Osmanlı devletinin yıkılmaya yüz tutmasından bu yana Ortadoğu ve Balkanlar'da yaşayan Müslümanlar adeta kan ve göz yaşı deryası içinde hayatlarını sürdürmekteler. Yani son üç asırdır hep üzüntü ,hep keder hep sıkıntı içindeler. İstenilen huzur ve refaha bir türlü sahip olamadılar. Oysa yaşadıkları coğrafi konum ve sahip oldukları doğal zenginlikler olarak dünyanın en refah ülkeleri olmaları gerekirken maalesef İslam coğrafyalarında hazin bir durum söz konusu.
**
Filistin’den Arakana, Irak'tan Mısır'a, Suriye’den Bosna’ya dünya üzerindeki Müslümanların yaşadığı bir çok bölgede insani olarak katlanılması mümkün olmayan sorunlar var. Bu sorunlardan biride Suriye meselesi. Son günlerde Suriye’de vuku bulan kimyasal saldırı ve gözlerimizin önünde can veren yavrular yüreklerimizi dağladı. İnsanı en çok yaralayan şey ise elinin kolunun bağlı olması, böylesi bir vahşete karşı sadece kalbiyle ve diliyle buğz edebilmesi. Oysa gönül ister ki o zalimlerin gününü gösterelim,yaptıkları zulme misliyle karşılık verelim, ama yok gücümüz yok.
**
Buradaki olayın daha hazin olan tarafı ise yaşanan bu olay karşısında dünyadaki Müslüman ülkelerin ellerinin kollarının bağlı olması ve zalime karşı verilecek tepkinin gayrimüslimlerden beklenilmesi. Ya rabbi ne durumlara düştük ,kardeşlerimiz öldürülüyor biz bekliyoruz ki batı gelsin bunu yapanlara haddini bildirsin. Hani denize düşen yılana sarılır diye bir tabir vardır ya tam da o durumu yaşıyoruz şu sıralar. Batı ister mi ki Müslümanlar rahat yaşasın,batı ister mi ki Müslümanlar mutlu olsun, Batı ister mi ki Müslümanlar zengin olsun. Hayır bunların hiçbirini istemezler ve istemediler. Tarihi boşuna mı okuyoruz?
**
O sebeple batı bu katliam karşısında emin olun ki sevinmiştir. O yüzden adeta alay edercesine müdahale için yok daha karar vermedim, yok şu gün yapmayı düşünüyorum, yok müdahaleyi şöyle yapacağız, yok böyle yapacağız. Bunlar kanıma dokunuyor, Müslümanlarla adeta dalga geçiyorlar. lakin burada gözlerden kaçmaması gereken bir husus var. Hep batıyı suçluyoruz evet ama oturup bir düşünelim.
**
Bir düşman düşmanının iyi durumda mı olmasını ister yoksa kötü durumda mı?Bu soruya cevabınız tabiî ki kötü durumda olmasını ister ise o zaman sıkıntı bizde. Sıkıntı Müslümanlarda: Biz değil miyiz kendi aramızda didişen, biz değil miyiz kardeş olduğumuzu unutup hainlerle ortak olan, biz değil miyiz Allah’ın kitabını, Allah’ın dinini bırakıp aradığımızı başka yerde arayan? Biz değimliyiz onlara bu fırsatı veren? Evet biziz, bunları yapan hep biziz. O halde yok batı şöyle yok batı böyle demeyi bırakıp, elimizdeki altın İslam nimetine sarılalım. Daldığımız gaflet uykusundan bir an önce uyanalım.
**
Zalimlere gelince hiç merak etmesinler,nasıl ki Allah bedirde bir avuç Müslümanı müşrikler ordusuna yem etmediyse,nasıl ki Çanakkale’de yedi düvele imkan vermediyse,yine kafirler topluluğuna, müşrikler topluluğuna, fasıklar topluluğuna, yine zalimler topluluğuna fırsat vermeyecek mazlumlar bekleyin. Allah’ın yardımı yakındır.
Zalimin zulmü varsa mazlumun Allah’ı var
.
İlk yorum yazan siz olun