Vazgeçemediğin

.

Hayatta vazgeçmeyeceğiniz üç şey nedir deseler ne dersiniz? Asla vazgeçmeyeceğiniz üç şey.

Sıralayamadınız değil mi? Zor soru. Nelerden vazgeçer ki insan? Eşinizden çocuğunuzdan vazgeçer misiniz? Ya da bunları kaçıncı sıraya koyarsınız?
Peki ya inancınızı şahsiyetinizi kaçıncı sıraya koyarsınız? Yani kimliğinizi, varlığınızın anlamını. Başa koymanız gerekmez mi bunu? Başa koysanız ve sevdikleriniz size tercih sırası sorsalar ne dersiniz? O en sevdiğin mi önce gelir yoksa kimliğin mi?
İnsan niye sever niye sevilir ki? Tanımı olmayan bir şeyi bir kişiyi sevebilir misiniz?
Hayır efendim. Kimliği olmayan zaten yalandan seviyordur, şahsiyeti olmayan yalandan seviliyordur.
Ama bunu nasıl anlatırsınız, sevdiğinize birinci sırada olmayacağını nasıl söyleyebilirsiniz? Böyle soru sorma dersiniz soruyu değiştir de ki; hayatta vazgeçmeyeğin üç kişiyi söyler misin? Bu sorunun cevabı mutlu eder sevdiklerinizi ancak.
Hayat ilginç komedilerle dolu. Liseli âşıklardan bahsediyorum, kimliğini henüz netleştirememiş kendini tanımlayamamış gençlik. Aklı hülyasında sadece; hayatı hülyasının gözlerinde tanımlayan uçuk, yüzeysel gençlik. Yüzeysel pespembe iklimlerde oradan oraya zıplamayı göze alan, tehlikelerden habersiz kör, ucuz gençlik…
Otururlar karşılıklı hesabı olmayan sözler ederler. Kocaman beylik sözler. Sanki ikisi de sonsuz güç sahibi.
“Aşkım asla vazgeçmeyeceğin şey nedir bu dünyada?”
Hiç düşünecek zamanı yoktur delikanlının, karşısında kalbinde yaratandan daha öte bir şey var; tabi ki sen. Bu dünyada asla vazgeçmeyeceğim bir tek sen varsın.
Sonra hayat sürer gider, aşk sanırım bu, öyle diyorlar. Sadece sen varsın.
Acaba sen gittiğinde yerini dolduracak biri olur mu? Yine zor bir soru. Peki başka bir soru; Allah(c.c) olmayınca O’nun yerini dolduracak bir şey var mı?
 O yoksa ikimiz de yokuz. O(c.c) olmasaydı seni sevemezdim. Sevmeyi bana bahşeden seni bana sevdiren Rabbim. O’nu başa almasak vefasızlık olmaz mı? Başa almasak bizi birbirimizden ayırmaz mı?
Herkesin, her şeyin yeri ayrıdır. Dokunduğun, muhatap olduğun, hissettiğin her şeyin ayrı bir değeri vardır, sırası yoktur bunların. En başta BİR vardır; Allah(c.c). Her şeye kıymet yükleyen, her şeyi anlamlaştıran.
O zaman vazgeçemediğin bir tek Allah(c.c). Çaresizsin tek cevap bu. Çünkü ölüm var. Sen vazgeçmesen de çaresiz bir gün onlar senden vazgeçecek.
Beylik laflar etme o zaman delikanlı. Beylik laflar edemeyecek kadar acizsin, biraz sonraki akıbetinden habersiz bir acizsin.
Seversin, hayat enerjin olur, mutluluk kaynağın olur. Hep sesini sözünü duymak istersin. Ama onu seni bahşedenle aynı kefeye koyamazsın. Allah kıskançtır sevgili kardeşim, O’ndan çok kıymet verirsen onun sana lütfettiği güzelini elinden alır. Hem Rabbinden hem onun sana hediye ettiklerinden mahrum kalırsın.
O zaman sevdiğine en güzel sensin deme. Belki en güzel yaratılan sensin diyebilirsin ama. Onu mutlak güzelin nazarıyla sev, merhametle, şefkatle, vicdanınla sev. Süslü ve yalan sözlerle değil, güç yetiremeyeceğin sözlerle değil…
 “Aşkım…”
“Efendim canım.”
“Sahiden benden vazgeçmez misin?”
“Evet vazgeçmem.”
“Ama ben biraz sonra öleceğim.”
“Ölecek misin!? Yalan söylüyorsun!”
“Hayır, sen yalan söylüyorsun!”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri