Siyasilere imaj vermek önemlidir. Ama imajı halkın vermesi kalıcı olur. Medyanın boyalayıp, cilalayıp imaj vermesi kalıcı olamaz. Makyajın ömrü uzun sürmez.
Sayın Kılıçdaroğlu’na medyanın imaj vermek için seferber olduğu bir gerçek. “Gandi” benzetmesi yapılıyor. Gandili görüntüler yayımlanıyor. Bu benzetme ile ilgili olarak Kılıçdaroğlu; “Gandi’ye benzetilmekten onur duyduğunu, Gandi’nin şiddet kullanmadan ülkesinin bağımsızlığını sağlayan kişi olduğunu” söylüyor.
Doğru Gandhi, şiddete başvurmadan İngiltere’nin sömürgesi olan Hindistan’ın bağımsızlığına kavuşmasına yardımcı oldu. Bugün bile hala uygulanan oturma eylemlerinin, savaş aleyhtarı gösterilerin, pasif direniş eylemlerinin öncüsü Gandhi’dir.
Gandhi; dindar bir çocukluk döneminden sonra, ilerleyen yaşlarında “kişisel arınma” inancı ile oruç tuttu. Başka canlılara zarar vermeme adına et yemedi. Onsekiz yaşındayken hukuk öğrenimi görmesi için Londra’ya gönderildi. Dört yıl sonra avukat diplomasıyla ülkesine döndü. Daha sonra Güney Afrika’ya gitti. Burada tam 21 yıl kaldı. Güney Afrika’daki gözlemlemeleri, yaşamını derinden etkiledi. Çünkü buradaki vatandaşlar, ikinci sınıf muamelesi görüyorlardı. Sırf bu nedenle ırk ayrımına karşı mücadeleye başladı. Benliğini temizleme kararı alan Gandhi, eşinin izniyle bekârlık yemini etti. Ailevi zevklere kapılırsa, kendi ülkesi için yapacağı mücadeleye kendisini adayamazdı.
Gandhi, 1915’de Hindistan’a döndü. Hint Ulusal Kongre Partisi’ne katıldı. 1918 – 1922 yılları arasında Hindu ve Müslümanları barıştırmak için köy köy dolaştı. 1924’te 3 hafta açlık grevi yaptı. Gandhi’nin başlattığı “Britanya Hindistan’ı terk etmelidir” kampanyası, ancak 1947 yılında amacına ulaştı. Gandhi, Hindular ve Müslümanlar arasında barışın sağlanması için 5 günlük oruca başladı. Ancak orucun son günü bir dua toplantısına giderken, bir Hindu genci tarafından vurularak öldürüldü.
Gandhi’nin felsefesini, “Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız. Alkışlar önüne kansız elle çıkınız!” sözleri oluşturur. Gandhi “Batı uygarlığı” ile ilgili olarak şöyle der: “Olsa iyi olurdu!”
Gandhi’nin hayatını anlatan “Gandhi” filmi 1982 yılında 8 dalda Oscar kazanarak, büyük bir başarıya imza attı.
Gandhi hakkında bu kadar bilgi verdikten sonra, tekrar konumuza dönecek olursak; Gandhi şiddete başvurmadı. Zaten istese de vuramazdı. Böyle bir imkân yoktu. Ama Gandhi, 72 buçuk parçadan oluşan ülke insanını, Hint milli kimliği etrafında bütünleştirdi ve ortaya devasa bir güç çıkardı. Adına “pasif direniş” denilen mücadele yoluyla İngilizleri yendi.
Ülkemizin durumu elbette ki, o zamanki Hindistan’dan çok farklı. Her ne kadar bağımsız bir Ülke olsak da, bağımsızlığımız, birliğimiz, vatanımız çok yönlü saldırılar altında. Biraz daha zayıf düşsek düşürecekler. Emperyalizmin beslediği PKK, sözde Ermeni soykırımı, Kıbrıs, Ege, Ekümenik Patrikhane, Papaz Okulu, başta bankalar olmak üzere sıcak paranın büyük çoğunluğunun yabancıların kontrolünde olması, bana göre öncelikli tehditler. Bugün bu coğrafyada emperyalist projeler can alıyor, kan döküyor. Türkiye’yi uluslar arası platformlarda sıkıştırıyor.
Bu tehditlerle ilgili olarak, bizim medyanın deyimiyle “Yerli Gandi Kemal” ne düşünüyor bilmiyorum! Emperyalist projelerle ilgili planları neler? Bunları bilmiyoruz.
Yolsuzluk, vurgun, işsizlik gerçekten toplumumuzun kanayan birer yarasıdır. Ancak bunlar ülke meselelerinin sadece ve sadece biri.
Kılıçdaroğlu’nun; emperyalizmin beslediği PKK, sözde Ermeni soykırımı, Kıbrıs, Ege, Ekümenik Patrikhane, Papaz Okulu, başta bankalar olmak üzere sıcak paranın büyük çoğunluğunun yabancıların kontrolünde olması gibi dış tehditler hakkındaki görüşlerini, uygulamalarını bilmeden, görmeden O’na “Yerli Gandi” benzetmesi, ancak kısa süreli bir makyaj niteli taşır.
Kılıçdaroğlu’nun söylemlerini ve icraatlarını gördükten sonra ne olduğunu göreceğiz! Gerçekten “Yerli Gandi” mi, yoksa “Truva atı” mı?
Sayın Kılıçdaroğlu’na medyanın imaj vermek için seferber olduğu bir gerçek. “Gandi” benzetmesi yapılıyor. Gandili görüntüler yayımlanıyor. Bu benzetme ile ilgili olarak Kılıçdaroğlu; “Gandi’ye benzetilmekten onur duyduğunu, Gandi’nin şiddet kullanmadan ülkesinin bağımsızlığını sağlayan kişi olduğunu” söylüyor.
Doğru Gandhi, şiddete başvurmadan İngiltere’nin sömürgesi olan Hindistan’ın bağımsızlığına kavuşmasına yardımcı oldu. Bugün bile hala uygulanan oturma eylemlerinin, savaş aleyhtarı gösterilerin, pasif direniş eylemlerinin öncüsü Gandhi’dir.
Gandhi; dindar bir çocukluk döneminden sonra, ilerleyen yaşlarında “kişisel arınma” inancı ile oruç tuttu. Başka canlılara zarar vermeme adına et yemedi. Onsekiz yaşındayken hukuk öğrenimi görmesi için Londra’ya gönderildi. Dört yıl sonra avukat diplomasıyla ülkesine döndü. Daha sonra Güney Afrika’ya gitti. Burada tam 21 yıl kaldı. Güney Afrika’daki gözlemlemeleri, yaşamını derinden etkiledi. Çünkü buradaki vatandaşlar, ikinci sınıf muamelesi görüyorlardı. Sırf bu nedenle ırk ayrımına karşı mücadeleye başladı. Benliğini temizleme kararı alan Gandhi, eşinin izniyle bekârlık yemini etti. Ailevi zevklere kapılırsa, kendi ülkesi için yapacağı mücadeleye kendisini adayamazdı.
Gandhi, 1915’de Hindistan’a döndü. Hint Ulusal Kongre Partisi’ne katıldı. 1918 – 1922 yılları arasında Hindu ve Müslümanları barıştırmak için köy köy dolaştı. 1924’te 3 hafta açlık grevi yaptı. Gandhi’nin başlattığı “Britanya Hindistan’ı terk etmelidir” kampanyası, ancak 1947 yılında amacına ulaştı. Gandhi, Hindular ve Müslümanlar arasında barışın sağlanması için 5 günlük oruca başladı. Ancak orucun son günü bir dua toplantısına giderken, bir Hindu genci tarafından vurularak öldürüldü.
Gandhi’nin felsefesini, “Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız. Alkışlar önüne kansız elle çıkınız!” sözleri oluşturur. Gandhi “Batı uygarlığı” ile ilgili olarak şöyle der: “Olsa iyi olurdu!”
Gandhi’nin hayatını anlatan “Gandhi” filmi 1982 yılında 8 dalda Oscar kazanarak, büyük bir başarıya imza attı.
Gandhi hakkında bu kadar bilgi verdikten sonra, tekrar konumuza dönecek olursak; Gandhi şiddete başvurmadı. Zaten istese de vuramazdı. Böyle bir imkân yoktu. Ama Gandhi, 72 buçuk parçadan oluşan ülke insanını, Hint milli kimliği etrafında bütünleştirdi ve ortaya devasa bir güç çıkardı. Adına “pasif direniş” denilen mücadele yoluyla İngilizleri yendi.
Ülkemizin durumu elbette ki, o zamanki Hindistan’dan çok farklı. Her ne kadar bağımsız bir Ülke olsak da, bağımsızlığımız, birliğimiz, vatanımız çok yönlü saldırılar altında. Biraz daha zayıf düşsek düşürecekler. Emperyalizmin beslediği PKK, sözde Ermeni soykırımı, Kıbrıs, Ege, Ekümenik Patrikhane, Papaz Okulu, başta bankalar olmak üzere sıcak paranın büyük çoğunluğunun yabancıların kontrolünde olması, bana göre öncelikli tehditler. Bugün bu coğrafyada emperyalist projeler can alıyor, kan döküyor. Türkiye’yi uluslar arası platformlarda sıkıştırıyor.
Bu tehditlerle ilgili olarak, bizim medyanın deyimiyle “Yerli Gandi Kemal” ne düşünüyor bilmiyorum! Emperyalist projelerle ilgili planları neler? Bunları bilmiyoruz.
Yolsuzluk, vurgun, işsizlik gerçekten toplumumuzun kanayan birer yarasıdır. Ancak bunlar ülke meselelerinin sadece ve sadece biri.
Kılıçdaroğlu’nun; emperyalizmin beslediği PKK, sözde Ermeni soykırımı, Kıbrıs, Ege, Ekümenik Patrikhane, Papaz Okulu, başta bankalar olmak üzere sıcak paranın büyük çoğunluğunun yabancıların kontrolünde olması gibi dış tehditler hakkındaki görüşlerini, uygulamalarını bilmeden, görmeden O’na “Yerli Gandi” benzetmesi, ancak kısa süreli bir makyaj niteli taşır.
Kılıçdaroğlu’nun söylemlerini ve icraatlarını gördükten sonra ne olduğunu göreceğiz! Gerçekten “Yerli Gandi” mi, yoksa “Truva atı” mı?