İnanç Özgürlükleri Platformu Sözcüsü Abdurrahman Akçan, Amerikan askerlerinin Kur-an’ı Kerim yakmasını eleştirerek, bunu yapanların sonlarının yakın olduğunu söyledi. Akçan, zulmedenlere karşı sesiz kalamayacaklarını ifade etti
İnanç Özgürlükleri Platformu 233. hafta basın açıklaması gerçekleşti. Basın açıklamasının bu haftaki konusu Amerikan askerlerinin Kur-an’ı Kerim yakmasını eleştiri ve 28 Şubat süreci oldu. Basın açıklamasını yapan platform sözcüsü Abdurrahman Akçan, 28 Şubat’ın kimilerine göre unutulduğunu, kimilerinin de yazdığı yazılarla vatandaşı tahrik ettiğini söyledi. Abdurrahman Akçan, “Bin yıl süreceği söylenen 28 Şubat post modern darbe kimilerine göre 10'lu yıllarda bitti. Kimilerine göre ise farklı şekillerde varlığını ve etkisini hissettirmekte. Şöyle ki Diyarbakır'da özel bir hastanede başörtülü personelin çalıştırılmaması ve daha ileri boyuta taşıyıp başlarını örten küçük çocuklara bile bakan birilerinin tahrik olması olacağını düşünen yazar iğrenç bir zihniyetle yazılarını yazmaya devam ediyor. İmanı konular bir bütündür, biri diğerinden daha az önemli,ya da diğerinden daha öncelikli değildir. İşte bu nedenledir ki; imanı konularda ne olursa olsun, her ne adına olursa olsun asla ve asla hiçbir şekilde ödün vermek, uzlaşıdan söz etmek, dahi mümkün değildir” dedi. Afganistan'da işgalci NATO güçlerinden Amerikan askerlerinin o bölgede yaptığı katliam işkence ve zulümler yetmiyormuş gibi son olarak Kur-an'ı Kerim'i yakma cüretini gösterdiklerini ifade eden Akçan, bunun büyük bir küstahlık olduğunu ifade etti. Kur-an’ı Kerim’in şerefli bir kitap olduğunu vurgulayan Akçan, “Bu uğurda kendisini Müslüman olarak kabul eden herkesi duyarlı olmaya davet ediyoruz. Atalarımızın dediği gibi de eceli gelen köpek cami duvarına işermiş bu köpeklerinde eceli geldi galiba. Zira bu uğurda dün olduğu gibi bugün de, yarın da milyonlarca can feda olmuş olmaya da hazırdır. Bu böylece biline. Öte yandan Suriye'ye yönelik batı müdahalesini meşru hale getirecek bölgedeki mezhep çatışmalarını fitilini ateşleyecek görüşme ve müdahale planları devreye sokma çalışmalarını şiddetle kınıyoruz. Suriye'deki zulüm ile Irak, Bosna, Hoca Ali katliamlar arasında hiçbir fark yoktur zulüm zulümdür. Bu olaylar bize gösteriyor ki zalim ve zulüm farklı coğrafyalarda, farklı kişiler elinden farklı halklara uygulansa da sonuç hep aynı. Kan gözyaşı ve zulüm değişmeyen tek gerçek mazlumların zulme maruz kalmasıdır” diye konuştu.
ZALİME KARŞI TEVHİD ADALETİ
Zalim kim olursa ve kime zulmederse zalim ve zulme karşı tevhid ve adaleti ile haykırdıklarını belirten Abdurrahman Akçan şunları kaydetti; “233 haftadır, bu meydanlarda olmamızı ve bu meydanlardan dilimizin döndüğü kadarıyla söylemeye çalıştıklarımızı, sadece karşı oluşturulmuş bir tepkiden ibaret olduğunu zannedenlerin fena şekilde yanıldıklarını kendilerine hatırlatmak isteriz. Galiba biz her hafta meydanlarda, neleri neden? İstediğimizi veya neleri neden? İstemediğimizi iyi ifade edemedik, meramımızı iyi anlatamadık ya da bazıları bizi anlamamakta ısrar ediyorlar. Biz neden meydanlarda olduğumuzu, bunca zamandır ne istediğimizi bir kez daha ifade edelim. Yüce Allah Hud suresi 112. ayetinde "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" buyuruyor. Dosdoğru olmak, Allah’ın istediği istikamette olmak o istikamet üzere kalabilmek ve Allah’ın istediklerini yerine getirebilmek hususunda, önümüze konan veya konulması düşünülen her türlü engeli aşmak, boyun eğmemek, yılmamaktır. Müslüman'a yakışan bir duruş ve tavırla, vakarla direnmektir” Açıklama sonrası grup olaysız bir şekilde dağıldı.
İBRAHİM ÇİÇEKÇİ