Havalar müsait olunca yolculuk sorunu bisiklet v e motosikletle çözümlenebiliyor. Ancak, soğuk ve yağışlı havalarda bir araçla ücretli seyahat etmek zorunda olanların 2 vasıta değiştirdikleri takdirde 4 hafta tatili dışındaki 26 iş gününde cebinden 125 milyon, başka bir deyimle 125 lira dolmuş, ya da 105 lira otobüs ücreti çıkıyor. Bu rakam asgari ücretle çalışan birisinin eline geçen paranın dörtte birisini buluyor. Mutfak masrafı, elektrik, su, telefon, tüp ve diğer zorunlu harcamaların yanısıra bir de ev kirası hesaba katılacak olursa elde avuçta ne kalacağını, daha doğrusu kalmayacağını tahmin etmek güç değil.
Büyükşehir Belediyesi, 272 otobüs ve 20 yeni vagonla takviye ettiği tramvayla sivil halkı 1 liraya, öğrencileri de 600 bin liraya taşıyor. Minibüs dolmuş ücreti ise sivil-öğrenci ayırımı yapılmadan ve mesafe farkı gözetilmeden 120 kuruş, yâni halkın anlayacağı şekilde 1 milyon 200 bin lira. Üç aracın seferleri de genellikle adeta tıklım tıklım. Hele kampüs seferinin 51 dakika sürdüğü dikkate alınacak olursa, ayakta uzun süre seyahat etmenin güçlüğü ortaya çıkar. Benim dile getirmek istediğim konu minibüslerin uyguladığı ücret. Hatırlanacağı üzere, çay-kahve, ekmek, berber ücreti, ya da emlâkçı aracılık komisyonlarının tesbitinde olduğu gibi, serbest piyasa ekonomisine uyacak şekilde minibüs dolmuş ücretleri de artık dernekler tarafından belirleniyor. Bunun için akaryakıta zam yapıldı, yedek parça pahalandı, şoför yevmiyesi arttı, fren balataları eskidi, akü değişti, bujinin miadı doldu, balans ayarı yapıldı (!) gibi mazeretlerle tarife değiştirmeyi iyi becererek vatandaşın cebindeki paraya ortak olan dolmuş ağaları, minibüs üzerine minibüs, kat üzerine kat alıp, servetine servet katıyor. Ancak, akaryakıtta indirim yapıldığında ücreti düşürmeyi akıl edemezken (!), gidiş güzergâhında 500 metre ileride inecek yolcudan bile tam ücret almasını biliyorlar.
Yolcunun yoğun olduğu saatlerde 13 koltuğu bulunan minibüslere kucak kucağa 24’e kadar varan yolcu almalarına trafik polisleri de müsâmaha gösterince minibüsçülerin keyfine diyecek kalmıyor. Bu konuda defalarca yazdım. Emekli olan İl Emniyet Müdürü Salih Tuzcu’nun, gereğinin yapılması için yazılarımı Trafik Denetleme Müdürü İbrahim Tatır’a havale ettiğini, Tatır’ın da arayıp, yapılan işlem hakkında bilgi verdiğini belirttikten sonra, aylardır dolmuş seferlerinde tam bir başıboşluğun sürüp gittiğini işaret etmek isterim. Sayın Tatır’a, insanların üste para da vererek son derece sıkışık şekilde yolculuk yapmak zorunda kaldıklarını, bu kural tanımazlığa engel olmanın kendisinin görevi olduğunu, tam bir trafik karmaşası yaşanan Yaka yolunun yarış pisti hâline geldiği, büyük hacimli motosikletlerin gece yarılarına kadar tur atarak uykuyu haram ettikleri, araçların gidiş-gelişi ayıran 2-3 cm. olan refüjden dönüş yaparak kazalara davetiye çıkardıkları yolundaki yazım üzerine o an için geçici, 2008 yılbaşından sonra da köklü bir çözüm getirileceğine dair sözünün üzerinden tam 15 ay geçtiği hâlde hiçbir değişiklik olmadığını hatırlatmakta yarar görüyorum.
Dernek Başkanı Muhsin Dinek, önceki görevi sırasında Yaka dolmuşlarıyla ilgili ilettiğim sorunları durak başkanına aktaracağını belirtmişti. Bu nedenle cami büyük olsa da imam bildiğini okumuştu. Bu vesile ile böyle konularda durak başkanının yetkili olduğunu öğrenmiş, dernek başkanının neyle ilgilendiğini doğrusu merak etmiştim. Zaman zaman siyasilerin ricası üzerine şehri yönetenlerin sıkı tutmak yerine, işi gevşettiklerini duyarız. Gerçek payının derecesi nedir bilemiyoruz, ancak duraktan değil, canlarının istediği yerden yolcu alan, yolcu almak için yavaş seyredip, göstermelikten öteye geçmeyen kontrol noktasına yaklaşınca hızını artıran, sert fren yapan, aracı balık istifi gibi dolduran, gidişte 500 metre mesafe için 110 kuruş verenden 10 kuruşu bile isteyip, dönüşte “Ne toplarsam kâr” zihniyetiyle yolcu alan sürücüleri gördükçe keyfiliğin devam ettiğine dikkat çekmek isterim. Duraktan değil, köşe başından yolcu alan bir Yaka dolmuş sürücüsünün 5 metre ilerideki durakta beni görünce tekrar durmak zorunda kalıp, “Aman hata yapmayalım, Nail ağabey yazar sonra” dediğini ifade ederek, başta İstanbul olmak üzere, dolmuşların mesafeye göre ücret aldığını, buradan yaptığım uyarıların aslında etkili olduğunu, fakat ne hikmettir bilinmez, gerek polis uygulamasının, gerek derneğin ve durak başkanlarının otokontrol sisteminde yetersiz kaldığını kaydetmek gerekir.