Yazık oldu

Recep Çınar

Adana’nın Samsunspor’u deplasmanda, Altay’ın Hacettepe’yi evinde, Bucaspor’un ise 2-0 gerideyken, Orduspor’u sollaması,  Konyaspor’un Karşıyaka maçını daha bir anlamlı hale getirdi…

Belki değil, kesinlikle ucu Konyaspor’a dokundu Bucaspor’un, Altay’ın ve Adanaspor’un haftayı kayıpsız kapatmaları…
Puan cetveline bakınca içim karardı, ruhum daraldı… Altay ve Adanaspor’un dış kulvardan gelip, önümüze geçmesi açıkçası hiçte hoşuma gitmedi…
Karabükspor maçında yaşadığı 4-1 travmasının izlerini silebilmek için sadece yönetim değil, şehrin protokolünün bile devreye girmesi bir şey değil çok şeydi Konyaspor için…
Ve Konyaspor bu ruh haliyle çıktı Karşıyaka maçına… Kazanmayı ve sadece 3 puanı hesaplayarak… Yarım puan kaybının dahi ne büyük yaralar açacağının bilinciyle sahada takım gibi durmayı hedefledi yeşil-beyazlılar…
Fuat Yaman’ın, cezalı Zafer Demir ile Ufukhan’ın yerlerine Eser Yağmur ve Mehmet Ayaz’ı tercih etmesi doğru futbol aklı mı değil mi tartışılır, ama tartışılmayacak bir konu var, o da kadro fukaralığında sahaya en zengin kadroyu çıkmasıydı…
Ferdi hariç…
Fuat Yaman’ın Konyaspor’a “evet” dediği günlerde, futbol aklım, bana fikrimi sorduğunda, yeni teknik adamın bu takımı uçurup kaçırmayacağını, ama oyuncular üzerinde bir sinerji oluşturabileceğini söylemiştim…
Yanılmışım…
Fuat Yaman “iyi” ya da “kötü” teknik adamdır da değildim, hala da değilim… Fuat Yaman ya da Fatih Terim, “misyon”ları ve “vizyon”ları ne olursa olsun,  sorun onlarda değil, sorunun bu takımda “golcü” oyuncunun olmamasından kaynaklanıyordu…
Konyaspor, bir uç santraforun,  becerili bir golcünün ya da golü koklayan Yunus Altun örneğinde bir futbolcunun olmayışının sıkıntısını yaşadı, yaşıyor… 
Hepsi bir yana… 
Bu takımda, kırmızılı matador görmüş boğa gibi saldırgan golcün ya da oyuncu topluluğun yoksa, bu takımdan iyi sonuç beklemek hayalden öte bir şey olmaz… Yönetim istediği kadar artı motivasyonda sağlasa da, hatta oyuncuların bilmem nerelerine motor  taksa da olmadı olmuyor işte…
Aynen dünkü Karşıyaka maçı gibi…
24’de Eser,  29, 52, 65 ve 84’de Poljac, 51 ve 58’de Ferdi bey, 53, 60 ve 75’de Tayfun gibi golcü diye forma verdiğin oyuncular yakaladıkları net pozisyonlarda o topu kalenin içine sokamıyorlarsa varın gerisini siz düşünün…
Mehmet Ayaz’ın 73 ve 90’dakileri de cabası…
Konyaspor için rüya bitti dersek, haksızlık mı etmiş olacağız… Hem de bazı oyuncuların kötü performansına, belirgin bir yorgunluk ve nemelazımcılık da eklenmişken…
Yazık oldu, hem de çok yazık oldu…
Hakem kötü değil, çok kötüydü… Konyaspor’un sayılmayan golü bir kenara, Okan Öztürk’ün ceza sahası içinde düşürülmesi açık bir penaltıyken, kuralları değil yüreksizliğini ortaya koydu… Hakem Özgür Yankaya, çaldığı ya da çalmadığı düdüklerle maçı kaldıramadı, kaldıramadığı gibi de verdiği hiçbir karara tribünler gibi kendisi de inanmadı… Dahası, yanlışları ile Konyasporlu oyuncular ile tribünlere gelen insanların adeta sinir sistemlerini felce uğrattı… 
Oysaki yenilgiyi hak eden bir görüntü sergilememişti Konyaspor… Sadece ilk yarıda değil, ikinci yarıda da rakibe baskın oynadı… Ama, yakaladığın 12 pozisyondan bir tanesini de olsa kalenin içine sokamıyorsan, sorun takımın tamamında değil, uç santraforlarda demek ki…
Özeti şu: Yazık oldu…
Ve…
Tahir Akyürek…
Eleştiren insanların başında gelenlerdenim… O başka bir şey…  Ama, bir şehrin Belediye Başkanına insanlık dışı sözlü saldırıyı da kınıyorum… Bu iş bu kadar ucuz olmamalı… Delikanlılık değil…
Hele de insanlık hiç değil…
Sonuç mu; Bu zihniyete sadece Konyaspor değil, sporun her türlüsü lüks…
Hepsi bu.