Son yıllarda gözümüzün önünde eriyip giden değerlerimizin en başta geleni de yapı, bina isimlerimiz.
Heryerde ..... Tower, .... City, ..... Rezidence, .....Hıll, .... Mahall ve daha nice yabancı isimli binalar ve iş merkezleri görüyoruz. Konya'nın en eski en köklü, tarihi mahallelerinde bile kentsel dönüşüm sonucu yapılan yeni sitelerde bu yabancı isimlerin konulduğuna her gün şahit oluyoruz. Anadolu'nun diğer şehirlerinde de durum farklı değil. En ücra köşelerinde bile.
Ve bu durum artık bize nasıl da normal gelmeye başladı öyle değil mi.
Hiçbirimiz bir şey yapamıyoruz bunun karşısında. Herkesin aslında karşı olduğunu söylediği bir durumda hiçbir şey yapamamak ne tuhaf. Hayatımızın en garip kısır döngülerinden biri.
*İSİMLERİMİZİN NE EKSİĞİ VAR*
Bizim isimlerimize ne oldu? Bizden olan isimler, hayatımızın içinden olan isimlere ne oldu? Sözlükte isim mi kalmadı acaba!
Nebahat Hanım Apartmanı, Elif Apartmanı, Alsancak Sitesi, Nilüfer Sitesi, Alperen Sitesi.
Bu isimlerde bir eksiklik mi var, uygunsuzluk mu var, utanılacak bir durum mu var? Veya bir engel mi?
Bugün Nalçacı Caddesi'ndeki Yeşil Meram sitesi yeni yapılacak olsa mesela ismi yine aynı olur muydu?
Hiç sanmıyorum.
Peki bu yabancı isimleri kimler koyuyor? Dış güçler mi?
Hayır.
Bizim insanlarımızca konuluyor tabii. Yöneticilerimiz de kolayca onaylıyor. Bu konuda bir yasak yok çünkü. Peki biz niçin bu konuda bir şey yapamıyoruz. Sebebi; onlar bizden diye. Bunu yapanlar yani. "Bizden".
Bizim müteahhitlerimiz, bizim işadamlarımız, bizim yöneticilerimiz...
*YA MANDA ÜLKESİ OLSAYDIK*
Şimdi şöyle bir ihtimal düşünelim; bir manda ülkesi olsaydık, bir müstemleke ülkesi olsaydık, idaresi yabancılar tarafından ele alınmış bir ülke olsaydık mesela! O zaman buna karşı tepkimiz nasıl olurdu? Mutlaka bir bir araya gelme veya bu durum karşısında bu yozlaşmaya karşı nasıl karşı durabiliriz, bununla nasıl mücadele edebilirizin çaresini bulma gayretine girişirdik değil mi!
Bizim milletimiz bu konuda tarihte onlarca başarılı mücadele örneği sergilemişti.
Peki bugün bunu neden yapamıyoruz? Sağımız solumuz her yerimiz yabancı isimlerle adeta işgal edilmişken bu konuda neden hiçbir şey yapamıyoruz ve sadece hafiften buna karşı olduğumuzu söylemekle yetiniyoruz. Çünkü ne bir manda yönetimi var ne de müstemlekeyiz. Bunu içimizden birileri yaptığı için bir şey diyemiyoruz ve yavaş yavaş hayatınıza hakim olduğu için de alıştık ve alıştırılıyoruz. Bunun daha doğru olduğu bize dikte ettiriliyor. Bu anormal durum hepimize normalleştiriliyor.
*ÖRNEK MÜCADELE TARİHTE KALDI*
Bu konudaki hassasiyetlerimiz son 30 yıl içerisinde kayboldu maalesef.
Bir "Kule Site" ismi mücadelesi örneğini yeniden göstermedik. Hala hepimizin hafızasındadır o güzel mücadele ve sonucu. Bilmeyen yeni nesil için de hatırlatmış olalım.
Yıl 2003-2004.
Şehrin merkezine sembol bir yapı yapılıyor. Ancak ismi yabancı. Kule City. Başta Selçuk Üniversitesi Türkçe Topluluğu gençleri olmak üzere bazı STK'lar buna anında tepki gösteriyor. Verilen başaralı mücadele sonucu o sembol yapının adı Kule Site olarak değiştiriliyor. O gün o müstesna mücadeleyi veren gençleri ve Sivil Toplum Kuruluşları temsilcilerini bir kez daha tebrik ediyoruz. Ancak aradan geçen bunca zamanın ardından bu hassasiyetlerimizi maalesef kaybettik. Bu duyguyu taşıyanların da sonuçlara etki edecek bir hükmü kalmadı.
Bugün artık yapılarımıza/binalarımıza bizden, bizim kültürümüzden, bizim hayatımızdan isimler koymak bir cesaret işi haline geldi neredeyse.
*ONLAR ZAMANINDA OLDU*
Bu sorunun en acı tarafı ise tüm bu gelişmelerin ve aslında bu yozlaşmanın "bizim yöneticilerimiz" diye bildiğimiz özellikle muhafazakar kimlikli isimlerin yönetimi zamanında olması. Bu noktada onlara sesimizi duyurma gibi bir gayretimiz de yok çünkü artık onlar başka hassasiyetlere sahip, başka hesapların içinde.
Elimizde kalan son güzel isimli binalarımızı, bu kültürümüzü ne kadar koruyabilirsek koruyacağız.