Kısa bir müddet istemeyerek gazetemden ve değerli okuyucularımdan ayrı kaldım. Kimseye haber vermeden fazla uzun sürmeyecek bir izin yapmak istedim. Elimde olmayarak iznim, benim düşündüğüm süreyi aştı. Aslında yazılarımı her zaman olduğu gibi, yine devam ettirmek niyetinde idim.
Merhaba Gazetesi’nde yazmaya başladıktan sonra bu anlamda ilk defa izin yapıyorum. Şehir dışına çıktığım zaman yazılarımı devam ettirdiğim için okuyucularım, tatil yaptığımın farkına varmıyorlardı. Her zaman bilgisayarım yanımda olduğu için yazılarımı gazeteme ulaştırmak problem olmuyordu. Bu sefer bilgisayar imkânım olmayınca sanki elim kolum bağlanıp kaldı. Yazılarımı gazeteme ve değerli okuyucularıma ulaştıramadım.
Teknik nimetlerin kıymetini bilmek ve değerini anlamak gerekir. Değerini anlamak yetmiyor, kullanmasını da detaylarıyla bilmek ve teknik gelişmelere ayak uydurmak gerekiyor. Ben her zaman söylüyorum ve becerilerinden hoşlanıyorum. Makineler insanlardan daha akıllı, düzenli, merhametli, namuslu, adil ve dürüst diye. Siz makinelerin yanlış iş ve hırsızlık yaptığına, haksızlık ettiğine ve adam kayırdığına, rüşvet aldığına ve suistimal yaptığına hiç şahit oldunuz mu? Ben şahit olmadım. Gerçi makineleri icat edenler bilgin insanlar, ama neredeyse ahlâk ve fazileti, dürüstlüğü, görev ciddiyetini icat ettikleri makinelerden öğrenecekler. Şunu demek istiyorum; insanlar makineler kadar dürüst ve dikkatli olamıyorlar.
Bendeniz, bütün bunları neye yazıyorum, makinelere hayranlığımı neye bu kadar açık ve seçik ifade ediyorum ki. Bir ay yazı yazmadım da sanki beni neye yazmıyor acaba diye merak edenler, sütunumu boş görünce araştıranlar, arayıp soranlar, yazılarıma ihtiyaç duyanlar ve beni düşünenler mi oldu? Sordular da yoksa benim mi haberim olmadı. Üstelik gazetemden de bir ses çıkmadı. Yalnız bu seferki suç belki benim. Kime ne söyleyebilirim. Haksız yere gazetemi suçlamayayım ve benim yazılarımla ilgilenen Ahmet Göçergi ile değerli ekibini gücendirmeyeyim. Çünkü ben onlara bile, kısa bir ayrılık olacağını bildirmedim.
Cenab-ı Hakk’ın lütfettiği ömrüme göre düzenli ve devamlı yazı hayatım çok uzun değil. Allah ne kadar daha ömür ve izin verirse o kadar yazmaya devam edeceğim. Ben, başkalarından çok, kendim için yazmaya çalışan bir kimseyim. Yazarım diyemiyorum. Yazar olup olmadığıma karar verme yetkisi ve benim bu yolda devam etmemi sağlama hakkı okuyucularıma aittir. Okuyucularımın ilgisizliğini ve yazı yazmamı istemediklerini veya yazılarımın bir işe yaramadığını ve hizmet ifa etmediğini hissedersem o zaman yazı yazmayı hemen bırakırım.
Yazarın iştahının kabarmasında, azminin artmasında ve devam etmesinde, kaleminin verimli hale gelmesinde ve yazarlar âleminde ben de varım diyebilmesinde okuyucunun büyük rolü ve payı vardır. Bendeniz, değerli okuyucularımla bu diyalogu sağladığımı söyleyemem. Çünkü buna dair aldığım iyi kötü bir haber ve hissettiğim bir şey yok. Kendi açımdan söylüyorum: Sanki okuyucu ile benim aramda aralanması gereken bir perde var. Ben küt kalemimle o perdeyi yırtmaya çalışıyorum..
Diğer mahalli gazeteleri pekiyi ve rahat takip edemiyorum. Meslektaş gazetelerde de mutlaka çok değerli yazarlar vardır. Yazdığım gazetede değerli fıkra yazarları olduğunu biliyorum. Usta ve tecrübeli keskin kalemler var. Onlar keskin kalemleriyle o perdeyi yırtmışlar. Değerli araştırmacı ve yılların usta gazetecisi Nail Bülbül'ün günlük yazılarına ara vermiş olmasından üzüntü duydum ve büyük bir boşluk hissettim. Demek istiyorum ki; bizim gazetenin yazar kadrosu zengin. Biliyoruz ki her gün dört beş makale yer alıyor. Hoşuma giden tarafı; değerli yazarların aksatmadan sütunlarında güzel yazılarıyla görülmüş olmaları ve mahalli konulara cesaretle değinmeleri ve katkıda bulunmalarıdır.
Yalnız her ne hikmetse Konya'daki resmi kurumlar ya yazıları takip etmiyorlar, cevap verilecek, teşekkür edilecek veya kızılacak nitelikte bulmuyorlar. Ben bu yazıların iyi niyetle ve mahalli hizmetlere katkıda bulunmak amacıyla yazılmış olabileceğine inanıyorum. Hiçbir kalem sahibi yaşadığı ve nimetlerinden faydalandığı şehirle ilgili yazıları ukalalık olsun diye yazmaz. Mahalli hizmetlere katkıda bulunmak, birikim ve tecrübesini bu yolda kullanmak ve kalkınma projelerine ışık tutmak her gazeteciyi mutlu eder. Ben şehir hizmetleriyle ve şehrin iç düzeniyle ilgili yazılar yazdım. Hiçbir ses çıkmadı. Birde meydanlarda atılan nutuklarda diyorlar ki; basın bizim gözümüz kulağımız.
Değerli okuyucularıma yeniden bir merhaba diyebilmek için bu kadar karaladım. Aslında bizim gazete size bütün yazarları, hazırlayanları ve çalışanları adına her sabah merhaba diyor. O merhabalarda bizimde nefesimiz, hevesimiz ve heyecanımız mevcut. Bana ayrılan sütunda tekrar buluştuğumuz için memnunum ve dualarınızı beklerim.
Merhaba Gazetesi’nde yazmaya başladıktan sonra bu anlamda ilk defa izin yapıyorum. Şehir dışına çıktığım zaman yazılarımı devam ettirdiğim için okuyucularım, tatil yaptığımın farkına varmıyorlardı. Her zaman bilgisayarım yanımda olduğu için yazılarımı gazeteme ulaştırmak problem olmuyordu. Bu sefer bilgisayar imkânım olmayınca sanki elim kolum bağlanıp kaldı. Yazılarımı gazeteme ve değerli okuyucularıma ulaştıramadım.
Teknik nimetlerin kıymetini bilmek ve değerini anlamak gerekir. Değerini anlamak yetmiyor, kullanmasını da detaylarıyla bilmek ve teknik gelişmelere ayak uydurmak gerekiyor. Ben her zaman söylüyorum ve becerilerinden hoşlanıyorum. Makineler insanlardan daha akıllı, düzenli, merhametli, namuslu, adil ve dürüst diye. Siz makinelerin yanlış iş ve hırsızlık yaptığına, haksızlık ettiğine ve adam kayırdığına, rüşvet aldığına ve suistimal yaptığına hiç şahit oldunuz mu? Ben şahit olmadım. Gerçi makineleri icat edenler bilgin insanlar, ama neredeyse ahlâk ve fazileti, dürüstlüğü, görev ciddiyetini icat ettikleri makinelerden öğrenecekler. Şunu demek istiyorum; insanlar makineler kadar dürüst ve dikkatli olamıyorlar.
