Yükselen Sessiz Tehlike

Yükselen Sessiz Tehlike

Bir toplumda şiddet olaylarının artması sadece bireysel suçlarla açıklanamaz. Bu çoğunlukla daha kapsamlı yapısal sorunların yansımasıdır.

Geçenlerde Siverek ve Kahramanmaraş'ta okullarda yaşanan şiddet olayları hepimizi derinden üzmüştür. Bu hadiseler yüzleşmekte zorlandığımız bir gerçeği yeniden hatırlattı Şiddet, artık istisnai bir durum olmaktan ziyade daha görünür ve yaygın bir hâl almıştır. Bu nedenle yapılması gereken ilk şey, meseleyi dar bir çerçevede ele almaktan vazgeçmek ve çocukları, gençleri şiddete açık hâle getiren yapıları doğru analiz edebilmektir.

İstikbalimiz olan çocuklarımızın yetiştiği, hayata hazırlandığı ve en çok vakit geçirdiği yerdir okullar. Eğitim sistemi bu yapının merkezinde yer almaktadır. Eğitim ve öğretim yalnızca akademik başarı olmayıp karakter ve sorumluluk da kazandırmalıdır. Sadece akademik başarıya odaklanmak, öğrencilerin sosyal, duygusal ve ahlaki gelişimini ikinci plana atmaktadır. Halbuki araştırmalar, okul ortamında verilen değerler eğitiminin ve psikososyal desteğin, şiddet eğilimlerini azaltmada önemli olduğunu göstermektedir. Bundan dolayı okullarda rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, erken uyarı sistemlerinin kurulması, aile eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve gençlerin sanat, spor ve bilim vd. gibi alanlara yönlendirilmesi bu sürecin önemli adımları olabilir.

Yaşanan hadiseler üzerine her okula güvenlik görevlileri oluşturulması tartışması gündeme geldi. Elbette okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması gereklidir. Ancak sorunu yalnızca fiziki tedbirlerle çözmeye çalışmak, buzdağının sadece görünen kısmına odaklanmak demektir. Meseleyi basite almaktır. Keza geçmişte yüksek güvenlikli kurumlarda dahi benzer zafiyetlerin yaşandığı görülmüştür.

Bununla birlikte çocuğun sağlıklı yetişmesinde aile ortamı en belirleyici etkendir. Aile yapısındaki sosyal dönüşüm de göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle çocukların hangi sosyal çevrede büyüdüğü, nasıl bir değer dünyası içinde bulunduğu ve ne derece destek gördüğü en belirleyici ilkelerdir. Sanal alemin sınırsız ve çoğunlukla denetimsiz içeriğiyle erken yaşta tanışan çocuklar, şiddeti sıradanlaştıran bir ortamda büyüyor.(Şiddet yanlısı gruplar, birtakım oyunlar.) ve yeterli psikolojik desteğin sağlanamaması ve ahlaki, manevi değerlerden uzaklaştırılması risk faktörlerini artırmaktadır. Aileler bu yeni ‘gerçekliğe’ hazırlıksızdır. Bu noktada ailelere yönelik bilinçlendirme programlarının yaygınlaştırılması önem taşımaktadır.

Son yıllarda daha sık karşılaştığımız bir gerçek de gençler yalnızlaşıyor. Gençler yalnızlaştıkça yön bulmakta zorlanıyor ve bazı olumsuz çevrelerin içine kolayca sürükleyebiliyorlar. Bu bağlamda sorun sadece bireysel olarak kalmayıp, toplumsal bir sorun haline gelmektedir. Özellikle son yıllarda toplumun bazı kesimlerinde güç gösterisine dayalı yasa dışı grupların faaliyet gösteriyor olması endişe vericidir. Bilhassa silaha ulaşmanın kolay olduğu böylesi bir ortamda, bu durum gençler için risk oluşturmakta ve sağlıklı yönlendirmeyi zorlaştırmaktadır.

Şiddet olaylarında medyanın etkisi de göz ardı edilmemelidir. Şiddet ve suç temalarının yoğun şekilde işlendiği, daha fazla izlenme amaçlı programların, özellikle gençler üzerindeki etkisi tartışılmaktadır. Bu nedenle TRÜK’ün ifade özgürlüğünü zedelemeden, çocukları ve aileyi koruyucu önlemleri etkin şekilde uygulaması gerekmektedir. Kimi çevrelerce TRÜK’ün caydırıcı önlemleri al(a)madığı, yaptırım yapmakta yetersiz kalındığı tartışılmaktadır.

Bununla birlikte ekonomik zorluklar ve sosyal eşitsizlikler de bireylerin davranışlarını etkileyen unsurlar arasındadır. Bu tür koşullar, başta gençler arasında umutsuzluk ve öfke duygularına sebebiyet verebilmektedir.

Dolayısıyla çözüm, tek bir alana odaklanarak değil; eğitim, aile, medya, dijital medya ve sosyal politikaların birlikte ele alındığı bütüncül bir yaklaşımla mümkün olacaktır.

Sonuç olarak, yaşanan olaylar münferit olarak değerlendirilmeyecek kadar ciddidir. Bu tabloyu değiştirmek ise ancak veriye dayalı, uzun vadeli ve kararlı politikalarla mümkün olacaktır. Ne yazık ki çeyrek asırdır vaat edilen sözlere rağmen bunun sağlandığını söyleyebilir miyiz?

Dua ile…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri