Zade Naturel yağları tarafından düzenlenen ‘Sağlıklı Yaşam’a Davet’ konulu panel, Dedeman Otel’de gerçekleştirildi. Panele Vali Yardımcısı Yusuf Özdemir, Konya İl Müftüsü Şükrü Özbuğday, İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, TSE Başkanı, KSO Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil ve çok sayıda davetli katıldı. Moderatörlüğünü Gazeteci-Yazar Nevval Sevindi’nin yaptığı panelde Sevindi, gazeteci ve meraklı biri olarak Konya’da yağ üretimi yapıldığını ancak 4 ay önce öğrendiğini söyledi. Bunun büyük bir başarı olduğunu söyleyen Sevindi, Helvacızade yöneticilerine teşekkür etti.
Daha sonra konuşan panelist Prof. Dr. Bingür Sönmez de konuşmasına kalbin önemine vurgu yaparak başladı. “Kalbimiz bizim arkadaşımız, onun kıymetini bilin” diyen Sönmez, antioksidanın kalbe iyi geldiğini ancak kalbin korunmasında bunun yeterli olmadığını ifade etti. Sönmez, kalbin korunması için alkol, sigara, doymuş katı yağdan uzak durmak gerektiğini, egzersiz yapmanın da öneminin büyük olduğunu ifade etti.
KAİNAT, BİR DENGE ÜZERİNE KURULU
36 yıl yurtdışında kaldığını hatırlatan panelist Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu ise “Yurtdışında kaldığım zamanlarda, arada bir memleketime, anamın elini öpmeye gelirdim. 70-80’li yıllarda geldiğimde anama ‘ana bu ekmeğin tadı bozulmuş’ demiş, annemden de ‘sus oğlum çarpılırsın’ cevabını almıştım. Daha sonra baktığımda ise memleketimin tamamının çarpıldığını gördüm. Sağlıklı beslenmenin ilk şartı olan sağlıklı besinlerimiz bozulmuştu” ifadelerine yer verdi.
Kainatın bir denge ve nizam içinde yaratıldığını hatırlatan Prof. Dr. Saraçoğlu, “Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de kainatı bir süs olarak değil, bir denge ve nizam üzerine yarattığını söylüyor. Etrafımıza baktığımızda gerçekten her şeyde bir denge görürüz. Bir zamanlar Fareo Adaları’nda insanlar geçimini balıkçılıkla sağlarlardı. Daha sonra buraya gönderilen bilim adamları ‘balinaları katledin, onlar sizin yakalayacağınız balıkları yiyor’ dediler. Zira ilaç ve kozmetik sanayisinin balinalara çokça ihtiyacı vardı. Fareo halkı da ‘bilim adamları söylediyse doğrudur’ deyip balinaları katlettiler. Fareolular balinaları katledince bu balinaların yerini katil balinalar aldı ve burada yaşayan ayıbalıklarını bitirdi. Ayıbalıklarının bitmesiyle hızlı bir şekilde çoğalan ve yiyeceği su altındaki bitkiler yani litoral yapı olan samurlar, litoral yapıyı yok etti. Bunun sonucunda balıklar larvalarını bıraktı ancak bu larvaları burada muhafaza edecek litoral yapı, samur balıkları tarafından yendiği için larvalar tutunamayıp gitti. Şu an Fareo’da balıkçılık durma noktasında. Bu, kainatın bir denge içinde yaratıldığını ve kainat düzeninin de ancak dengenin korunmasıyla mümkün olabileceğini gösteriyor” ifadelerine yer verdi. Kısırlığın giderek artmasını, tohumların genleriyle oynanmasına bağlayan Saraçoğlu, “Bakara suresi, 205’inci ayette ‘onlar ekini ve tohumu bozar, nesli de bozarlar’ diyor. Kur’an bunu asırlar öncesinden böyle haber veriyor. Biz tohumlarımızı korumazsak, diğer ülkelerin ebter yani ektikten sonra kendisinden tohum alınamayan tohumlara muhtaç oluruz. Şuan, tohumcular bilir, bir kilo ebter domates tohumu, bir kilo altından daha pahalı. Zaten elimizde az bir tohum kaldı, onlara da sahip çıkalım” dedi.
KABAK ÇEKİRDEĞİ PROSTATI ENGELLİYOR
Prostat ve üroloji sorunları hakkında konuşan Prof. Dr. Oğuz Acar da idrar torbası altında bulunan prostat organının iki temel görevi olduğunu ifade ederek, bunlardan birinin meni üretmek, diğerinin de idrar tutmak olduğunu söyledi. Bütün erkeklerde prostat büyümesi olduğunu ancak bunların sadece yüzde 10 ila 20’sinin aşırı büyümeye maruz kaldığını söyledi. Prostatın aşırı büyümesi sonucu, idrar tutma görevini yapamadığını anlatan Prof. Dr. Acar, bu nedenle sık sık tuvalete gitmenin gerçekleştiğini ifade etti. Prostat büyüdükten sonra önlem almak yerine, daha öncesinden önlem almanın daha mantıklı olduğunu kaydeden Acar, kabak çekirdeği, bodur palmiye meyveleri, domates gibi yiyeceklerin prostat büyümesini engellediğini kaydetti. Ancak bunların her gün belirli miktarda tüketilmesinin imkansız olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Acar, insanların buna çözüm olarak bu bitkilerin yağını ürettiğini kaydetti.
Helvacızade AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Mevlüt Büyükhelvacıgil de Zade yağları olarak her zaman ilkleri yaptıklarını söyleyerek, 21 çeşit yağ ürettiklerini, ileri teknoloji ve yüksek kalite kullanarak bugünlere geldiklerini anlattı.
UĞUR ELMAS
KAİNAT, BİR DENGE ÜZERİNE KURULU
36 yıl yurtdışında kaldığını hatırlatan panelist Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu ise “Yurtdışında kaldığım zamanlarda, arada bir memleketime, anamın elini öpmeye gelirdim. 70-80’li yıllarda geldiğimde anama ‘ana bu ekmeğin tadı bozulmuş’ demiş, annemden de ‘sus oğlum çarpılırsın’ cevabını almıştım. Daha sonra baktığımda ise memleketimin tamamının çarpıldığını gördüm. Sağlıklı beslenmenin ilk şartı olan sağlıklı besinlerimiz bozulmuştu” ifadelerine yer verdi.
Kainatın bir denge ve nizam içinde yaratıldığını hatırlatan Prof. Dr. Saraçoğlu, “Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de kainatı bir süs olarak değil, bir denge ve nizam üzerine yarattığını söylüyor. Etrafımıza baktığımızda gerçekten her şeyde bir denge görürüz. Bir zamanlar Fareo Adaları’nda insanlar geçimini balıkçılıkla sağlarlardı. Daha sonra buraya gönderilen bilim adamları ‘balinaları katledin, onlar sizin yakalayacağınız balıkları yiyor’ dediler. Zira ilaç ve kozmetik sanayisinin balinalara çokça ihtiyacı vardı. Fareo halkı da ‘bilim adamları söylediyse doğrudur’ deyip balinaları katlettiler. Fareolular balinaları katledince bu balinaların yerini katil balinalar aldı ve burada yaşayan ayıbalıklarını bitirdi. Ayıbalıklarının bitmesiyle hızlı bir şekilde çoğalan ve yiyeceği su altındaki bitkiler yani litoral yapı olan samurlar, litoral yapıyı yok etti. Bunun sonucunda balıklar larvalarını bıraktı ancak bu larvaları burada muhafaza edecek litoral yapı, samur balıkları tarafından yendiği için larvalar tutunamayıp gitti. Şu an Fareo’da balıkçılık durma noktasında. Bu, kainatın bir denge içinde yaratıldığını ve kainat düzeninin de ancak dengenin korunmasıyla mümkün olabileceğini gösteriyor” ifadelerine yer verdi. Kısırlığın giderek artmasını, tohumların genleriyle oynanmasına bağlayan Saraçoğlu, “Bakara suresi, 205’inci ayette ‘onlar ekini ve tohumu bozar, nesli de bozarlar’ diyor. Kur’an bunu asırlar öncesinden böyle haber veriyor. Biz tohumlarımızı korumazsak, diğer ülkelerin ebter yani ektikten sonra kendisinden tohum alınamayan tohumlara muhtaç oluruz. Şuan, tohumcular bilir, bir kilo ebter domates tohumu, bir kilo altından daha pahalı. Zaten elimizde az bir tohum kaldı, onlara da sahip çıkalım” dedi.
KABAK ÇEKİRDEĞİ PROSTATI ENGELLİYOR
Prostat ve üroloji sorunları hakkında konuşan Prof. Dr. Oğuz Acar da idrar torbası altında bulunan prostat organının iki temel görevi olduğunu ifade ederek, bunlardan birinin meni üretmek, diğerinin de idrar tutmak olduğunu söyledi. Bütün erkeklerde prostat büyümesi olduğunu ancak bunların sadece yüzde 10 ila 20’sinin aşırı büyümeye maruz kaldığını söyledi. Prostatın aşırı büyümesi sonucu, idrar tutma görevini yapamadığını anlatan Prof. Dr. Acar, bu nedenle sık sık tuvalete gitmenin gerçekleştiğini ifade etti. Prostat büyüdükten sonra önlem almak yerine, daha öncesinden önlem almanın daha mantıklı olduğunu kaydeden Acar, kabak çekirdeği, bodur palmiye meyveleri, domates gibi yiyeceklerin prostat büyümesini engellediğini kaydetti. Ancak bunların her gün belirli miktarda tüketilmesinin imkansız olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Acar, insanların buna çözüm olarak bu bitkilerin yağını ürettiğini kaydetti.
Helvacızade AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Mevlüt Büyükhelvacıgil de Zade yağları olarak her zaman ilkleri yaptıklarını söyleyerek, 21 çeşit yağ ürettiklerini, ileri teknoloji ve yüksek kalite kullanarak bugünlere geldiklerini anlattı.
UĞUR ELMAS