Bendeniz, bütün bunları neye yazıyorum, makinelere hayranlığımı neye bu kadar açık ve seçik ifade ediyorum ki. Bir ay yazı yazmadım da sanki beni neye yazmıyor acaba diye merak edenler, sütunumu boş görünce araştıranlar, arayıp soranlar, yazılarıma ihtiyaç duyanlar ve beni düşünenler mi oldu? Sordular da yoksa benim mi haberim olmadı. Üstelik gazetemden de bir ses çıkmadı. Yalnız bu seferki suç belki benim. Kime ne söyleyebilirim. Haksız yere gazetemi suçlamayayım ve benim yazılarımla ilgilenen Ahmet Göçergi ile değerli ekibini gücendirmeyeyim. Çünkü ben onlara bile, kısa bir ayrılık olacağını bildirmedim.
Cenab-ı Hakk’ın lütfettiği ömrüme göre düzenli ve devamlı yazı hayatım çok uzun değil. Allah ne kadar daha ömür ve izin verirse o kadar yazmaya devam edeceğim. Ben, başkalarından çok, kendim için yazmaya çalışan bir kimseyim. Yazarım diyemiyorum. Yazar olup olmadığıma karar verme yetkisi ve benim bu yolda devam etmemi sağlama hakkı okuyucularıma aittir. Okuyucularımın ilgisizliğini ve yazı yazmamı istemediklerini veya yazılarımın bir işe yaramadığını ve hizmet ifa etmediğini hissedersem o zaman yazı yazmayı hemen bırakırım.
Yazarın iştahının kabarmasında, azminin artmasında ve devam etmesinde, kaleminin verimli hale gelmesinde ve yazarlar âleminde ben de varım diyebilmesinde okuyucunun büyük rolü ve payı vardır. Bendeniz, değerli okuyucularımla bu diyalogu sağladığımı söyleyemem. Çünkü buna dair aldığım iyi kötü bir haber ve hissettiğim bir şey yok. Kendi açımdan söylüyorum: Sanki okuyucu ile benim aramda aralanması gereken bir perde var. Ben küt kalemimle o perdeyi yırtmaya çalışıyorum..
Diğer mahalli gazeteleri pekiyi ve rahat takip edemiyorum. Meslektaş gazetelerde de mutlaka çok değerli yazarlar vardır. Yazdığım gazetede değerli fıkra yazarları olduğunu biliyorum. Usta ve tecrübeli keskin kalemler var. Onlar keskin kalemleriyle o perdeyi yırtmışlar. Değerli araştırmacı ve yılların usta gazetecisi Nail Bülbül'ün günlük yazılarına ara vermiş olmasından üzüntü duydum ve büyük bir boşluk hissettim. Demek istiyorum ki; bizim gazetenin yazar kadrosu zengin. Biliyoruz ki her gün dört beş makale yer alıyor. Hoşuma giden tarafı; değerli yazarların aksatmadan sütunlarında güzel yazılarıyla görülmüş olmaları ve mahalli konulara cesaretle değinmeleri ve katkıda bulunmalarıdır.
Yalnız her ne hikmetse Konya'daki resmi kurumlar ya yazıları takip etmiyorlar, cevap verilecek, teşekkür edilecek veya kızılacak nitelikte bulmuyorlar. Ben bu yazıların iyi niyetle ve mahalli hizmetlere katkıda bulunmak amacıyla yazılmış olabileceğine inanıyorum. Hiçbir kalem sahibi yaşadığı ve nimetlerinden faydalandığı şehirle ilgili yazıları ukalalık olsun diye yazmaz. Mahalli hizmetlere katkıda bulunmak, birikim ve tecrübesini bu yolda kullanmak ve kalkınma projelerine ışık tutmak her gazeteciyi mutlu eder. Ben şehir hizmetleriyle ve şehrin iç düzeniyle ilgili yazılar yazdım. Hiçbir ses çıkmadı. Birde meydanlarda atılan nutuklarda diyorlar ki; basın bizim gözümüz kulağımız.
Değerli okuyucularıma yeniden bir merhaba diyebilmek için bu kadar karaladım. Aslında bizim gazete size bütün yazarları, hazırlayanları ve çalışanları adına her sabah merhaba diyor. O merhabalarda bizimde nefesimiz, hevesimiz ve heyecanımız mevcut. Bana ayrılan sütunda tekrar buluştuğumuz için memnunum ve dualarınızı beklerim.