Zulüm 60 yıldan bu yana sürüyor

Komünist Çin hükümetinin Doğu Türkistana yaptığı baskı, şiddet, zulüm ve asimile politikalarını birebir yaşadığını belirten Doğu Türkistan asıllı Enver Muhammet Karakaş Çinin Doğu Türkistandaki zulmünün 1949 yılından bu yana sürdüğünü, yaşanan son olayın

1999 yılında Türkiye’ye gelen Enver Muhammet Karakaş, 60 yıldan bu yana devam eden Çin zulmünün temel nedeninin, buradaki halkın din olarak Müslümanlığı benimsemesi ve Türkçe konuşması olduğunu belirtti. Doğu Türkistan’da 35 milyon Uygur Türk asıllı Müslüman’ın yaşadığını dile getiren Karakaş, yaşanan zulmün tarihi gelişim sürecini ise şu şekilde açıkladı: “Doğu Türkistan yıllarca özerk değil, kendi özgür devleti ile egemen bir şekilde yaşamıştır. Büyük Türkistan olarak adlandırılan bu bölgeyi Ruslar ve Çinliler iş birliği yaparak ikiye böldüler. Batı Türkistan’ı Ruslar, Doğu Türkistan’ı Çinliler işgal etti. Çinlilerin 1949 yılında Doğu Türkistan’ı işgal etmeleriyle başlayan zulüm ve asimile politikası halen devam etmektedir. Batı Türkistan’daki Türkler 1990’da bağımsızlığını alarak Türki Cumhuriyet unvanını aldılar. Doğu Türkistan ise halen Çin zulmü altında yok edilmeyle karşı karşıyadır. Çin, Doğu Türkistan’daki Türk halkını asimile politikası ile yok etmeye çalışıyor. Bunun temelinde de dil ve dini görüyor. Bölgede Türkçe konuşmak yasaklanmış durumda. Müslüman halk ibadetlerini gönlünce yapamıyor. Camiler ibadete açık ancak, 18 yaşından küçüklerin veya, memurların camiye girmesi yasaklanmış durumda. Din eğitiminden de mahrum kalıyor çocuklar. Buna rağmen, doğu Türkistan’daki halkın İslam sevgisi ve dinine bağlı olması neticesinde her çeşit yasak baskı ve zulme rağmen ev çalışmalarıyla dini eğitimler veriliyor. Dine bağlı yaşanmaya çalışılıyor. Çin’in yaptığı baskı ve zulmün temelinde de asimilasyon çalışmaları yatıyor. Amaçları bu bölgedeki Türk nüfusu tamamen yok etmek ve zaten sömürdükleri verimli topraklara tamamen sahip olmak.”

‘DOĞU TÜRKİSTAN ÇİNLİLEŞTİRİLİYOR’
60 yıldan beri sistematik olarak doğu Türkistan halkını toptan yok etmeye yönelik çok yönlü zulüm uygulandığını ifade eden Enver Muhammet Karakaş, “Zulümlerin başında özellikle Doğu Türkistan’ı tamamen Çinlileştirmeye yönelik çalışmalar var. Çinlilerin, Doğu Türkistan’a göç etmesi ile Doğu Türkistan’daki Çin nüfusu artırılıyor, Türk nüfusu azınlık konumuna getirilmeye çalışılıyor. Maksatları, ileride Doğu Türkistan halkını tamamen yok etmek. Bu amaç doğrultusunda ana rahmindeki çocukları bile yok ediyorlar. Köylerde iki, kentlerde bir çocuktan fazlasını yasaklıyorlar. Kayıtlara bakarak fazla doğum varsa çocuğu ya kürtaj yoluyla alıyorlar, ya da doğduktan sonra vahşice öldürüyorlar. Özellikle genç nesil tutuklanarak, hapishanelerde çeşitli işkencelere maruz bırakılıyor. Bir şekilde direnişten bezdirmeye çalışıyorlar” diyerek orada yaşanan vahşetin boyutlarını anlattı.
İNSAN HAKLARI BU BÖLGEYE UĞRAMIYOR
Doğu Türkistan halkının insan haklarından da bihaber olduğunu dile getiren Karakaş, bu bölgede dış dünyadan haber almayı sağlayacak uydu anten yayını, internet gibi cihazların yasak olduğunu belirtti. Bölge halkının her türlü insan hakkından mahrum bırakıldığını açıklayan Enver Muhammet Karakaş, “Türk kültür, örf ve adetleri ile İslam medeniyeti bu bölgede yok edilmeye çalışılıyor. Bu amaç doğrultusunda hak hukuk tanımıyorlar. Halkı olmadık işkencelere maruz bırakıyorlar. Hatta öyle ki, Doğu Türkistanlı kız kardeşlerimiz taciz ve tecavüz yoluyla rencide ediliyor” dedi.
SON OLAY, BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLAYDI
Yaşanan son olayın, Çin’in Doğu Türkistan halkına yaptığı zulmün son halkası olduğunu ifade eden Karakaş, “En son çinin Guandu şehrinde çalışmakta olan 800 e yakın Doğu Türkistanlı genç, bir oyuncak fabrikasında çalıştırılmak üzere bir binaya yerleştirilmiş, burada geceleri gelip Çinliler tarafından Doğu Türkistan asıllı genç kızlara taciz eden Çinlilere karşı orada bulunan Doğu Türkistanlı erkekler müdahalede bulunmuş. Bu olaydan sonra aralarında bir kavga çıkmış, bu kavga kısa sürede bitmiş. 3 gün sonra o fabrikada çalışan yaklaşık 8 bin Çinli ellerinde sopa ve tokmaklarla gece yarısı saat 2’de Doğu Türkistanlı işçilerin yatakhanelerine saldırmış. Çin polisi bu olaylara hiç müdahale etmemiş. 8 saat süren katliamda 300’den fazla doğu Türkistanlı vahşice katledilmiş. Bu olaydan 3 gün sonra Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de halk toplanmış ve bu fabrikadaki katliamın sorumlularının bulunmasını yerel hükümetten talep etmiş. Bunun üzerine Çin ordusu sorgusuzca bunların üzerine otomatik silahlarla ateş açmış. 40 kişiyi öldürülmüş. Bu olayı gören halk, dayanamayıp ellerinde ne bulursa sokaklarda Çinlilere saldırmış. Bu olay neticesinde şu ana kadar ölü ve yaralı sayısı net bilinmemekle beraber ölü sayısı 3 bini, yaralı sayısı da 8 bini geçmiş durumda. Ayrıca, tutuklanıp hapislere atılan 6-10 bin arası halk, hapishanede çeşitli işkencelere tabi tutuluyor. O günden beri, Çin hükümeti arka planda durarak tamamen halkı silahlandırıp öne sürerek toplu katliam yapıyor. Katliamlar halen devam ediyor. Son aldığımız bilgilere göre, sivil polisler kimlik kontrolü yapacağız diyerek evlere girerek, erkeklerin başlarını kesip, kadınlara tecavüz ediyor ve cesetlerini sokaklara atıyor” ifadelerini kullandı. 
DÜNYA İNSANLIĞINA SESLENİYORUZ
Zulmün son bulması için dünya insanlığına seslendiklerini belirten Karakaş, “Türk dünyası ve İslam alemine ve hatta hür dünya insanlarına sesleniyoruz. Bu vahşetin bir an önce son bulması için Çin devletine baskı yapılsın. Doğu Türkistan halkı Türkiye Cumhuriyetini kurtarıcı olarak görüyor. Türkiye Cumhuriyeti İslam ve Türk dünyasının lideri olması münasebetiyle Doğu Türkistan’a daha çok sahip çıkmalı. Türkiye’deki kardeşlerimizden isteğimiz ise burada zulüm gören Müslüman kardeşleri için dua etmeleridir” dedi.
RASİM ATALAY

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Türkiye Haberleri