Gece haberlerinde pırlanta, zümrüt, elmas gibi değerli taşları satanlardan yüzde 20 Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alınacağı haberini duyunca, sevinmiştim. Sevincim pek uzun sürmedi ve gece haberlerinde, teklifin geri çekilerek Pırlanta Lobisi’nin üzerine artı puan olarak yazıldığını öğrendim. Bunda en büyük rolü de eski Ticaret Bakanı ve AKP Samsun Milletvekili Mehmet Muş’a vermişler.
Televizyon ekranlarına çok sık gelmeye başlayan “‘ZEN’siz olmaz!” diye başlayan bir pırlanta reklamı var. Oradaki “zen” kadın demek. Kadın burada bir “meta” aracı olarak kullanılarak pırlantaya dikkat çekiliyor. Zaten kadınlar, ev, araba, ayakkabı, elbise ve otomobil lastiğinden tutun deterjan ve kimyevî temizlik maddelerine varıncaya kadar her tür reklamda açık-kapalı “meta” olarak kullanılıyor.
Gece Meclis’te yapılan bir operasyonla kıymetli elementler satanlardan ÖTV alınmaması yönünde iktidar partisi grubu bir irade ortaya koymuş. Torba Yasa’dan teklifi geri çekmişler. Hangi milletvekilleri (iktidar-muhalefet) buna oy verdiler bilmiyorum. Bildiğim bir şey var; mevcut meclisin, küçük bir azınlığın (yüzde 20) mutluluğunu, büyük bir çoğunluğun (yüzde 80) fakirliğine tercih etmiş olmasıdır. Yâni AKP mutlu azınlığı “para deposu”, toplumu da “oy deposu” olarak gördüğünü verdikleri oylarla deklere etmiş oluyorlar.
İki Türkiye’den biri acaba hangisi?
“Zen” yerine ister ‘para’yı, ister ‘rey’i, isterseniz ‘enflasyon’u koyabilirsiniz. AKP’nin ne paradan, ne oydan ne de enflasyon canavarından vazgeçeceği yok. Enflasyonu bilinçli olarak düşürmüyorlar. Öyle bir niyetleri de yok zaten. Olsaydı iktidarda kaldıkları 24 yılda şimdiye kadar çoktan düşürmüşlerdi. Dünyada 145 ülke arasında en yüksek enflasyona sahip ülkeler sıralamasında ilk üçte yer alıyoruz. Bu ayıp “ben ekonomistim” diyen ‘Milletin Adamı’na yeter de artar bile.
Halkın içinde olan bir gazeteciyim. Hem vatandaşın nabzını tutarım hem de Sarraflar Çarşısı’nda altının ve AVM ile pazarlarda enflasyonun. Bir emekli olarak bu yılın ilk üç ayında aldığım maaşın 2 bin lirası eridi gitti. Asgari ücretin de 3 bin liraya yakını enflasyon canavarının karnına gitti. Mevcut iktidar partileri ile muhalefet partileri, toplumu “enayi” yerine koymasınlar. 86 milyondan yüzde 80’ini “zeytinyağı yerine gres yağı yiyin” demesinler. Özellikle muhalefet partilerine sesleniyorum:
Sosyal medyadan ve sırça köşklerinizden çıkarak halkın arasına karışın. Anadolu’yu şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy, pazar pazar gezin ve yollarını karış karış adımlayın. Halkın nabzını tutun ve onların gören gözü, işiten kulayı ve hisseden kalbi olun. İki Türkiye’den birini tercih edin.
Hayat pahalılığı altında ezilen, aşağılanan, hor görülen yoksul, yoksun bırakılan halk ve toplumdan mı yanasınız; yoksa açın hâlinden anlamayan karnı tok, sırtı pek, mutlu bir azınlık olan para babalarının, mafya babalarının ve/veya milletin birikimlerini hile yoluyla kandırarak soyan, hortumlayan haramzadelerin yanında mi yer alacaksınız?
İktidarı ve muhalefetiyle birlikte ili Türkiye’den birini tercih etmek zorundasınız. Bu millet altın kaçakçılığından yakalanan milletvekillerini de gördü, insan kaçakçılığı yaparken yakalanan generalleri de. Halkın kendilerine emanet ettiği kıymetli eşya ve dövizler ile birikimlerini zimmetine geçirip iç eden sözüm ona liyâkatsız, ehliyetsiz, sahtekâr bürokratları da.
Kimileri çıkıyor “zensiz olmaz” diyorlar.. kimileri çıkıyor “parasız olmaz” diyor.. kimileri de var ki yirmi dört yıldan beri “enflasyon canavarsız” yapamayız diyerek milletin ensesinde boza pişiriyorlar.
GÜNÜN SÖZÜ
“Derelerinizden petrol aksa, dağlarınızdan altın fışkırsa, eğer adalet kavramı yok ise ve kurala göre değil duruma göre adaleti benimsemişseniz, ülkede ekonomik gelişmeden ve kalkınmadan bahsedemezsiniz.” (Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası eski Başkanı)