Müminlere Vadedilen Mükâfatlar

Muzaffer Dereli
Bugünkü yazımızda Rabbine kulluk yapmaya gayret eden mü’minlere va’dedilen mükâfatlardan aktarmaya çalışacağız. Allah ve Rasûl’üne itaatin karşılığıyla başlayalım isterseniz.

Bir ayet-i kerîme bunu şöyle dile getirir:

“-Her kim Allah’a ve Rasûlüne itaat eder, Allah’a saygı duyar ve O’ndan sakınırsa, işte asıl bunlar bedbahtlıktan kurtulanlardır.” (24 Nûr 52)

Cenab-ı Hakk’ın bedbaht ve perişan olmaktan kurtardığı kullar, aslında en büyük mükâfata da ulaşmış sayılırlar. Aynı sûrenin bir başka ayetinde ise Allah’ı anmaktan, namaz ve zekattan hiçbir şeyin kendilerini alıkoymadığı kulların mükâfatını görürüz:

“-Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandıracak ve lûtfundan onlara fazlasıyla verecektir. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.” (24 Nûr 38)

Mü’min kimse, Rabbinden korkan kişidir. İşte ona yine mükâfaat:

“-Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da, kapıları açıldığında bekçileri onlara; “Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedi kalmak üzere girin buraya,” derler.”

Ayetin devamında ise bu zatların hamd ve senası gelir:

“-Onlar; “Bize verdiği sözde sadık olan ve bizi dilediğimiz yerde oturacağımız bu cennet yurduna varis kılan Allah’a hamdolsun. İyi amelde bulunanların mükâfaatı ne güzelmiş!” derler.” (39 Zümer 73-74)

Sabır ne güzel haslet ve ne güzel arkadaştır o insan için. Ona sahip olan mü’minler ise şöyle müjdelenir:

“-İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar,

-Orada hürmet ve selâmla karşılanacaklardır.

-Orada ebedi kalacaklardır ki, orası ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır.” (25 Furkan 75-76)

Bu manâları dile getiren bir kaç ayet de şöyledir:

“-(Onların sonu) Adn cennetleridir. Oraya babalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih olanlarla beraber gireceklerdir. Meleklerden de her kapıdan onların yanına varacaklar (ve);

“Sabrettiğinize karşılık size selâm olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir! diyeceklerdir.” (13 Ra’d 23-24)

İbrahim Sûresi, ayet 23 de, cennet hayatında mü’minlerin birbirlerine sağlık temennileri yine ‘Selâm’dır. Selâm ise her türlü felâket, kötülük, meşakkat, hastalık ve sıkıntıdan kurtuluş ve uzaklık demektir. Zaten bizler dünyada da, daima bu güzel temenniler için ‘Selâm laşırız.

Sevgili kardeşlerim! Allah’ın müstesna dinini yaşamak, insan için en büyük kurtuluştur, diriliştir. Bütün gayemiz bu mübarek dîni en iyi şekilde hayatımıza geçirmektir. Bu gayeye ulaştığımız zaman, gönül ufuklarımızda binlerce alem açılacak ve ebedi hayatın o muştular dolu sonsuz zevk ve saltanatı, daha bu dünyadayken bizi kaplayacaktır. İşte Allah’ın bu güzel vaadleri bizlere, daima bitmeyen lûtuf ve mükâfatları müjdeler. Yukarıda ki o büyük lûtuflarla selâm manâsı, Kur’an-ı Kerim’in pek çok yerinde geçmektedir.

Ya Allah yolunda cihad eden ve O’nun yolunda can verenler... O fedâkâr kullar... Anadan, yardan, serden, mal ve mülkten geçen o altın halkalar. Rabbimiz onlardan nasıl razı olmasın!

“-İnsanlardan öyleleri de vardır ki; Allah’ın rızasını almak için kendini satar, (feda eder).” (2 Bakara 207)

Rızaya ulaşmak... Ondan başka hiçbir makam düşünülemez, Allah’ın dînini yaymaya çalışan bu kullar, hiç bir zaman mahzun ve kederli olmayacaklardır. Onların rütbeleri pek yüksektir:

“-İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündür. Kurtuluşa erenler de işte onladır.” (9 Tevbe 20)

Allah yolunda bir adım bile atsak, O’nun için bir kuruş bile harcasak mutlaka bunların da mükâfaatı verileceklerdir. İşte Rabbimiz bu hakikati şöyle haber verir:

