Dünya kültür ve medeniyetini araştıran sanat ve edebiyat tarihçilerinin hayran kaldığı Osmanlı eserlerinin balkanlardaki güzel örnekleri, meraklıları tarafından biliniyordu. Çok şükür bilinenler yavaş yavaş görünür hale gelmeye, asli unsurlarıyla ortaya çıkmaya ve ayağa kalkmaya başladı. Balkanlardaki camiler, medreseler, imaretler, bedestenler, türbeler, tekkeler, sebiller, hanlar ve hamamlar kadar benim listeye almadığım tarihî köprüler de çok önemlidir.
Önce Saray-Bosna da ki Neretva Nehri üzerinde ki Mostar Köprüsü, sonra aynı nehir üzerinde Mostar’ın kardeşi Kanjic Köprüsü, Türk taş ustalarının hünerli elleriyle aslına uygun yeniden inşa edildi ve görkemli törenlerle hizmete açıldı. Şimdi onarım sırası dünyanın en uzun köprülerinden –on bir gözlü- Türkiye de eşi ve benzeri bulunmayan Drina Köprüsünde. İnşallah en kısa zamanda dünyanın, yedi harikasından biri değil ama incisi, meşhur yazarlara ilham kaynağı ve seçkin romanlara isim olan bu köprüye de el atılır ve harap olmaktan kurtarılır. Bu önemli eseri de restore ettirmek için Osmanlı hayranı yaşlı soydaşlarımızın feryatlarını ve “Bu eser ne olacak?” diye iki yakamıza yapışmalarını mı bekleyeceğiz?
Drina Köprüsü; Sokullu Mehmet Paşa adına 1577 de Drina Irmağı üzerine Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Drina Köprüsü isimli romanı okuduğum zaman, bu köprüyü hiç görmediğim halde adeta fiziki güzelliğine aşık olmuş ve temsil ettiği ruha hayran kalmıştım. İnşallah bu eşsiz eser, biz sapasağlam görme imkânına kavuşuncaya kadar ayakta kalır.
Mostar Köprüsü, Saray-Bosna’nın Mostar şehrinden geçen Neretva Nehri üzerinde, Mimar Sinan’ın kalfası Mimar Hayrettin tarafından 1566 da inşa edilmiştir. Köprü sayesinde Mostar, Hersek bölgesinin ana kentlerinden birisi olmuştur. Neretva Nehrinden 24 m. yükseklikte, 30 m. uzunluğunda ve 4 m. genişliğinde inşa edilen Mostar köprüsü Bosna-Hersek iç savaşında, 1992 de Sırplar tarafından bombalanmış ve 1993 de de Hırvatlar, o bölgeden çekilirken tanklarıyla toplarıyla yerle bir etmişlerdir. Sonra kurnaz İngilizler halkın şikâyetini, serzenişlerini önlemek, feryatlarını susturmak için Mostar’ın yerine bir tahta köprü yapıvermişler.
Vahşet izleri zihnimizden henüz silinmemiş ve korkunç katliam fotoğrafları gözümüzün önünden gitmemiş Bosna-Hersek iç savaşında estetik sanat zevkinin harika örneği olan Mostar Köprüsü, insafsızca ve Osmanlılardan intikam alırcasına Sırplar ve Hırvatlar tarafından Mostar Irmağının hırçın hırçın akan sularına gömülüyor. Sırplar ve Hırvatlar, büyük bir zafer kazanmışçasına en büyük sevinci o gün yaşıyorlar. Zarif minarelerin ve maneviyat merkezi kubbelerin kurşunlandığı gibi Mostar Köprüsünün tarihî kemerlerinin parça parça sulara gömülüşü, Türklük dünyasının yaslara boğulmasına ve yerlere kapanmasına sebep olmuştur. Nihayet Mostar, T.C.Kültür Bakanlığı ve TİKA. Tarafından orijinaline sadık kalınarak yeniden inşa edildi ve dünyanın kültür zenginliğine, sanat zevkine, medenî insaf ve merhametine armağan ve emanet edildi.
Kanjic Köprüsü; yine Saray-Bosna da Neretva Nehri üzerinde Sultan IV. Mehmet zamanında, 1682 de Mimar Hayrettin tarafından sular kadar akıcı bir modelle inşa edilmiş. Balkanlardaki suların coşkunluğunu, sakin görünüşlü nehirlerin azgınlığını, Tuna Nehrinin dolgun dolgun akışını bilenler, görenler ve yaşayanlar her biri birer sanat eseri olan bu tarihî köprülerin değerini, ifa ettikleri önemli hizmeti daha iyi anlayacaklar ve farklı göreceklerdir.
Başkent Saray-Bosna’da TİKA. tarafından restore ettirilen Kanjic Köprüsü, 12 Haziran 2009 Salı günü yerli ve yanancıların katıldığı muhteşem bir törenle ve yıllar öncesi gibi Mehteran marşlarıyla hizmete açılmış. Açılış merasimine Ülkemizin devlet bakanları Faruk Çelik ve Faruk Nafiz Ozak katılmışlar. Konya Türk Tasavvuf Musikisi topluluğu ile Semazenler de törene maneviyat eklemişler ve renk katmışlar. Türk Mehter Takımının köprüden haşmetle, Balkanlardan ses getiren davulla geçişi törene katılanları yıllar öncesinin hatıralarıyla onurlandırmış. Saray-Bosnalı gençler, ellerindeki meşalelerle köprünün altından geçerek, köprünün sahipsiz olmadığını ve hiçbir zaman olmayacağını ışıkla ifade etmişler. Açılışa katılan yüzlerce çocuk ellerindeki balonları gökyüzüne bırakarak geleceğe, özgürlük ve yükseliş mesajı göndermişler.
Kanjic köprüsü, 2. dünya savaşında Alman askerleri geri çekilirken başlayan bombardıman sırasında -3 mart 1945- ağır hasar görmüş. 1945 ten itibaren tam 59 yıl aslına uygun şekilde restore edilmeyi beklemiş. Bugünkü görünümüne yaşlı bir Boşnak kadın sebep olmuş. Bu kısmı, açılışa katılan eski Bayındırlık ve İskan bakanı Zeki Ergezen’den dinleyelim: İçlerinde Zeki Ergezen’in de bakan olarak katıldığı bir Türk heyeti Saray Bosna’ya gidiyor ismini öğrenemediğim ve ellerinden öpme fırsatını da bulamadığım yürekli yaşlı bir Boşnak kadını, daha doğrusu bir Osmanlı ninesi Türk heyetinin önüne çıkıyor ve yıkılan köprünün yerini göstererek: ”Bizim bu taş köprü ne zaman yapılacak ? ” diye feryat ediyor. Bakan Ergezen, yaşlı kadına söz veriyor ve köprü TİKA. tarafından ihale ediliyor. Nihayet taş köprü tamamlanarak hizmete açılıyor. O yaşlı Boşnak kadının, köprüden ilk geçenlerin arasında bulunup bulunmadığını bilmiyorum. İnşallah varmıştır. Olmasa bile sebep olduğu hayırlı hizmet, onun gönül dünyasında yıldızlar gibi parlayacak, Ahret hayatında sırat köprüsünün onun için, Kanjic Köprüsü kadar genişlemesine sebep olacaktır.
Balkanlardaki fedakâr, cesur, sabırlı, şuurlu, dinamik ve müteşebbis soydaşlarımız olduğu sürece Osmanlı eserleri ayakta kalacaktır.
Drina Köprüsü; Sokullu Mehmet Paşa adına 1577 de Drina Irmağı üzerine Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Drina Köprüsü isimli romanı okuduğum zaman, bu köprüyü hiç görmediğim halde adeta fiziki güzelliğine aşık olmuş ve temsil ettiği ruha hayran kalmıştım. İnşallah bu eşsiz eser, biz sapasağlam görme imkânına kavuşuncaya kadar ayakta kalır.
Mostar Köprüsü, Saray-Bosna’nın Mostar şehrinden geçen Neretva Nehri üzerinde, Mimar Sinan’ın kalfası Mimar Hayrettin tarafından 1566 da inşa edilmiştir. Köprü sayesinde Mostar, Hersek bölgesinin ana kentlerinden birisi olmuştur. Neretva Nehrinden 24 m. yükseklikte, 30 m. uzunluğunda ve 4 m. genişliğinde inşa edilen Mostar köprüsü Bosna-Hersek iç savaşında, 1992 de Sırplar tarafından bombalanmış ve 1993 de de Hırvatlar, o bölgeden çekilirken tanklarıyla toplarıyla yerle bir etmişlerdir. Sonra kurnaz İngilizler halkın şikâyetini, serzenişlerini önlemek, feryatlarını susturmak için Mostar’ın yerine bir tahta köprü yapıvermişler.
Vahşet izleri zihnimizden henüz silinmemiş ve korkunç katliam fotoğrafları gözümüzün önünden gitmemiş Bosna-Hersek iç savaşında estetik sanat zevkinin harika örneği olan Mostar Köprüsü, insafsızca ve Osmanlılardan intikam alırcasına Sırplar ve Hırvatlar tarafından Mostar Irmağının hırçın hırçın akan sularına gömülüyor. Sırplar ve Hırvatlar, büyük bir zafer kazanmışçasına en büyük sevinci o gün yaşıyorlar. Zarif minarelerin ve maneviyat merkezi kubbelerin kurşunlandığı gibi Mostar Köprüsünün tarihî kemerlerinin parça parça sulara gömülüşü, Türklük dünyasının yaslara boğulmasına ve yerlere kapanmasına sebep olmuştur. Nihayet Mostar, T.C.Kültür Bakanlığı ve TİKA. Tarafından orijinaline sadık kalınarak yeniden inşa edildi ve dünyanın kültür zenginliğine, sanat zevkine, medenî insaf ve merhametine armağan ve emanet edildi.
Kanjic Köprüsü; yine Saray-Bosna da Neretva Nehri üzerinde Sultan IV. Mehmet zamanında, 1682 de Mimar Hayrettin tarafından sular kadar akıcı bir modelle inşa edilmiş. Balkanlardaki suların coşkunluğunu, sakin görünüşlü nehirlerin azgınlığını, Tuna Nehrinin dolgun dolgun akışını bilenler, görenler ve yaşayanlar her biri birer sanat eseri olan bu tarihî köprülerin değerini, ifa ettikleri önemli hizmeti daha iyi anlayacaklar ve farklı göreceklerdir.
Başkent Saray-Bosna’da TİKA. tarafından restore ettirilen Kanjic Köprüsü, 12 Haziran 2009 Salı günü yerli ve yanancıların katıldığı muhteşem bir törenle ve yıllar öncesi gibi Mehteran marşlarıyla hizmete açılmış. Açılış merasimine Ülkemizin devlet bakanları Faruk Çelik ve Faruk Nafiz Ozak katılmışlar. Konya Türk Tasavvuf Musikisi topluluğu ile Semazenler de törene maneviyat eklemişler ve renk katmışlar. Türk Mehter Takımının köprüden haşmetle, Balkanlardan ses getiren davulla geçişi törene katılanları yıllar öncesinin hatıralarıyla onurlandırmış. Saray-Bosnalı gençler, ellerindeki meşalelerle köprünün altından geçerek, köprünün sahipsiz olmadığını ve hiçbir zaman olmayacağını ışıkla ifade etmişler. Açılışa katılan yüzlerce çocuk ellerindeki balonları gökyüzüne bırakarak geleceğe, özgürlük ve yükseliş mesajı göndermişler.
Kanjic köprüsü, 2. dünya savaşında Alman askerleri geri çekilirken başlayan bombardıman sırasında -3 mart 1945- ağır hasar görmüş. 1945 ten itibaren tam 59 yıl aslına uygun şekilde restore edilmeyi beklemiş. Bugünkü görünümüne yaşlı bir Boşnak kadın sebep olmuş. Bu kısmı, açılışa katılan eski Bayındırlık ve İskan bakanı Zeki Ergezen’den dinleyelim: İçlerinde Zeki Ergezen’in de bakan olarak katıldığı bir Türk heyeti Saray Bosna’ya gidiyor ismini öğrenemediğim ve ellerinden öpme fırsatını da bulamadığım yürekli yaşlı bir Boşnak kadını, daha doğrusu bir Osmanlı ninesi Türk heyetinin önüne çıkıyor ve yıkılan köprünün yerini göstererek: ”Bizim bu taş köprü ne zaman yapılacak ? ” diye feryat ediyor. Bakan Ergezen, yaşlı kadına söz veriyor ve köprü TİKA. tarafından ihale ediliyor. Nihayet taş köprü tamamlanarak hizmete açılıyor. O yaşlı Boşnak kadının, köprüden ilk geçenlerin arasında bulunup bulunmadığını bilmiyorum. İnşallah varmıştır. Olmasa bile sebep olduğu hayırlı hizmet, onun gönül dünyasında yıldızlar gibi parlayacak, Ahret hayatında sırat köprüsünün onun için, Kanjic Köprüsü kadar genişlemesine sebep olacaktır.
Balkanlardaki fedakâr, cesur, sabırlı, şuurlu, dinamik ve müteşebbis soydaşlarımız olduğu sürece Osmanlı eserleri ayakta kalacaktır.