar yaşatmaktadırlar. İşte onlar için de “yaşasın cehennem!”

Ne acıdır ki oralarda olduğu gibi bizde de, aynı kıbleye döndüğü halde o zalim ve kâfirlere ortak olan, onlarla aynı safta yer alan, dünya Müslümanlarının menfaatlerini hiçe sayarak kendi çıkarlarını öne alan gafil, hatta hıyanete kadar uzanan bir serüvene sahip olan insanlar da var. Onlar, yarın ahiret hayatında Yüce Allah’a nasıl cevap verecekler?

Devam Edecek

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.