Herkes kendince "Yeni Dünya Düzeni" adı altında bir hikâye anlatıyordu da, hiç kimse işin sonunun buraya varacağını söylemiyordu.
Son 2 haftadaki gelişmelere bakarak, geldiğimiz yerin yeni dünya esareti olduğunu söylemiş olalım.
İnsanlar "Yeni Dünya Düzeni" adı altında, gönüllü bir hapis hayatına davet edildiklerini yeni yeni anlamaya başladılar.
"Yeni Dünya Düzeni" yıllardır pek çok kişinin söylediği şekilde bir komplo teorisi değil, adım adım işlenen bir plan olduğu artık açık seçik ortaya çıkmıştır.
Bu güne kadar itiraz edenleri cehalet ve sahtekârlıkla suçlayanların da, nasıl bir ihanet içinde oldukları anlaşıldı.
Cehalet ve sahtekârlık içinde olanlar, geldiğimiz karanlık noktayı insanlara yıllardır parıltılı ifadelerle özgürlük ve gelişme adı altında pazarlayanlar olmuştur.
Bu güne kadar olan bitenleri kulak ardı yapanlar veya anlamak istemeyenler veya bu son 2 haftada olanları anlamakta zorluk çekenler varsa, neler olacağını sıra ile yazalım;
1-“tek Dünya Devleti” dayatması ile devletler ve milletler esir alınacak.
“CHP bizi devletten, MHP bizi milletten, AKP bizi dinden etti.” Şeklinde söz boşuna dolaşıma sokulmadı bu ülkede.
2-“Digital Para” dayatması ile de nakit para yok edilecek,
İnsanların ceplerindeki veya bankalardaki nakit parayı dijital para için yok etmek istiyorlar. Çünkü dijital para insanların ve devletlerin tüm harcama yetkilerinin bir merkezin denetimine ve onayına bağlı olması demektir.
Kısaca ifade etmek gerekirse küresel egemenler, cumhuriyet ve demokrasi ile süsledikleri hak hukuk devleti aldatmasından totaliter güç devleti dayatmasına geçtiklerini, "Yeni Dünya Düzeni" adı ile ilan ettiler.
Bunun için kim hangi fikri öne sürerek iktidar olmak istediyse, bir şekilde önünü açıp onu iktidar yapıp iş başında iken burnunu sürterek, söylediklerinin tam tersini yaptırdılar ve böylelikle insanlardaki dürüst, sözünün eri siyasetçi imajını yerle bir ettiler.
Kurucu irade denilen CHP ile devleti, millet karşısında zalimleştirdiler, Milliyetçiliği öne çıkaran bir partiyi kıyıdan köşeden iktidar ortağı yaparak, PKK nın devlet katında ve TBMM çatısı altında muhatap alınarak, siyasete ortak olacağını kabul ettirdiler.
Müslüman kimliğini öne çıkaranları ise, İslami kimliğe sahip herhangi bir insanın asla yapamayacağı kanuni düzenlemeleri, ne idüğü belirsiz bir tanımlama olan İslamcılık kimliği suçlamasıyla topluma kabul ettirerek, tam anlamı ile iktidardayken vurdular.
“Digital Para” konusuna gelince;
İnsanların cebindeki nakit parayı, neden tedavülden kaldırmak istiyorlar sanıyorsunuz?
Dijital para denilen zulüm aracı, insanların bütün harcama yetkilerinin tek bir merkezden kontrolü ve tek bir merkezin onayına bağlı olması olarak uygulanacaktır.
Küresel şeytani sistemlerine karşı çıkanların tek bir tuşla banka hesaplarının dondurulması, seyahatlerinin engellenmesi ile esaret zinciri, geçmişte olduğu gibi insanların ayaklarına değil de, dijital kartlar ile boyunlarına takılmış olacaktır.
Birilerinin aklının iyice erdirilmesi için son günlerin yaşanmış olayını hatırlatalım.
Uluslararası Ceza Mahkemesinin hâkimlerinin siyonist işgalci gücün başındaki zalimler hakkında verecekleri ceza kararını önlemek için Trump ’un UCM hâkimlerinin finans ve seyahat hakları başta olmak üzere tüm haklarının kısıtlamaya kalkıştığı açık internet kaynaklarında görülebilir.
İnsanları korkutmak amaçlı olan bu zulüm, Venezüella baskını ve sonrasında gündeme gelen Grönland işgali girişimi ile ayyuka çıkmış olmasına rağmen, cumhuriyet ve demokrasi türküsü söyleyen sözde uygar dünyanın, işgalci ABD başkanına küçük bir açıklama bile yapamaması, bütün ülkeler için nasıl bir esaret zinciri kurulduğunu göstermiştir umarız.
FARKINDA MIYIZ?
İkinci Dünya Savaşından sonra, galip devletlerin dayattıkları kurallara dayalı bir dünya düzeni tesis edilmişti.
Bu yeni düzende ABD doları dünyaya rezerv para birimi olarak kabul ettirildi ve bu dayatmayı sağlayabilmek için eş zamanlı olarak, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası ve IMF kuruldu.
Sistemin askeri gücü olarak da, 4 yıl sonra da NATO işe başladı.
Küresel egemenlik iddiasındakilerin esaret sistemlerine dâhil olmak istemeyen coğrafyalarda ise, yaklaşık 300 yıldır kafa göz dinlemeden, kırıp dökmeler yaşandı.
1800 ler de Amerika ve Avrupa’da, 1920 ve 30 lar da Anadolu ve Balkanlarda, 2000 ler de ise Ortadoğu, Afrika ve Asya da yaşanan olaylar, hep bu nedenledir.