1. YAZARLAR

  2. Ahmet Güldağ

  3. Osmanlı’da İhtilal Faaliyetleri Başlıyor
Ahmet Güldağ

Ahmet Güldağ

MÜŞAHEDE
Yazarın Tüm Yazıları >

Osmanlı’da İhtilal Faaliyetleri Başlıyor

A+A-

Düvel devletler Masonlar vasıtasıyla Osmanlıyı yıkmaya çalışsalar da önce Osmanlı Hanedanı'nın yıkılmasını ön plana almışlar ki Fransa vb. de ki öğrenciler, Selanik’teki zabitan öğrenci ve mensupları vasıtasıyla ihtilal yapabilme gayreti içine girmiş olduklarını tarihî olarak görmekteyiz.
Önemli olan bir gözlem de o yıllarda yapılanların başka ama yaklaşık biçimde tarihî tekerrür olması gözden kaçmamakta.
***
Selanik’teki asker üyeleri ile Mason ve Ermenilerden müteşekkil İttihat ve Terakki Fırkası'nın ihtilalci düşüncelerinde fark görerek sadece meşrutiyet düşünceleri ile yol amaçlarını benimsemeyen Jön Türkler bu cemiyetten ayrılarak kendileri çalışmış.
Ancak kendilerine verilen devlet memurluğu vb. gibi hallerle dağılır gibi olmuşlar.
Aralarından Mısır'a kaçanlar olmuş. Mısır’da ki Prens Lütfullah ve Sabahattin, "Umum Osmanlı Vatandaşlara" hitaplı iki beyanname ile Jön Türkler’in bir kongre düzenlemesini önermişler.
Bu çağrı sonucu 4-9 Şubat 1902’de Paris’te “Birinci Osmanlı Liberaller Kongresi” adıyla bir kongre toplanmış..
Daha sonra, Fransız Senatosu Üyesi Lefévre-Pontalis’in evinde 47 kişinin katılımı ile "I. Jön Türk Kongresi" diye anılan kongre gerçekleştirilmiş.
Bu kongrede cemiyet, “adem-i merkeziyet” (Liberal) fikrini savunan Prens Sabahaddin öncülüğündeki grupla, merkeziyetçi Ahmet Rıza öncülüğündeki grup arasında ikiye bölünme olmuş.
“Düzenlenecek bir ihtilal için başka devletler ile işbirliği yapmak” düşüncesine Ahmet Rıza grubunun katılmaması üzerine kongre bir karar alamadan dağılmış.
Kongreden sonra Ahmet Rıza’nın temsilcisi olduğu grup, “Terakki ve İttihat Cemiyeti”ni kurarak faaliyetlerini sürdürmüş;
***
1906 Eylül'ünde Selanik'te yönetimi yıkmayı amaçlayan ve ihtilalci bir cemiyet olan “Osmanlı Hürriyet Cemiyeti” adı altında yeni bir cemiyet kurulmuş.
Yönetimi Mehmet Talat, İsmail Canbolat ve Rahmi Bey üstlenmiş. Aynı günlerde Mustafa Kemal, Şam'da Beşinci Ordu subayları arasında “Vatan ve Hürriyet Cemiyeti” adlı örgütü kurmuşlar ve kısa bir süre içinde Selanik’e gidip orada bir şube açmışlar.
Osmanlı Hürriyet Cemiyeti önce Vatan ve Hürriyet ile birleşmiş. Makedonya’da hızlı yayılıp genç subaylar arasında taraftar bulan dernek, gizlice Selanik’e gidip görüşmeler yapan Doktor Nazım’ın çabaları sonucu merkezi Paris’te bulunan Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti ile 27 Eylül 1907’de resmen birleşmişler..
Birleşme sırasında cemiyetin adı da değiştirilerek “Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti” olmuş ve Paris, cemiyetin dış merkezi; Selanik ise iç merkezi olarak kabul edilmiş.
Bu birleşme ile İttihat ve Terakki, siyasi niteliğinin yanı sıra askeri bir nitelik de kazandığı görülmekte..
29 Ekim 1907’de Mustafa Kemal ve arkadaşı Ali Fethi Bey’in ısrarı ile 322 numaralı üye olarak derneğe girmişse de ilerde anlatacağım gibi Cemiyet içinde zabitan kısmının olması sakıncalarını belirterek tenkitle ayrılmış.
***
1907 yılı sonunda Paris’te tüm muhalif gruplar ve Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaksutyun)’un katılımı ile Ahmet Rıza, Prens Sabahaddin ve Malumyan’ın ortak başkanlığında adına “II. Jön Türk Kongresi” dedikleri kongre düzenlenmiş.
Bu sefer “dış müdahale” konusu ortaya atılmamış ama üç gün süren kongre çalışmaları 29 Aralık’ta tamamlanınca bir bildirge yayımlamış.
Bu beyanname ile katılımcıların “Abdülhamit’i tahttan inmeye zorlamak ve parlamenter bir yönetimin kurulması” etrafında birleştikleri duyurulmuş.
***
İşte bu mülahazalarla çalışılırken, Selanik'te bulunan İttihat ve Terakki merkez komitesi Merkezi Selanik'te bulunan 3. Ordu’nun gerçekleştirdiği 1908 Devrimi'ni organize etmeye başlamış..
Bir iddiaya göre ihtilalin, Abdülhamit’in tahta çıkış günü olan 1 Eylül’de yapılması planlanmış ise de.
3 Mart 1908’de İngiltere’nin Makedonya sorunu hakkında yayımladığı genelge, yöreye olası bir müdahaleyi engellemek isteyen cemiyet üyesi subayları harekete geçirmiş. 3 Temmuz 1908 günü Resne’de Kolağası Niyazi Bey’in 200 asker ve 200 sivilden oluşan bir çete ile dağa çıkması ile ihtilal fiilen başlamış olmakta.
Abdülhamit’in dağa çıkanlara karşı aldığı tedbirler, subayların genellikle cemiyet üyesi olması nedeniyle işe yaramamış. Cemiyetin Manastır merkezi, padişaha, “Kanuni Esasi’yi yürürlüğe koymasını ve 26 Temmuz’a kadar Meclisi Mebusan’ın açılmasına izin vermesini” isteyen bir telgraf çekmiş.
Eyüp Sabri kumandasındaki Ohri Taburu ile Niyazi Bey komutasındaki Resne taburu 22 Temmuz gecesi Manastır’da birleşerek ve Manastır Fevkalede Kumandanı olarak görevli bulunan Müşir Fevzi Paşa’yı dağa kaldırmışlar.
23 Temmuz günü atılan 21 pare top atışı ile Manastır’da “Meşrutiyet yönetimi” İttihat ve Terakki tarafından ilan edilmiş.. Durum, Yıldız Sarayı'na telgraflarla bildirilmesi ardından.
23 Temmuz’u 24 Temmuz'a bağlayan gece Kanuni Esasi’nin yürürlüğe konmasına karar verilmiş ve resmi ilan ertesi sabah gazetelerde yayımlanmış.
Böylece İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin hareketi, çetecilik yoluyla yönetimi ele geçiren ilk hareket olarak tarihe geçmiş olmakta.
Meşrutiyet dönemi ve 31 Mart olayını da inşallah ilerde izleriz.
***
Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle

Bu yazı toplam 7127 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.