Yüreğimizdeki sığınak

.

Bir mülteci gibiyim şu an. Kendi yüreğimden başka sığınacak yerim, yurdum yok. Yüreğime sığınmaktan başka çarem kalmamış. İçerisinde çatışmalar çıksa bile, en azından ölen ve yaralanan yok. Eminim ki bütün hayallerin sonsuzluğa yelken açabileceği bir liman burası. Gerçekleşmese de, gerçekler kadar acıtmadığı kesin.

**

Bir mülteci gibiyim şu an. Okuduğum eski bir kitabın arasında kurutulup saklanan bir gelincik gibi. Uğur böcekleri gibi özgürce konamasam da her dala, ağlatan yok en azından. Geçmişe dair hatıralarla dolu bir hazine burası. Ancak nedense gözlerim dolmuyor artık. Harflerin hecelerden, hecelerin kelimelerden, kelimelerin cümlelerden, cümlelerin paragraflardan, paragrafların sayfalardan, sayfaların kitaplardan, kitapların raflardan, rafların da çivilerden kurtulduğu bir mekân burası. Ne inciniyorum birileri tarafından, ne de incitiyorum başkalarını...

**

Pencereye yaklaşmasanız bile, dışarıda havanın bulutlu ve kapalı olduğu rahatlıkla anlaşılabiliyor. İnsanın yüreğinde kimi zaman öyle bir ışık parlıyor ki, dışarıya hiç çıkası gelmiyor. O an düşlerinizi sizden başka hiç kimsenin göremeyeceğini hissediyorsunuz. Aklınızdan geçenlerin kokusunu hiç kimsenin alamayacağını düşünüyorsunuz. Gözlerinizde yağmura yaklaşan bulutun pıhtılaşmış doluluğunu fark ediyorsunuz. Ve hafif bir tebessüm gönderiyorsunuz sabırla beklediğiniz yarınlara...

**

Binlerce kişiyle tokalaştığım sağ elim hâlâ sıcacık... Kışın karlı günlerde üzerine kestane koyduğum soba gibi çıtır çıtır şu an yüreğim... Gözlerimi kapadığım an tahayyül ettiklerimi özlemekten yorgun düşmüşüm. Seher vaktinde yol ortasındaki çizgileri takip ederek yürüyorum sessizce. Ne farkım var şimdi cami avlusuna bırakılan minik bir bebekten? Ya da yetmiş yıllık eşini yenice kaybetmiş yaşlı bir ihtiyardan? O bebeğin masum bakışlarıyla, o ihtiyarın kederli bakışlarını birleştiriyorum zihnimde şu an.

**

Yüreğimdeki milyonlarca odanın her birinde yürüdükçe çatur çutur sesler gelmeye başlıyor. Dışarıdan yepyeni, PVC kaplamalı bir bina gibi görünen bu konak, aslında içinde anıları ve özlemleri taptaze yaşatıyor. Bazı odaların duvarlarındaki çatlaklar göze çarpıyor hemen. Mühendislerin “oturulmaz raporu” verebileceği böyle bir yerde daha ne kadar kalabilirim bilemiyorum. Ama tek bir şeyden eminim: Doğduğum günden itibaren özenle taşıdığım en nadide yerdeyim şu an: “Yüreğimdeki Sığınakta”.

**

Bir mülteci gibiyim şu an. Bundan böyle her akşamüstü içimdeki bu sakin ve temiz mekâna bakıp yıldızları saymak istiyorum. Niçin mi? Çünkü her gecenin yıldızlı bir gece olacağını ümit ediyorum.Her birinizin yüreğinizin götürdüğü yere gidebilmeniz dileğiyle...

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri