Zamânın Tanzimi

Nurten Selma Çevikoğlu

Kutsal kitâbımızda zaman kavramına dâir pek çok âyetler vardır: “Fecre, on geceye, çifte ve teke, örttüğü an geceye yemin ederim ki bunlarda akıl sâhibi için elbette birer yemin (değeri) vardır.” (1) “Rabbinin adını sabah-akşam an (zikret). Gecenin bir kısmında O’na secde et. Gecenin uzun bir bölümünde de O’nu tespih et.” (2) “(Ey Muhammed!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bâzen) yarısını, (bâzen de) üçte birini, yatmadan (ibâdetle) geçirdiğini ve berâberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah’tır.” (3)

İki cihânın sultânı sevgili Peygamberimiz aleyhissalâtu vesselâm’ın da zaman konusunda çok faydalı ve ibretli sözleri vardır; ‘Akşama erdiğinde sabahı bekleme. (yapabileceğini yap, vaktini azâmi şekilde değerlendir) Sabaha erdiğinde de akşamı bekleme. (yapabileceğini yaparak vaktini azâmi şekilde değerlendir)’ (4) buyururlar. ‘Kıyâmet günü, âdemoğlu beş şeyden hesap vermeden Allâh’ın huzûrundan ayrılmaz: Ömrünü ne yaparak tükettiğinden, gençliğini ne işte harcadığından, malını nereden kazandığından, malını nerelere harcadığından, öğrendiğiyle ne derece amel ettiğinden.” (5) Demek ki her şeyin hesâbı gibi ömrün de hesâbı var.

Başka bir hadislerinde; ‘Dünya her an bizden uzaklaşmakta, âhiret de yaklaşmaktadır. Bunlardan her ikisini de tercih edenler var. Siz âhireti tercih edenlerden olun, dünyâyı tercih edenlerden olmayın. Zirâ bugün çalışma var, hesap yok, yarın ise hesap var, çalışma yok.’ (6) İnsanın dünyâdaki en büyük kazanımı ahretini elde etmesidir. Zaman doğru değerlendirilerek ahret kazanılır. Büyük âlim Hasan el-Bennâ; ‘Vaktin hakkını idrak eden kimse, hayâtının anlamını da idrak etmiştir. Çünkü vakit, hayat demektir.’ (7) Diyerek nerdeyse vaktin hayatla eş anlamda olduğunu açıklamıştır. (8)

Hayâta anlam kazandıran, vaktin tanzimine gösterilen hassâsiyettir. Halbuki nice ömürler, hep dünya işleri ya da boş meşgaleler peşinde israf olup gitmektedir. Akıllı ve idrakli kişi odur ki, hayâtının her ânını âhiret kazanma adına fırsatı ganimet bilir. Yirmi dört saati belirli zaman dilimlerine bölen namaz vakitleri müminlere sanki şu mesajı verir; ‘planlı yaşa, programlı ol. Her aklına eseni yapma. Düşünerek, akıl ve irâdeni kullanarak hareket et.’ İnanan kişi bu mesaj doğrultusunda ânının, gününün, haftanın, ayının, senenin hatta hayâtının hesâbını yapan bir kişi olmalı. Burada hesap yapanlar öteler âleminde hiç hesap yapmayacaklardır. Burada hesapsızca ömür sürenler en ince detaylara kadar hayâtın hesâbını bâki bir âlemde vereceklerdir. İş bu kadar çetindir.

Meşgûliyetsizlik insanı üzüntüye sevk eder. Boşluktan insan düşüne düşüne problem olmayacak şeyleri problem gibi algılamaya başlar. Burada bakış açıları da önem arz eder. Olumsuz bir bakışla meselelerine bakan bir kişi ufacık menfi bir şeyi, problem olarak görür. Kimi zaman olumlu şeyler dahi menfi bakışlı kişinin gözünde sorun oluşturur. Böyle bir insanın hayâtının tadı yoktur. Böyleleri küçük bir olumsuzluğu sıkıntı yapan ruh hâli taşırlar. Bu sebeple insanlar boş durmayıp ânı güzel şeylerle doğru biçimde değerlendirerek hayâtı kendisi ve çevresi için değerli kılabilirler.

Zamânı doğru değerlendirebilme dileğiyle kalın sağlıcakla…

---------------------------

1) Fecr, 89/1-5.

2) İnsân, 76/26.

3) Müzzemmil, 73/20.

4) Buhâri, Rikak: 3.

5) Tirmizi, Kıyâme:1.

6) Buhâri, Rikak: 4.

7) Abdulfettah Ebû Gudde, İslâm Âlimlerinin Gözüyle Zamanın Kıymeti, İzmir, 1995, s. 77.

8) Geniş bilgi için, Nurten Çevikoğlu, Biz ve İkbal, İst, 2008, s.55-65

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.