“-Allah onları, yapmakta olduklarının en güzeli ile mükâfatlandırmak için, küçük-büyük yaptıkları her masraf, geçtikleri her vadi, mutlaka onların lehine yazılır.” (9 Tevbe 121)

İyi bir mü’min, salih bir insan olmak lâzımdır. Yoksa yaşamanın ne kıymeti var ki kardeşlerim? Çünkü bunun sonunda ölüm var, hesap var. Acaba nasıl bir ölüm, diye düşünmeli insan. Ebedi bir hayat var. Acaba ebedi, yani ölümü olmayan o hayatım nasıl olacak, diye yine düşünmeliyiz.

İşte bunun için salih yani güzel ve uygun ameller işlemeliyiz. Böylece salih bir insan olmalıyız. Salih kullara ise müjdeler pek çok. Yüce Rabbimiz, Peygamberinin lîsanıyla bir kudsî hadiste şöyle buyurur: Ebû Hureyre (r.a.)den;

“-Yüce Allah buyuruyor ki:

-Ben salih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir beşerin kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım. İsterseniz “Artık onlar için yapmakta olduklarına bir mükâfat olarak gözlerin aydın olacağı (nimetlerden) neler gizlenmiş bulunduğunu kimse bilmez,”(ayetini) okuyunuz” (32 Secde 17; Buhari, Müslim. R. Salihin: 1878)

Öyle bir lûtuf ve ihsan ki;

Onu hiç bir göz görmedi,

Hiç bir kulak da duymadı,

Bir kalpten de geçmedi...

Bütün bunlar, o salih kullara, Yüce Rabbin öyle büyük bir nimeti ki; onları hiç bir kimse de bilemez.

Bakınız akla gelmeyen, dünya aklıyla düşünemediğimiz bizlere harika gelen bazı mükâfatları Efendimiz (s.a.v.) şöyle müjdeler:

“-Ehl-i Cennet, cennete girdikleri zaman bir kimse şöyle nida eder:

Hiç şüphesiz, sizin için yaşamak vardır. Ebediyyen ölmeyeceksiniz artık.

Gerçekten sizin sağlığınız vardır; asla hastalanmayacaksınız. Sizin için genç kalmak var; ebedi kocamayacaksınız.

Size nimete ermek var; ebediyen sıkıntıya düşmeyeceksiniz.” (Müslim. R. Salihin: 1889)

İşte cennet âleminde, mü’minlerin ahvali kardeşlerim. Tabii ki orayla burası kesinlikle kıyaslanamaz.

Kıyamet gününün dehşetini bile yaşamadan ebedi mutluluğa dahil olacak gerçek mü’minler. O kadar çok müjdeler var ki kardeşlerim, buraya almamız mümkün değil. İşte onlardan bir tanesi daha:

Ey benim ayetlerime iman edip de Müslüman olan kullarım!

Bugün size hiç bir korku yoktur. Siz mahzun da olmayacaksınız. Sürûr ve ikrama müsteğrak olduğunuz halde siz de, (mü’min) zevceleriniz de girin cennete!

 Onlar altın tepsiler ve testilerle tavaf (ve ziyaret) edileceklerdir. Canlarının isteyeceği, gözlerin hoşlanacağı ne varsa hepsi oradadır.

 Siz içinde ebedi kalacak olanlarsınız. İşte bu, sizin yapageldiğiniz iyi amelleriniz sayesinde mirasçı kılındığınız cennettir.

Burada sizin için bir çok meyveler vardır. Onlardan yiyeceksiniz.” (43 Zuhruf: 68-73)

Cennet ve nimetleri... Ne güzel lûtuflar onlar mü’minler için. Ya bunların da ötesi var mı? Evet, tabii ki var. İşte Peygamberler Efendisi, bu büyük haberi şöyle müjdelerler:

Cerir b. Abdillah (r.a.) dedi ki;

-Biz Rasûlullah (s.a.v.)in yanında bulunuyorduk. Dolunay şeklindeki aya baktı ve:

“-Siz, şu ayı görüp durduğunuz gibi, Rabbinizi açıkça göreceksiniz. O’nu görmede bir zarar (ve zorluğa) uğramayacaksınız,” buyurdu. (Buhari, Müslim. R. Salihin: 1892)

İşte mükâfatların en büyüğü. Ne mutlu ona ulaşanlara!

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.