“Gazeteciler Günü” 10 Ocak’ta kutlanmasına rağmen bu sene, 6 Ocak 2026’da gerçekleştirildi. Konya Büyükşehir Belediyesi, senede bir gün gazeteci milletini, Selçuklu Kongre Merkezi (SKM)’nde yuvarlak masaların etrafında bir araya getiriyor. Hediyesini de veriyor. Bu vesileyle teşekkürü hak ediyor.
Yemek bahane, yapılan sohbetler şahaneydi!
Eskimeyen dostlarla ve meslektaşlarımızla birlikte eski yıllara, hatıralar eşliğinde uzandık!
Bizim masada eskimeyen gazeteci dostlardan eğitimci, araştırmacı yazar ve şair Ersal Özkan, Ali Yer ve Tevfik Pekçak vardı. Seksenin üzerinde masalardan gezebildiğim kadarını gezerek dostlara selam verdim, hâl hatır sorarak gönüllerini almaya çalıştım. Uzun yıllar Merhaba Gazetesi’nde birlikte çalıştığım hazır nüktedan sevgili dostum Ali Sait Öğe’nin dört tekerlekli arabasında, eve dönerken eski günleri tekrar yâd ettik. Bu arada Merhaba Gazetesi’nden kimseyi göremedim. KBB ile Merhaba arasında yaşanan tatsız olaylardan sonra Merhaba’da çalışan gazetecilerin, “Geleneksel Basın Buluşması”na davet edilmediklerine üzüldüm. Akreditasyondan da çıkartılmışlar. Eskiden TSK Hava Kuvvetleri - Üçüncü Ana Jet Üssü yetkilileri, bu “akreditasyonu” Merhaba’ya devamlı uygulardı.
Entertip’ten wep ofset baskıya
Köroğlu’nun “Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu” dediği gibi, önce “internet”in ve sonra “yapay zekâ”nın hayatımızı kuşatmasıyla birlikte eski gazeteciliğin pabucu, dama atılmış oldu. Benim ilk makalem Anadolu’da Hamle gazetesinde 1979’da yayımlandı. Gazeteciliğe Konevi Dergisi ve Yeni Düşünce gazetesinde “fahri muhabir” olarak başladım. “İlk mektep” olarak gördüğüm Konya Postası gazetesine ise,1986’da sigortalı olarak adım attım.
O yıllarda gazeteler, entertip dizgi makinelerinde dizilip kalıp hâline getirilerek basılırdı. Sayfada yer alacak fotoğraflar ise ebadına göre Nazar Klişe’ye gönderilir, metal kalıp halinde sayfada yer alırdı. İşte azizim o devirlerde muhabirlik ve gazetecilik de zor ama tatlı bir işti. Ben yazı işleri müdürü olarak hem karanlık odaya girer film banyosu yapar, hem yazımı yazar, hem de ilk sayfanın mizanpajını küçük kareli kâğıt üzerinde çizerdim. Sonra bilgisayarlar devreye girdi. Daktilolar yerini bilgisayarlara devretti. Haber ve yazılar ile sayfa düzeni bilgisayarlarda yapılmaya başlandı. Sonra wep ofset matbaalar devreye girdi ve teknik olarak gazete daha kolay basılmaya başlandı.
Gazetecilik zor bir meslek
Peki muhabirlik ve gazetecilik kolaylaştı mı?
Tabiki hayır. Hatta daha zorlaştı. Özal döneminde habere ulaşmak daha kolaydı. Gazetede görevli kulağı kesik ‘İstihbarat Şefi’nin işi haber toplamaktı. Mahallî basın kuruluşunda “muhabir” olarak çalışmak dışarıdan göründüğü gibi kolay bir iş değildir. Zorluklarıyla birlikte haber takibinde riskleri de vardır. Polisiye, adliye ve savaş muhabirliği yapmak demek, risk almak demektir. Sağlık muhabirliği ile ekonomi muhabirliği de zordur. Bu sebeple biz Anayasa başta olmak üzere TCK maddelerini ve hukukî terimleri öğrenmekle mükelleftik. Sağlık ve ekonomiyle ilgili bilgiler ile terimleri de öğrenmek mecburiyetiniz var. Bütün bunları haberi iyi takip etmek ve doğru haberi yazmak için mecbursunuz. Günümüzde gazetecilik zorlaştı ve haber dallarına göre “ihtisas” hâline geldi. Ama taşrada gazetecilik yapan bir muhabir her telden çalmak zorunda idi. Bu da onun yararınaydı. Günümüzde herkes “muhabir(!)” olabilir ama gazeteci olmak o kadar kolay değil. Çok “fırın ekmek” yemek gerekir.
YZ ve Yeni Nesil Gazetecilik
21.yüzyılda ve Yapay Zekâ (YZ)’nın da devreye girmesiyle birlikte gazetecilik, teknik anlamda kolaylaştı. Gazeteci her şeyden önce hür olmalı ve demokrasinin nimetlerinden yararlanmalı. Yeni tekniklere kolayca adepte olmalı ve yapay zekâyı da korkmadan kullanabilmeli. Gazeteci kendisini yetiştirebilmek adına ‘Türkçe’yi çok iyi bilmeli, kullanmalı ve konuşabilmelidir. Sonra ikinci veya üçüncü yabancı bir dil mutlaka öğrenmeli.
Günümüz dünyası giderek daha çok çevrimiçi hale geliyor ve her zamankinden daha fazla insan, internet videoları izlemek veya sosyal medya gönderilerine göz atmak gibi dijital medyadan bilgi ve eğlence ediniyor. Gazeteleri de dijital olarak takip ediyor ve okuyor. Kâğıt henüz dama atılmadı. Kitap ve gazeteler kıyâmete kadar kâğıt üzerinden okunmaya devam edecek. İçerik oluşturucular, dijital medyayı tasarlamak, güncellemek ve iletmek için elektronik cihazlar ve teknoloji kullanırlar. Şimdi her şey dijitalleşti. Dijital bir dünyada yaşıyoruz. Milenyum doğumlular gözlerini dijital bir dünyada açtılar. Yeni nesil gazeteciliğin nasıl olması gerektiği konusunda bizden daha ilerideler. Gazetecilikte yapay zekâyı alabildiğine çekinmeden ve korkmadan kullanıyorlar. Ama dikkat etmeleri gereken çok husus var. Her şeyden önce yerli ve millî yazılım şart. Müslümanım ve Türküm diyen bir insan “gazetecilik” yapmak istiyorsa; mutlaka ama mutlaka yerli ve milli yazılımlı yapay zekâyı kullanmalı. Günümüzde bütün akıllı nesneler birbirleriyle veri (bilgi) alışverişi yapmaktadırlar. Sosyal medya platformları bütün veri, görüntü, ses ve yüz ile parmak izlerinizi almakta; yapay zekâ ile iletişimden sonra etkileşime geçmiş bulunuyor. Türkiye, starlink uydularıyla bu sene nisan ayından itibaren pilot bölge ve şehirlerde (Konya da var) 5G (beşinci nesil) uygulamasına geçiyor. Bu dijital medya ve yapay zekâ destekli gazeteciliği de oldukça etkileyecek. Olumsuz etkileri de görülecek.
Bu vesileyle meslektaşlarımın 10 Ocak Gazeteciler Günü’nü kutlar, okurlarıma sağlıklı günler dilerim.