Örnek Bir Vasiyetname -1-

Muzaffer Dereli
Müslümanlar olarak bizler dünya hayatında Allah'ın emrettiği güzellikleri hayata geçirmekle mükellefiz. Bunu aynı zamanda çocuklarımız ve sorumlu olduğumuz kimselere de öğretip uygulatmak mecburiyetindeyiz.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hayatları boyunca insanları Hak yola davet etmekle kalmamışlar, aynı zamanda, vefatlarına yakın da başta inananlar olmak üzere bütün insanlığa Veda Hutbesi gibi çok önemli bir vasiyette bulunmuşlardır.
Buna binaen İslâm uleması ve salih kişiler talebe ve dostlarına; hassas bir İslâmî hayat yaşayan babalar da hayatlarında gereken ihtimamı gösterdikleri yavrularına, vefatlarından sonra da tesirini gösterecek önemli nasihatlerde bulunmuşlardır. Zira bazen hayatta tesiri olmayan sözler, ölümden sonra daha çok etki bırakmaktadır. Gerçekten de bunu teyit eden pek çok kıssalar mevcuttur.
Tabii ki burada kastedilen İslâm Fıkhındaki vasiyet değildir. Bizim kastettiğimiz nasihatler ihtiva eden mendub bir vasiyettir.
İşte biz de bu manada, kardeşlerimize faydalı olacak örnek bir vasiyetname hazırlamıştık. Bu da genç yaşta sevdiğimiz bir abimizi aniden kaybettiğimiz zaman elimizde olmadan ortaya çıkmıştı. Birkaç baskısı yapılan ama şimdi elimizde kalmayan bu eserimizde nefis muhasebesine dair dikkat çekici çizelgeler de mevcuttur.
Şimdi bu örnek vasiyetnamenin nasihat bölümünü sizlere sunmak istiyoruz. Maksadımız, kardeşlerimize bir örneklik teşkil etmesidir. Arzu edenler ondaki eksiklikleri tespit eder, ilaveler yaparak daha faydalı hale getirir, yanlarında yahut evlerinde bulundururlar. İnşaallah bize de dua ederler.
VASİYETİMDİR
(Yakınlarım ve Mü’min Kardeşlerime)
Kâinatın sahibi ve idarecisi, yoktan var edicimiz Yüce Allah’a hamd ve senâ, O’nun Sevgili Rasûlü, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa Efendimize de salât-ü selâm olsun. Rabbimiz O’nun yolundan ayırmasın.
Biliniz ki; nimetlerin ve zenginliklerin en büyüğü İMAN’dır. Eğer bir kişinin gönlünde iman varsa o, en büyük zenginlik ve kurtuluşa da ulaşmış demektir. Eğer bir kişide iman yoksa, bütün kâinat onun olsa ya da herkes ona yardımcı olsa ne çıkar ki!...
O halde, bizi iman ehli kılan Rabbimize ne kadar şükretsek az değil midir? Çünkü en büyük zenginliğe ve dolayısıyla kurtuluşun ilk basamağına çıkmış bulunmaktayız. Zira Rabbimiz Asr suresinde şöyle buyurur:
“-Asra yemin olsun ki; Şüphesiz insan zarardadır. Ancak; iman edenler, salih amel işleyenler, (birbirlerine) Hakk’ı ve sabrı tavsiye edenler (kurtuluşa ulaşmışlardır).” (100 Asr 1-3)
Bu küçük sûrede îman gerçeğini ilk şart olarak görürken, devamında sizlere de en büyük kuralları öğütlüyor.
Evet, öncelikle o imana sahip çıkın ve onu hayatınıza aksettiriniz. Bunun için de Mevlâ’mızı çok severek iyi ameller konusunda gayret ediniz. Tabiidir ki günah ve kötülüklerden de kaçınmalısınız.
Yine biliniz ki; dünyadan Âhiret hayatına siz de göçeceksiniz. Çünkü asıl ve ebedî hayat orasıdır. Bunun için dünyadaki ömrünüzü yaşarken, hep âhireti kazanmak gayretinde olunuz. Bu gayrette olmanın en büyük işareti de, ölüm anına kadar ibadete devam etmektir. Zira Rabbimiz:
-“Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” (15 Hicr 100) diye emir buyurmaktadır.
Şayet bu emre itaat edecek olursanız, inşaallah müslümanlardan olarak da O’na kavuşursunuz. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur:
-“O halde sadece müslümanlar olarak ölünüz!” (2 Bakara 132)
Öyleyse bu gerçekler karşısında daima şöyle dua etmeyi ihmal etmeyiniz:
-“Ya Rabbi! Bize son nefesimizde iman selâmeti ver. Bizi şehadetler getirerek Kendine kavuştur.”
İşte Âhiret hayatının zenginliği de budur. Ne güzel değil mi?
O halde;
Ömrünüzü yaşarken hep bu manâya programlı ve dayalı olarak yaşayınız.
Paraya, mala, şöhret ve makama rağbet ederek Allah (c.c.) yolundan sapmayınız. Her şeyin üzerinde Allah’ın rızası olduğunu hiçbir zaman unutmayınız. Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurur:
-“Allah’ın rızası en büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur.” (9 Tevbe 72)
O’nun razı olduğu kullardan olmak, ilk ve en önemli maksadınız olsun. Aynı gayeyi çocuklarınıza ve etrafınızdaki kişilere de aşılayınız.
Biliniz ki Allah’ın sevdiği kullardan olmanın temelinde Allah ve Rasûl’ünü sevmek vardır. Onları sevmenin işareti de emir ve yasaklarına uymaktır.
Büyüğünüz ve idare ediciniz olarak bu vazife bana verilmiştir. Öncelikle hayattayken sizleri Allah’ın emir ve yasaklarına göre yetiştirmek, hayatımdan sonra da yine sizlere en güzel tavsiyeler yapmak bana aittir. Çünkü Rabbimiz:
-“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, cehennem ateşinden koruyunuz.” (66 Tahrim 6) buyurmaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyururlar:
-“Hiçbir baba çocuğuna, iyi terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.” (Tirmizi, birr 23; Müsned, III, 412)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.