Zor bir 2. yarı

Sabit Horasan

Torku Konyaspor’u ligde zor ve sıkıntılı bir ikinci yarı bekliyor.
Fikstür gereği, Fenerbahçe maçından sonra yeşil-beyazlı takım kalan 16 karşılaşmanın 8’ini içeride, 8’ini de deplasmanda oynayacak.
İç sahadaki 8 karşılaşmanın 3’ünde rakipler; Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor.
Geriye akalan 5 maçın kazanılması 15 puan demek. Diğer maçları hesaba katlamayacak olursak, bu yeterli değil. O nedenle, Kartalların 3 maçı da en az puan kaybıyla kapatmaları, deplasmanlardan da puan çıkartmaları gerekmekte.
Süper ligin ikinci yarısı tüm takımlar açısından da çok zor geçecek.
İyi futbol, göze hoş gelen futbol, elbette ki seyirciyi tribünlere çeker. Ama, kazanmaya yetmez.
Bunu Fenerbahçe maçında açıkça yaşadık.
Kazanmak için ne olması gerekir, gol atacaksın, hata yapmayacaksın ve sonuçta da kalende gol görmeyeceksin. 3 puanı hanene yazdıracaksın.
Torku Konyaspor, dirençli bir kadroya sahip ve çok iyi konsantre olmuş lider Fenerbahçe karşısında oyunu çok iyi kontrol etti.
Öncelikle, Fenerbahçe karşısında  çok iyi mücadele eden, Djalma’nın attığı gol öncesi gelişen kombine atak ve daha sonra iki - üç kez tekrarlanan olgun ataklar nedeniyle Toırku Konyasporlu futbolcuları kutluyorum.
Maçın büyük bir bölümünde çok iyi alan savunması yapan, ikili mücadelelerde rakip oyunculara geçit ve net pozisyonlar vermeyen, özellikle ikinci yarıda rakipten daha çok gol pozisyonu üreten, ancak bunları değerlendiremeyen yeşil-beyazlılar, ne yazık ki, yan toplanda aynı başarıyı gösteremedi. Yan top sıkıntısını yine yaşayan Kartallar, basit hatalar sonucu kalesinde iki gol gördü ve yenilmekten kurtulamadı.
Maçın geneline baktığımız zaman, Torku Konyaspor’un bu yenilgiyi hak etmediğini söyleyebiliriz.  
Ama dediğimiz gibi, adam ve alan paylaşımındaki sıkıntı, yardımlaşma ve bir anlık konsantrasyon eksikliği, biraz da tecrübesizlik Konyaspor’a en az 1 puan kaybına maloldu.
Torku Konyaspor, ikinci yarıda, iç sahadaki ilk maçını Pazar günü Sivasspor ile oynayacak.
Kartallar için, en az Fenerbahçe maçı kadar zor geçecek bu karşılaşma, temsilcimiz  açısından, bir önceki maça göre çok daha büyük önem taşımakta. Dahası, iç sahada puan kaybı yaşanmaması adına kaybedilmemesi, kazanılması gereken bir maç.
Sivasspor, iyi futbol oynayan, dirençli, pres ve dripling yapan, rakip defans arkasına çok iyi sarkabilen çabuk futbolculara sahip, çok, çok ciddiye alınması gereken bir ekip.
Disiplinden kopmadan oynayarak bunlara dikkat edilmesi gerekiyor diye düşünüyorum..   
Aksi halde, kaybedilecek puanlar veya alınacak bir beraberlik bile Torku Konyaspor’u hedef açısından zora sokabilir.
xxx
Fenerbahçe maçı hakemi Ali Palabıyık için de söylenecek çok şey var.
Öncelikle, Merkez Hakem Kurulunun bu hakemi, böyle bir maça vermesine anlam veremedik.
Üç aya yakın bir süredir Süper ligde maça çıkmayan, yeterli deneyime sahip olmayan Ali Palabıyık, Fenerbahçe’nin son günlerde gündemin birinci sırasına oturması ve camianın bunun sonucu büyük beklentiler içerisinde olması nedeniyle bu maça verilmemeliydi. MHK seçimini daha tecrübeli bir hakemden yana yapmalıydı.
Nitekim, karşılaşmanın genelinde iyi görünen, ancak kritik dakikada Alves’in hareketi sonucu kırmızı kartını çıkartamayan ve penaltı noktasını gösteremeyen Ali Palabıyık maça damgasını vurdu. Sonucu da Torku Konyaspor adına olumsuz etkiledi.  
Oysa, büyük ve yürekli hakem olmak böyle maçlarda ortaya çıkar. Şayet Ali hoca gerekeni yapsaydı, penaltı noktasını gösterseydi daha da büyüyecek ve kendi önünü açmış olacaktı.
Ali Palabıyık, Alves’in hareketi sonucu kırmızı kartı göstermeyerek penaltıyı da vermeyerek bir yerde Fenerbahçe camiasının beklentilerini karşılamış oldu. Veya bu görüşü savunanları haklı çıkarmış oldu.
Umarız ki, bu hatalar MHK ve hakemler için de bir tecrübe olur. Hatalar tekrarlanmaz. Böylece takımlarında canı yanmaz.  
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.