Yeni Yıla Girerken

.
Bugün, 1 Ocak 2011 Milâdî takvime göre; yeni bir yılın ilk günü. 2011'e yeni bir yıl dediğime bakmayın, önceki yılların devamı. O sebeple 2011 yılına da yabancı sayılmayız. Bu gidişat öyle gösteriyor ki; 2011 de önceki yıllardan pek farklı olmayacak. İç ve dıştaki olaylar az farklarla devam edecek.
Duvarlara asılmış, masalara konulmuş ve ceplere yerleştirilmiş takvimler, bunun böyle olacağını gösteriyor. Muhasebeciler ve mali müşavirler, sekreterler ve danışmanlar, plân ve proje uzmanları hatırat yazanlar defterlerinin baş sayfasına okunaklı bir şekilde bu tarihi yazacaklar.
Ben de âdet yerini bulsun ve gündemden kopmayalım diye yılbaşı ile ilgili bu yazımı karalıyorum. Her yılbaşında âdet üzere aynı şeyleri yazmaktan usandığım, yeni yıl eski yılı arattığı için kelimeleri yan yana getirip cümle, cümleleri yan yana getirip makale haline getirmekte zorlanıyorum.
Her şeye rağmen değişik bir yazı yazıyım ve usta kalemler gibi dikkat çekeyim diye gayret de sarf ediyorum. Yılbaşı yazılarını kim yazarsa yazsın konu ve kalıp aynı olduğu için o kalıptan ve üsluptan arınıp değişik konuları işleme hünerini gösteremiyorum. Geçmişe bakıyorum; geride bıraktığımız 2010 yılının önceki yıllardan hiçbir farkı yoktu. Geleneklerimize bağlı bir millet olduğumuz için yaşantımızda kolay kolay değişiklik yapmıyoruz.
Her yılın olduğu gibi az da olsa 2010 yılının da, kardeş ülkelerde olup biten acı olayları saymazsak, ruhumuzu okşayan güzel tarafları ve unutulmayacak tatlı hatıraları elbette oldu:
Çok şükür toplum olarak 2010 yılında da zulme ve haksızlığa uğramadık, yokluk çekmedik, sıkıntı görmedik, zulme uğramadık, bizi bölmek ve parçalamak isteyenler karanlık plânlarını uygulama fırsatı bulamadılar ve kirli emellerine ulaşamadılar. İnşallah ulaşamayacaklar da.
2010 yılında da millî ve dinî günlerimizi dolu dolu yaşadık, huzurlu ve bereketli bir Ramazan ayı geçirdik. Hac ibadetini yerine getirmek için kutsal topraklara giden vatandaşlarımız, dinî görevlerini huzur içerisinde ifa ederek döndüler. Hali vakti yerinde olan varlıklı vatandaşlarımız Allah'a yakın olmamıza vesile olacak kurbanlarını keserek Allah'a karşı kulluk görevlerini yerine getirdiler ve Müslümanların arasında kardeşliğin güçlenmesine vesile oldular.. Müslümanlar arasında selâmlaşmaya ve kaynaşmaya vesile olan bu ibadet ve sevinç günlerinde Cenâb-ı Hakk’a bol bol dua ettik. Tekbirler, dualar, aminler, salât-ü selâmlar, yardımlar ülkemizde 2010 yılına da damgasını vurdu. 2010 yılı da bu güzel ameller sayesinde bizden memnun oldu.   
2010 yılına şöyle bir dönüp baktığımız zaman bu güzelliklerin yanında yine bizi üzen ve tedirgin eden olayların da var olduğunu görürüz: Nihayet yılların içini dolduran ve zamanı değerlendiren yine bizleriz. Toplum nasılsa yılda öyle.
Siyasi çekişmeler, terör olayları, trafik kazaları, artan cinâyetler, soygunlar, vurgunlar, rüşvet ve adam kayırma, başörtüleri sebebiyle üniversiteye alınmayan kız öğrenciler, çocuklara kadar uzanan taciz olayları, aile içi şiddet, orman yangınları, soba dumanından zehirlenmeler, fesat ve rüşvet çeteleri, sabotajlar, bombalı saldırılar, kuraklık, işsizlik... İşte 2010 yılından bize kalanlar..
Öyle anlaşılıyor ki 2011 yılı bütün bunları maalesef devralmaya ve devam ettirmeye hazırlanıyor. Çünkü bunların yıllarla ve zamanla hiçbir ilgisi yok. İnsanlarla ve insanlara verilen ahlâk ve kültürle ilgisi var. 2011 yılında da yakın geçmişteki yılları yaşayanlar yaşamayacaklar mı? Elbette çoğalarak yaşayacaklar ve bu çoğalmaya uygun olarak yukarıdaki örnekler de artarak devam edecek.. O halde değişen ne veya ne sebeple değişsin ki?
Değişen bir şey yok. İnsan aynı, karakter aynı, ahlâk aynı, eğitim aynı, duygu ve düşünce aynı, insaf ve merhamet aynı, korku ve sevinç aynı. Bir de bunlara ek lâiklik elden gidiyor bahanesiyle bazı çevrelerce dine ve dindarlara yapılan baskı aynı.
Yalnız 2011 yılında seçimler yapılacak. Kehanette bulunmuş gibi olmayalım da onun dışında önemli bir gelişme ve değişiklik olmayacak. Yaşadığımız yılın geride kalan yıllardan güzel olması, insanların müspet istikamette değişmesine, millî ve manevî değerlere uygun eğitilmelerine ve güzel ahlâk sahibi olmalarına bağlıdır. İnsan müspet yönde değişirse her şey değişir. Zaman kendi kendine değişiyor, ama insanı değiştirmek ve yetiştirmek çok zor. İnsan güzelleşirse her şey güzelleşir. İnsan olgunlaşırsa her şey olgunlaşır.
Biz zamanı ve yılları bırakalım da insana bakalım. İnsanların yılbaşını nasıl kutlayacaklarını ve yeni yıla nasıl gireceklerini medyada hep beraber göreceğiz. Görülen manzaraya ve sergilenen ahlâka onlar televizyona çıkmaya meraklı üç beş kişiden ibaret kimseler diyemezsiniz. Çünkü onlar, sessiz ve ilgisiz toplumu bir bakıma temsil etmiş ve Türkiyelin yeni yıla bakış açısını göstermiş olacaklar. Vur patlasın çal oynasın havalarıyla, kumar partileriyle ve viski çılgınlıklarıyla kapısı çalınan bir yıldan ne bekliyoruz?
Beklediklerimizi ve ümit ettiklerimizi değil, yeni yılın getireceklerini yaşamak zorunda kalacağız. Yine de yeni yılınızın hayırlı bir yıl olması dileğiyle.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri