Bugün, 1 Ocak 2009. Milâdî takvime göre; yeni bir yılın ilk günü. 2009’a yeni bir yıl dediğime bakmayın aslında 2009, 21. Asrın dokuzuncu yılı. Duvarlara asılmış, masalara konulmuş takvimler, bunu böyle gösteriyor. Muhasebeciler ve mali müşavirler, plân ve proje uzmanları, hatırat yazanlar defterlerinin baş sayfasına okunaklı bir şekilde bu tarihi yazıyorlar.
Ben de âdet yerini bulsun ve gündemden kopmayalım diye yılbaşı ile ilgili bu yazımı, gazeteye yetiştirmeye çalışıyorum. Her senenin başlangıcında âdet üzere aynı şeyleri yazmaktan usandığım, yeni yıl eski yılı arattığı için kelimeleri yan yana getirip cümle, cümleleri yan yana getirip makale haline getirmekte zorlanıyorum.
Her şeye rağmen değişik bir yazı yazayım ve usta kalemler gibi dikkat çekiyim diye gayret sarf ediyorum. Yılbaşı yazılarını kim yazarsa yazsın konu ve kalıp aynı olduğu için o kalıptan kurtulup değişik konuları işleme hünerini gösteremiyorum. Geçmişe bakıyorum; geride bıraktığımız 2008 yılının önceki yıllardan hiçbir farkı yoktu. Hani geleneklerimize bağlı bir milletiz ya, onun için yaşantımızda kolay kolay değişiklik yapamıyoruz.
Her yılın olduğu gibi az da olsa 2008 yılının da ruhumuzu okşayan güzel tarafları ve unutulmayacak tatlı hatıraları vardı:
Çok şükür toplum olarak 2008 yılında da zulme ve haksızlığa uğramadık, yokluk çekmedik, sıkıntı görmedik, bizi bölmek ve parçalamak isteyenler karanlık plânlarını uygulama fırsatı bulamadılar ve kirli emellerine ulaşamadılar. İnşaallah ulaşamayacaklar da.
2008 yılında da huzurlu ve bereketli bir Ramazan ayı geçirdik. Bedenimizi rahatlatan ve zihnimizi açan orucumuzu tuttuk. Bizi, bir birimize yaklaştıran omuz omuza Teravih namazımızı kıldık. Fakirlerin ve ihtiyaç sahiplerinin yanında ve yardımında olduğumu belgeleyen fıtır sadakamızı vererek bayram yaptık.
Hac ibadetini yerine getirmek için kutsal topraklara giden vatandaşlarımızın dinî görevlerini huzur içerisinde ifa ederek bir kısmı ülkemize mutluluktan gözlerinin içi parlayarak döndü, bir kısmı da dönmek üzere. Hali vakti yerinde olan varlıklı vatandaşlarımız Allah'a yakın olmamıza vesile olacak kurbanlarını keserek Allah'a karşı kulluk görevlerini yerine getirdiler ve Müslümanların arasında kardeşliğin güçlenmesine vesile oldular. Sevgi ve yardımlaşma, mali dayanışma esasına dayanan kardeşlik ahdini yenilediler. Bu manevî atmosferde insanlığımızı idrak ederek insanî ve vicdâni görevlerimizi hatırlayarak tekbirlerle Kurban Bayramını da sevinç ve şükür içerisinde yaşadık. Müslümanlar arasında selâmlaşmaya ve kaynaşmaya vesile olan bu ibadet ve sevinç günlerinde Cenâb-ı Hakka bol bol dua ettik. Tekbirler, dualar, âminler, salât-ü selâmlar, yardımlar 2008 yılına da damgasını vurdu. 2008 yılı da bu güzel işlerle rahatladı.
2008 yılına şöyle bir dönüp baktığımız zaman bu güzelliklerin yanında yine bizi üzen ve tedirgin eden olaylarla da yüklü olduğunu görürüz: Siyasi çekişmeler, terör olayları, trafik kazaları, cinayetler, soygunlar, vurgunlar, başörtüleri sebebiyle üniversiteye alınmayan kız öğrenciler, kız çocuklarına kadar uzanan taciz olayları, aile içi şiddet, orman yangınları, soba dumanından zehirlenmeler, fesat ve rüşvet çeteleri, sabotajlar, bombalı saldırılar, kuraklık, işsizlik... İşte 2008 yılından bize kalanlar. 2008 yılıyla birlikte bütün bunlar da geride kalsa, öyle olmuyor maalesef. Öyle anlaşılıyor ki 2009 yılı bütün bunları devralmaya ve devam ettirmeye hazırlanıyor. Çünkü bunların yıllarla ve zamanla hiçbir ilgisi yok. İnsanlarla ve insanlara verilen ahlâk ve kültürle ilgisi var. 2009 yılında da 2008 yılını yaşayanlar yaşamayacaklar mı? Elbette çoğalarak yaşayacaklar. O halde değişen ne?
Değişen bir şey yok. İnsan aynı, karakter aynı, ahlâk aynı, duygu ve düşünce aynı, insaf ve merhamet aynı, korku ve sevinç aynı. Bir de bunlara ek lâiklik elden gidiyor bahanesiyle dine ve dindarlara yapılan baskı aynı.
Yalnız 2009’da mahalli seçimler yapılacak. Onun dışında önemli bir gelişme ve değişiklik olmayacak. Yaşadığımız yılın geride kalan yıllardan güzel olması, insanların müspet istikamette değişmesine ve güzel ahlâk sahibi olmalarına bağlıdır. İnsan değişirse her şey değişir. Zaman kendi kendine değişiyor, ama insanı değiştirmek ve yetiştirmek çok zor. İnsan güzelleşirse her şey güzelleşir. İnsan olgunlaşırsa her şey olgunlaşır.
Biz zamanı ve yılları bırakalım da insana bakalım. İnsanların yılbaşını nasıl kutlayacaklarını ve yeni yıla nasıl gireceklerini medyada hep beraber göreceğiz. Görülen manzaraya ve sergilenen ahlâka onlar televizyona çıkmaya meraklı üçbeş kişiden ibaret kimseler diyemezsiniz. Çünkü onlar, sessiz ve ilgisiz toplumu bir bakıma temsil etmiş ve Türkiye’nin yeni yıla bakış açısını göstermiş olacaklar. Vur patlasın çal oynasın havalarıyla, kumar partileriyle ve viski çılgınlıklarıyla kapısı çalınan bir yıldan ne bekliyorsunuz?
Beklediklerimizi ve ümit ettiklerimizi değil, yeni yılın getireceklerini yaşamak zorunda kalacağız. Yine de yeni yılınızın hayırlı bir yıl olması dileğiyle.
Ben de âdet yerini bulsun ve gündemden kopmayalım diye yılbaşı ile ilgili bu yazımı, gazeteye yetiştirmeye çalışıyorum. Her senenin başlangıcında âdet üzere aynı şeyleri yazmaktan usandığım, yeni yıl eski yılı arattığı için kelimeleri yan yana getirip cümle, cümleleri yan yana getirip makale haline getirmekte zorlanıyorum.
Her şeye rağmen değişik bir yazı yazayım ve usta kalemler gibi dikkat çekiyim diye gayret sarf ediyorum. Yılbaşı yazılarını kim yazarsa yazsın konu ve kalıp aynı olduğu için o kalıptan kurtulup değişik konuları işleme hünerini gösteremiyorum. Geçmişe bakıyorum; geride bıraktığımız 2008 yılının önceki yıllardan hiçbir farkı yoktu. Hani geleneklerimize bağlı bir milletiz ya, onun için yaşantımızda kolay kolay değişiklik yapamıyoruz.
Her yılın olduğu gibi az da olsa 2008 yılının da ruhumuzu okşayan güzel tarafları ve unutulmayacak tatlı hatıraları vardı:
Çok şükür toplum olarak 2008 yılında da zulme ve haksızlığa uğramadık, yokluk çekmedik, sıkıntı görmedik, bizi bölmek ve parçalamak isteyenler karanlık plânlarını uygulama fırsatı bulamadılar ve kirli emellerine ulaşamadılar. İnşaallah ulaşamayacaklar da.
2008 yılında da huzurlu ve bereketli bir Ramazan ayı geçirdik. Bedenimizi rahatlatan ve zihnimizi açan orucumuzu tuttuk. Bizi, bir birimize yaklaştıran omuz omuza Teravih namazımızı kıldık. Fakirlerin ve ihtiyaç sahiplerinin yanında ve yardımında olduğumu belgeleyen fıtır sadakamızı vererek bayram yaptık.
Hac ibadetini yerine getirmek için kutsal topraklara giden vatandaşlarımızın dinî görevlerini huzur içerisinde ifa ederek bir kısmı ülkemize mutluluktan gözlerinin içi parlayarak döndü, bir kısmı da dönmek üzere. Hali vakti yerinde olan varlıklı vatandaşlarımız Allah'a yakın olmamıza vesile olacak kurbanlarını keserek Allah'a karşı kulluk görevlerini yerine getirdiler ve Müslümanların arasında kardeşliğin güçlenmesine vesile oldular. Sevgi ve yardımlaşma, mali dayanışma esasına dayanan kardeşlik ahdini yenilediler. Bu manevî atmosferde insanlığımızı idrak ederek insanî ve vicdâni görevlerimizi hatırlayarak tekbirlerle Kurban Bayramını da sevinç ve şükür içerisinde yaşadık. Müslümanlar arasında selâmlaşmaya ve kaynaşmaya vesile olan bu ibadet ve sevinç günlerinde Cenâb-ı Hakka bol bol dua ettik. Tekbirler, dualar, âminler, salât-ü selâmlar, yardımlar 2008 yılına da damgasını vurdu. 2008 yılı da bu güzel işlerle rahatladı.
2008 yılına şöyle bir dönüp baktığımız zaman bu güzelliklerin yanında yine bizi üzen ve tedirgin eden olaylarla da yüklü olduğunu görürüz: Siyasi çekişmeler, terör olayları, trafik kazaları, cinayetler, soygunlar, vurgunlar, başörtüleri sebebiyle üniversiteye alınmayan kız öğrenciler, kız çocuklarına kadar uzanan taciz olayları, aile içi şiddet, orman yangınları, soba dumanından zehirlenmeler, fesat ve rüşvet çeteleri, sabotajlar, bombalı saldırılar, kuraklık, işsizlik... İşte 2008 yılından bize kalanlar. 2008 yılıyla birlikte bütün bunlar da geride kalsa, öyle olmuyor maalesef. Öyle anlaşılıyor ki 2009 yılı bütün bunları devralmaya ve devam ettirmeye hazırlanıyor. Çünkü bunların yıllarla ve zamanla hiçbir ilgisi yok. İnsanlarla ve insanlara verilen ahlâk ve kültürle ilgisi var. 2009 yılında da 2008 yılını yaşayanlar yaşamayacaklar mı? Elbette çoğalarak yaşayacaklar. O halde değişen ne?
Değişen bir şey yok. İnsan aynı, karakter aynı, ahlâk aynı, duygu ve düşünce aynı, insaf ve merhamet aynı, korku ve sevinç aynı. Bir de bunlara ek lâiklik elden gidiyor bahanesiyle dine ve dindarlara yapılan baskı aynı.
Yalnız 2009’da mahalli seçimler yapılacak. Onun dışında önemli bir gelişme ve değişiklik olmayacak. Yaşadığımız yılın geride kalan yıllardan güzel olması, insanların müspet istikamette değişmesine ve güzel ahlâk sahibi olmalarına bağlıdır. İnsan değişirse her şey değişir. Zaman kendi kendine değişiyor, ama insanı değiştirmek ve yetiştirmek çok zor. İnsan güzelleşirse her şey güzelleşir. İnsan olgunlaşırsa her şey olgunlaşır.
Biz zamanı ve yılları bırakalım da insana bakalım. İnsanların yılbaşını nasıl kutlayacaklarını ve yeni yıla nasıl gireceklerini medyada hep beraber göreceğiz. Görülen manzaraya ve sergilenen ahlâka onlar televizyona çıkmaya meraklı üçbeş kişiden ibaret kimseler diyemezsiniz. Çünkü onlar, sessiz ve ilgisiz toplumu bir bakıma temsil etmiş ve Türkiye’nin yeni yıla bakış açısını göstermiş olacaklar. Vur patlasın çal oynasın havalarıyla, kumar partileriyle ve viski çılgınlıklarıyla kapısı çalınan bir yıldan ne bekliyorsunuz?
Beklediklerimizi ve ümit ettiklerimizi değil, yeni yılın getireceklerini yaşamak zorunda kalacağız. Yine de yeni yılınızın hayırlı bir yıl olması dileğiyle.