Yeni yetme bilginler

Süleyman Küçük

Allah (cc) Resulü’nden (sav) 1400 sene sonra ortaya çıkıp ben bu dini Rasulullah’tan (sav) da O’nun Kur’an-ı Kerim’de övülmüş Sahabesinden (ra) de daha iyi anladım demek en hafif tabirle söylemek gerekirse cehalet ve ahmaklıktır.

Biliyoruz ki Mekke ve Medine halkının çoğunluğu da böyle söylemişti.

İmam Hatipte okumamış, İlahiyat Fakültesi görmemiş bir kişinin henüz Kur’an Ayetlerini yüzünden okumayı bile bilmezken ortaya çıkıp Kur’an’daki Din budur, Müslümanların uyguladığı din ise şudur gibi laflar etmesi ise haddini bilmezlikten başka bir şey değildir.

İslam ilim, kültür ve irfanının tüm müktesebatını kenarından köşesinden olsun okumadığı ve bilmediği halde sadece son yılların en iyi gelir getiren kazanç kapılarından biri oldu diye önüne piyasada mevcut 4 ila 5 meali koyup ondan bundan kes yapıştır usulüyle kopyalayarak ben de meal yazdım demek ise korkarız ki daha ileri giderek Kur’an-ı Kerim’e iftira etmekle eşdeğerdir.

Müslümanlar bilirler ki Hz. Rasulullah (sav) ne söylemişse doğrudur.

O (sav) bu ümmetin ahir zaman ümmeti olduğunu, kendisi içinde Ahir Zaman Nebisi olduğunu söylemişse, bunu da mutlak doğru olarak kabul ederiz.

Bu sebepledir ki Tirmizi’de rivayet edildiği şekliyle  “Dikkat edin! Sizden birinizi; emrettiğim veya yasakladığım konulardan birisi kendisine ulaştığında -koltuğuna yaslanmış bir hâlde- ‘bilmiyorum Allah’ın kitabında ne bulursak ona uyarız (hadisleri tanımayız derken)’ bulmayayım." Hadisi Şerifini işittiğimiz zaman doğruluğuna inandık ve yaşadığımız süre içinde ise haber verilen kişilerin ayan beyan bir şekilde ortaya çıktığını gördük.

Rasulullah’ın (sav) sahih Sünneti ile Hadislerini itibarsızlaştırmak için bu kişilerin Ayeti Kerimeleri okurken yine Kur’an-ı Kerim’de tarif edildiği şekliyle ağızları eğip büktüklerine açık bir şekilde şahit olduk.

Allah (cc) Rasulü’nün (sav) tebliğ ettiği ayetlerin hükümlerinin bizzat uygulanmasını göstererek başta Sahabelerine (ra)  emanet ederek insanlara ulaştırılmasını istediği İslam Dini bazıları için zor  ve meşakkatli gelebilir.

Ama başta dedik ya. Zaman ahir zaman.

Bu Ümmette ahir zaman ümmetidir.

Bu zamanda iman yine Resul’ümüzün (sav) bize öğrettiği şekliyle kor alevli elde tutmak gibidir.

Bu zor zamanda şöyle yapsak, böyle etsek de dini kendimize uydursak diyenler elbet çıkabilir.

Veya Hz. Rasulullah’ın (sav) söylediklerini şu şekilde tevil ederek uygulamaları şu şekle soksak diyenler de olabilecektir.

Kitaplarda bulduğumuz Sahih Hadislere  ve Sünnete bakarak bu dini yaşamamız zor geliyor, kitaplardaki yazılı hadisler bize bir sürü sorumluluklar yüklüyor, bu sorumluluklardan kurtulmak için kolay yoldan Kur'an meali okumak varken hadisleri aradan çıkaralım diyeceklerde elbette olacaktır.

Esasen bunlar selefimiz (Rha) zamanında söylenmişti.

Kur’an-ı Kerim’i Rasulullah (sav) ve Sahabesi (ra) gibi anlamıyorum, ben başkaları gibi de anlayamadım, ben anlayamadıysam zaten bu dinde böyle şeyler olamaz diyenler de geçmiş dönemlerde yaşamıştı.

Ya da bu zamanda Kur'an'daki hükümlere bakarak İnsanlara şöyle söylenmez, kadınlara ise asla şöyle davranılmaz, medeni dünyada böyle bir yaşantı olmaz diyenler de görülmüştü.

Fikret Çetin hocanın ifadesine göre tevil ede ede bir kuşa benzettikleri inançlarına göre Sahihi Buhari’de geçen ‘Şeytanı gördüğü için anıran eşek’ rivayeti saçma oluyor amma Bakara Suresi 74. ayetindeki ‘korkup yuvarlanan taş’ nasıl rasyonel oluyor?

Müslümanlar geçen 1400 senelik zaman içinde eşeklerin anırdığını çok duydular.

Taşların korkarak yuvarlandığı günleri ise İnşaallah görmeyecekler.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.