Yiğitlik ve erkeklik!

Recep Çınar

Cuma günü Erdal Kılıçaslan aradı…
Ağlamaklı bir ses tonuyla, kendisiyle ilgili çıkan haberlere çok üzüldüğünü, özellikle de gururun incindiğini, bunu hiç hak etmediğini söyledi…
Gazetelerde çıkan “Yardım kampanyasından toplanan paralar Erdal’a gitti” haberlerinin kendisini rencide ettiğini bildiren Erdal, Konyaspor’un çöküşünün tek sorumlusunun Bahattin Karapınar olduğunun altını çizdi…
Söyledikleri yenilir yutulur gibi değil…
Basın toplantısı yaparak bunu kamuoyuyla paylaşacağını da vurguladı…
Hilmi Kulluk ve arkadaşlarının ayrılması ile Konyaspor’un sallandığını, özellikle de Ömer Atiker, Ekrem Coşkun, Süleyman Işıkçeviren ve Mustafa Küçüksöker’in gitmesiyle de kulübün resmen yıkıldığını söyledi…
Konyaspor’u Bahattin Karapınar’ın değil, bu insanların şampiyon yaptığını ifade eden Erdal Kılıçaslan,  zamanı gelince Konyaspor’da yaşananları mutlaka insanlarla paylaşacağını da vurguladı…
Paylaşır ya da paylaşmaz, söylediklerini önemsediğim için dikkate aldım…
xxx
Evet konu Bahattin Karapınar olunca insanın kafası karışmıyor değil… 
Süper Lig’e çıkmalarına karşın Konya şehrine bir türlü futbolu sevdiremediklerini söylemiş Bahattin Karapınar…
Sonra bülbül gibi şakımış…
“Şehrin ileri gelenlerinden hiç destek görmedik. Şehirde herkes Konyaspor adını duyunca kaçacak yer arıyor. Hep yalnız kaldık. Konyaspor’un marka değerine sahip çıkamadık. Son olarak TKİ Tavşanlı Linyitspor maçında şahsıma yapılan kötü tezahüratlar iştahımı kaçırdı. Bunları bütün şehre mal etmek haksızlık olur. Sadece kendini bilmez bir taraftar grubu bu olaylara karıştı. Yaşanılanlardan sonra yönetim kurulu arkadaşlarımızla olağanüstü genel kurul kararı aldık. Keşke bunlar yaşanmasaydı” demiş…
Efendim…
Kendini değil de, futbolu sevdirememiş arkadaş…
Allah seni bildiği gibi yapsın…
Gülmekten yarıldım valla…
Konuşmasında bir taraftar grubunu da şikayet etmiş…
Sebep?
Kendisini üzdükleri için…
O taraftar grubunun küfürcü, yaralayıcı, rencide edişli itirazlarını asla tasvip etmiyorum…
O ayrı bir şey…
Ama o çocukların o noktaya gelmesinin sebeplerini de açıklasın yüreği varsa…
Açıklayamaz…
Çünkü, öyle bir yüreği de yok, medeni cesareti de…
Bahattin bu…
Günlük yaşayan, günlük düşünen, dün “beyaz” dediğine bugün “siyah” diyebilen özel bir donanıma sahip…
Bahattin Karapınar’ın kırdığı potlarla, devirdiği çamlarla uzun metrajlı film yapılır…
Düşünmeden konuşması, söylediklerinin arkasında durmaması, belden aşağı vuruşları ve çelişkileri…
Örneğin…
Başkan yardımcısı Mehmet Soylu’nun istifa etmesinden sonra yaptığı açıklama ile yıllarca omuz omuza verdiği bir arkadaşını hedef gösteren, onun yiğitliğini ve erkekliğini sorgulayan Bahattin Karapınar, bu genel kurul kararıyla,  kendisiyle nasıl çeliştiğinin farkında mı?
Mutlaka farkındadır…
Ama unutkandır…
Allah ona öyle de bir meleke  vermiş…
O günlerde ne demişti…
Buyurun okuyun…
“Yiğitlik ve erkeklik böyle durumlarda Konyaspor'a sahip çıkmak ve bu takıma hizmet etmektir. Bu yürekliliği gösteren diğer yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma ben teşekkür ediyorum. Hepimiz için bu işin en kolayı bu takımı yüzüstü bırakıp kaçmaktır. Ama bunu biz kendimize yakıştıramayız. Çünkü biz Konyaspor için hizmet ediyoruz.”
Güzel…
Peki...
Ya bugün…
Olağanüstü Genel Kurul kararı almak, Konyaspor’u yüzüstü bırakmak değil mi?
Şimdi Mehmet Soylu çıksa, “Sayın Başkan; Yiğitlik ve erkeklik böyle durumlarda Konyaspor’dan kaçmak mı?” diye haklı olarak bir soru yöneltse kendisine, nasıl bir cevap verir, gerçekten çok merak ediyorum…
Ben Mehmet Soylu’nun yerinde olsam sorarım…
En azından karnımın şişini indiririm…
Konyaspor’da göreve devam edersen yiğitsin ve erkeksin, görevi bırakırsan yiğit ve erkek değilsin, anlamı çıkmıyor mu?
Evet…
Mehmet  Soylu, soyadı gibi “soylu ve asil” bir duruş gösterip, yukarıdaki soruyu Bahattin Karapınar’a sormalı.