Yeni Bir Konyaspor klasiği

.
Maçtan evvel televizyonun başına oturarak elime kağıt kalemi alıp maçın pozisyonlarını not alayım dedim.  Henüz yayın başlamamıştı ki Konyaspor’un kadrosunu oynadıkları 4-2-3-1 sistemi içerisinde yazıp şayet maç çok hareketli ve pozisyonlu geçerse zamandan istifade ederim diye düşündüm.  Ancak kayda değer sadece 12.dakikada Gökhan’ın kalecide kalan şutu, 21.dakikada yine Gökhan’ın sağdan kullandığı serbest atışın arka direkte Erdinç’in altı pasa aktardığı topu Perez’in ilk kafa vuruşunu Bülent tokatlayıp kısa düşen topu yine Perez tamamlayarak golü bulduğumuz pozisyon.
Rakip takım oyuncusu Cihan’ın 55.dakikada direkten dönen topu, nihayet 90.dakikada kaleci Bülent ile Ufukhan’ın çarşafa dolandırdıkları toptan istifade edemediğimiz pozisyon.
Doksan dakikalık maçın özeti bu, ama getirdiği ses büyük. Oynadığı oyun öncelikle rakibin kimyasını bozuyor, sinirlendiriyor birde ilk dakikalarda gol yiyince golü çıkarmak adına telaşlandırıyor, aceleci yapıyor bu da Konyaspor’un işine geliyor tabii ki.
Karşıyaka’nın acele davranması normal zira, ilk altıyı hedeflemişler. Konyaspor maçına kadar gidişatları iyi değil, bu maçı çıkış maçı olarak görüyorlar, bu nedenle tam Konyaspor’un istediği oluyor, bilinçsizce Konyaspor’un üzerine gidiyorlar. Her zaman takım savunmasını övdüğümüz temsilcimiz rakibe oynayacak alan bırakmayınca boş gidiyorlar boş geliyorlar.
Yeni Asır gazetesinde Karşıyakalı bir taraftarın yorumunu okudum, tam tamına bu maçın özeti "sabaha kadar oynasak bu maçı kazanamazdık" demiş. Ayrıca Mustafa Uğur’da Denizli’nin Hocası  Osman Özköylü kadar olmasa da verdiği röportajda “Konyaspor yarım pozisyonla maçı kazandı” demiş, ama ne yaparsınız Konyaspor’un özelliği bu diyerek Konyasporu iyi analiz etmiş, ancak golü yediği o yarım pozisyona da önlem alamamış.
Yani Konyaspor’un bu oyunu ile aldığı galibiyet onu da sinirlendirmiş, ancak Mustafa Uğur diğer maçları da izlemiş olsaydı aslında bunun bir Konyaspor klasiği olduğunu söyleyebilirdi.
Aslında biz daha çok gol atabilirdik, ama atmak istemedik zira stadın içinde skorboard yokmuş, şimdi fark atsak kim akılda tutacak bir tane at akılda kalsın nasıl olsa rakip boş geliyor boş gidiyor, taraftarın dediği gibi sabaha kadar oynasalar gol atamayacaklar.
oldu bizim oldu, iyide oldu kim ne derse desin her maç çok önemliydi ama bu maç gerçekten dönüm noktasıydı kazanıldı. Maçta öne çıkanları da belirtmek gerekir öncelikle golümüzü atan Perez tam Real Madritli gibi oynadı, rakibin tüm uzun toplarında Selim ve Erdinç’ten önce müdahale eden oyuncu oldu. Adeta ön kesici gibi görev aldı ve attığı gol ile de hem takımına üç puan kazandırdı hemd e bana göre maçın adamı olmaya hak kazandı. Serkan ise yine kendisi gibi oynadı iki kişilik, önlerinde oynayan Recep'in konumu çok önemli o nedenle sadece mücadele koşmak yetmez. Rakip oyunu sahamıza yıkmış arkası bomboş kapılan topları iki tane süratli kenar adamlarımıza bir an evvel aktarmak gerekir bunu da yapacak Recep olmalı, ama Recep geçen haftaki Denizli maçında bir kayboldu, henüz sahaya dönmedi, inşallah kayıp ilanı vermeden döner. Pawelek ve önündeki dörtlü Abdullah’ın haricinde rahat oynadı, sadece Abdullah’ın karşısındaki Agbetu biraz etkiliydi, sanki ipi koparılmış tazı misali topu iyi taşıyor, ancak takım arkadaşlarından destek alamayınca bizim savunma duvarımıza çarparak geri dönüyor.
Gözüme çarpan bir başka olumlu şey ise geçenlerde eleştirdiğim oyuncularımız ‘saha içerisindeki haksızlıklara birlikte hareket etmeliler, haklarını ve arkadaşlarını korumalılar’ demiştim. Bu maçta Robak ve Perez başta olmak üzere bir çok oyuncu hakemin çevresindeydiler. Bu iyi işte. Dayanışma olursa takımdaşlık duyguları oyuna pozitif etki yapar. O zaman maçı şöyle değerlendirip yorumumu bitireyim YARIM POSİZYON, BİR GOL, ÜÇ PUAN iyi günler

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri