Yakından Kumanda

.

Uçsuz bucaksız bir sevgi tarlasında geziniyorum. Sevgi ekip sevgi topluyorum. Ne kadar da mutluyum. Küçücük yüreğimde en büyük parçama olan sevgim her geçen gün çığ gibi büyüyor. Önüne ne gelirse sürükleyip yok ediyor acımasızca. Beynime bir ok gibi saplanan sözleri ve gözümün önünden hiç gitmeyen o gözleri. Meğer kuruduğunu zannedip söküp attığım sevgi ağacımı damla damla sulayan, yeşerten can suyuymuş o…

**

Hayatta yakınınızda olmasına rağmen, aslında size uzak olan o kadar çok insan var ki. Bazen onlar sayesinde gerçekten uzakta olan ama her an yanı başınızda hissettiğiniz kişilerin kıymetini daha iyi anlıyorsunuz. Beraber göz kırpıyorsunuz gezegene, aynı anda nefes alıp veriyorsunuz, birlikte uzanıyorsunuz çimlere ve birlikte el sallıyorsunuz dolunaya. Gözler arasında da benzer bir ilişki var gibi.

**

Eşzamanlı olarak göz kırparlar, birlikte güler ve ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. İlginçtir ki asla birbirlerini görmezler, belki de isteseler de göremezler. Gözler ayrı pencerelerden bakarlar dünyaya ama aynı şeyi görürler. Keza insanlar da yüreklerinde benzer şeyler hissettikten sonra, birbirlerine elektronik pencerelerden baksalar da hayata dair çok şey paylaşırlar.

**

Geçenlerde Sayın Sevinç İnal’ın şu şiirini okuyunca, gelinciklerin ağladığını benden başka gören ve hisseden yüreklerin de olmasına çok sevinmiştim:

“Gelincikler ağlıyor utançla kızarmış yüzleri,

Tam ortası kararmış kalpleri,

Oysa onlar bahar çiçekleri,

Ne kadar üzgünüm...

Çocukluğumdan gelincik tarlaları,

Ve içinde papatyalar,

Şimdi belki böylesi azaldıklarına utanıyorlar.

Ama bilmiyorlar onlar sevgiyle açar.

Öylesi azaldı ki sevgiler ona utanıyorlar.

Sefil duygulara esir oldu yürekler,

Zavallı, hesapçı ya da menfaatçiler.

Ağlayın gelincikler; gerçekten ağlanacak haldeler.

Sevda hücrede hapis, aşk müebbet tutuklu;

Sevgi idama mahkûm…

Ağlayın gelincikler sizin utanmanız doğru,

Artık sevgi tarlası yok.

Açmaya uğraştığınız yer,

Sevgiyi yaşatmaya çalışan kurak topraklar...”

**

Zaman bazen kısaltıyor, bazen de uzatıyor aradaki mesafeyi. Bilmem kaç bilinmeyenli bir denklem gibi. Sevdiklerimiz çok uzakta; bu dünyadan göçüp gidenler gibi. Bu yüzden uzaktan kumanda ile yürütmeye çalışıyoruz içimizde ırmaklar gibi çağlayan sevgiyi. Oysa aradaki mesafeye meydan okurcasına bazı yürekler öyle yakınlaşıyor ki birbirine. Üfleseniz temas edecekler sanki. Gelinciğine susayan uğur böceğinin yüreği de bunlardan biri. Kumandanın adı “uzaktan kumanda” olsa da, kalpteki derin duygular sayesinde etki alanı oldukça genişliyor. Yakından kumandanın pilleri bir gün bitse de, uğur böceğinin sevgisi asla bitmeyecek. Kumandanın tuşları yorgun düşse de, sevmekten hiç yorulmayacak o. Çünkü sevdikçe daha da mesrur oluyor ve kuşlar gibi ötelere uçmak istiyor özgürce. Ilık bir sonbahar sabahında, rengârenk yapraklar sincaplarla dans ederken, her gün üzerinden geçtiği ırmağa yansıyan kırmızı gelinciğe el sallıyor. Zira biliyor ki, GELİNCİK hep uğur getirecek ona…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri