Kritik Analitik Düşünme Platformu (KAD) Bera Otelde “90 sene önce dünya ve Türkiye ile kıyaslama” konulu toplantı düzenledi. Toplantıya konuşmacı olarak Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Akgün, Prof. Dr. Bayram Dalkılıç katılırken konuşmaya başkanlığı Doç. Dr. Ahmet Diken yaptı. Toplantıya çok sayıda Kritik Analitik Düşünme Platformu üyesi katıldı. İlk olarak Prof. Dr. Bayram Dalkılıç, “Kıyaslama” ve çeşitlerini anlattı. Öncelikle kıyas kelimesinin başka bir dilden geldiğini ifade eden Prof. Dr. Dalkılıç, kıyaslamanın bir verimlilik olduğunu söyledi. Dalkılıç, “Kıyaslamayı biz günlük hayatta, ekonomide, eğitimde ve daha sayamadığımız birçok alanda kullanırız. Kıyastan faydalanmak çok önemlidir, neticede kıyas bize verimlilik verir” dedi. Mantıksal ve teknik alanlarda kıyaslamaların yapılabileceğini belirten Dalkılıç, toplantının amacının 90 yıl öncesini tarihi bir kıyas yapmak olduğunu vurguladı. Dalkılıç, yapılacak tarihi kıyasın yararlı olacağını ve dersler çıkarılması gerektiğini belirtti. 90 yıl önce dünya ve 90 yıl sonra dünya kıyasını yapan Prof. Dr. Birol Akgün, dünyada devletlerarası güç ilişkilerini 5 ana unsurda topladığını söyledi. Prof. Dr. Akgün, nüfus ve coğrafi yapı, doğal kaynak zenginliği, ekonomik kapasite, askeri güç, siyasi istikrar ve siyasi yetenek gibi 5 unsurun devletlerarası güç politikalarını şekillendirdiğini ifade etti. Dünyada güçlü ve güçsüz devletlerin bu unsurlara göre belirlendiğini vurgulayan Akgün, bu unsurlara sahip olanların dünyada güçlü devlet statüsüne ulaşacağını söyledi. Günümüzü 90 yıl önceki yaşananlara göre kıyaslayan Akgün şöyle konuştu: “Birinci Dünya Savaşı aslında Avrupa’nın iç savaşıdır. 1815’te Viyana kongresi ile kurulan dünya düzeni Birinci Dünya Savaşı ile alt üst oldu. Yenilen imparatorluklar tarih sahnesinden silindi, yeni bağımsız, ulusal devletler kuruldu. Savaş sonunda en önemli sorun Ortadoğu idi ve savaş sonu Ortadoğu’ya kimin hakim olacağı sorunu çözülemedi. Günümüze geldiğimizde Türkiye’nin artık Ortadoğu’da güçlendiğini ve önemli bir yere sahip olduğunu görüyoruz. Avrupa’nın şuan ki rahatsızlığı Türkiye’nin Ortadoğu’da etkin bir güç olmaya başlamasıdır.” Birinci Dünya Savaşı sonunda Ortadoğu’nin İngiltere ve Fransa tarafından sömürgeleştirildiğinin altını çizen Akgün, o zaman ki Anadolu’da yaşanan milli mücadelenin sayesinde yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağladığını belirtti. Ocak 1920 yılında kabul edilen Misaki Milli’nin yeni Türkiye’nin oluşmaya başlayan ilk sinyali olduğunu söyleyen Akgün, savaş sonrası yeni bir dünya düzeni kurulduğunu ifade etti. Yeni sistemi şöyle anlattı: “Savaş sonrası dünyada Avrupa merkezli başta İngiltere ve Fransa olmak üzere yeni düzen kuruldu. Ayrıca Japonya bu yeni ve büyük oyuna dahil oldu. Amerika Birlik Devletleri sistemin en güçlü devletiydi ancak, izolasyon politikası uyguladı ve kendi isteği ile bu sistemin dışında kaldı. İmzalanan. Birinci dünya savaşı sonunda devre dışı bırakılan Almanya ve Rusya tekrar güçlenmeye başladı. Versay Antlaşması adil ve ikna edici olmadı. Güçlenen Almanya ve Rusya yeni dünya düzenine girmek isteyince savaş kaçınılmaz oldu.” Dünya sistemini ana hatlara ayıran Akgün bunları şöyle açıkladı: “1945-1990 arası soğuk savaş dönemi iki kutuplu dünya, güvenlik yok ama istikrar var. 1991-2001 arası ABD tek kutuplu dünya, güven var ama istikrar yok. 2001 sonrası dünyada güç kayması yaşandı. Ne güven nede istikrar var. 2008 krizi etkileri ve güç kayması devam ediyor. Şuanda dünyada güven ve istikrar yok.”
Yeni dünya düzeninde istikrar yok
Dünyanın 90 yıl öncesini ve bugününü kıyaslayan Prof. Dr. Akgün, günümüz dünyasında güç kayması yaşandığını ve dünyada güvenin, istikrarın bulunmadığını belirtti
İlk yorum yazan siz olun