Ya Yunusça Konuşun, Ya da Susun!

.
Seçim meydanlarında her geçen gün saldırganlaşan üslup, artık vatandaşı rahatsız eder hale geldi. Siyasetin dili bozuldukça, vatandaşın seçime ilgisi azalıyor. Miting haberlerinin reytingi düşüyor. Bu aşamada Cumhurbaşkanının devreye girip bir üslup uyarısı yapması gerekiyor.
Bu ülkeyi yönetenlerin ya da yönetmeye talip olan muhalefet liderlerinin, kullandıkları üslup son derece önemlidir. Zaten ülke insanımız yeteri kadar kamplara bölünmüş durumda. İnsanımızı germeye, stres ortamını yükseltmeye hiçbir siyasi liderin hakkı yoktur. Çünkü siyasi liderlerin kullandıkları üslup, anında tabana yansımakta, insanlarımızı kamplara bölebilmektedir.
Siyasi parti liderlerimizin hepsinin, hoşgörü, sevgi, birlik ve beraberlik mesajları vermesi gerekir. Bizim dini inancımız ve inancımız ile şekillenen kültürümüz bunu gerektirir. Bizim bir Mevlânâ’mız, bir Yunus Emre’miz yok mu? Bizim liderlerimiz bu büyüklerimizin eserlerini, tavsiyelerini hiç mi okumazlar? Yaptıkları konuşmalara bakılacak olursa, okumadıkları ortaya çıkıyor. Bakın Yunus ne diyor:
“Taş gönülde ne biter,
Dilinde agu tüter.
Nice yumuşak söylese,
Sözü savaşa benzer.

Geç Yunus endişeden,
Gerekse bu bişeden,
Ere aşk gerek evvel,
Ondan dervişe benzer.”

Bugün seçim meydanlarını yönlendiren siyasi liderlerin üslubu, gerçekten “savaşa benzer” sözlerle dolu. Liderlerin gönlü “taş gönüle” benziyor ve dillerinden adeta agu (zehir) akıyor. Yumuşaklık yok.
Mevlânâ ne diyor:
“Sevgide güneş gibi ol,
Dostluk ve kardeşlikte, akarsu gibi ol,
Hataları örtmede gece gibi ol,
Tevazuda toprak gibi ol,
Öfkede ölü gibi ol,
Her ne olursan ol,
Ya olduğun gibi görün,
Ya göründüğün gibi ol.”

Bu toplumun; sevgide güneş gibi olan, dostluk ve kardeşlikte, akarsu gibi olan, hataları örtmede, gece gibi olan, tevazuda toprak gibi olan, öfkede ölü gibi olan, insanlara ihtiyacı var!
Türkiye’nin dışa yönelmesini, uluslar arası politika üretmesini engelleyici yeteri kadar iç problemi zaten var. Taraftarlara, yandaşlara, etnisitelere, mezheplere, bölgelere yönelik, “ötekileştirici siyaset” alabildiğine devam ediyor. Değerleri bölmek, kavramları karıştırmak, kimlik kavgaları üretmek, tarihi inkâr, siyasi bir araç olarak kullanılıyor. Ötekileştirici siyaset sayesinde; toplum bölünüyor, karşıtlık derinleştiriliyor, kamplaştırma üretiliyor.
Siyaset sorun çözmek değil, sorun oluşturma aracı olarak kullanılıyor. Siyaset; ayrıştırma, ötekileştirme ve başkalaştırma temeli üzerinden yürütülüyor.
Türk toplumu bugün; fiziki anlamda birbirine yakın ve iç içe yaşıyor. Ancak zihni ve ahlaki olarak ayrışmış durumda. Bu durum; ülkedeki sosyal ve siyasal zeminin giderek “ötekileştirilmiş” bir zemine kaydığının açık bir göstergesi.
Türkiye’yi yöneten ya da yönetmeye talip olan liderlere söyleyecek söz çoktur ama özü şudur: Ya Yunusça konuşun, ya da susun!

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri