‘’ Onlar da kim ? ’’ dediğinizi duyar gibiyim…
Şu an cep telefonunuzdan bu yazıyı okurken ; Oramar’da , İkiyakalar’da , Kato’da , Güçlükonak’ta , Muş’ta , Bitlis’te , Bingöl’de , Afrin’de
El-Bab’da , Pülümür Vadisi’nde , İstanbul’da , Sur’da , Ağrı’da ve aklınızın dahi alamayacağı birçok yerde gökyüzüne bakarak bizleri düşünen , gecenin ayazından , uykunun tuzağından uzak durmaya çalışan , yüreğine düşen vatan aşkı ile dimdik ayakta duran , kimisi 20 yaşında kimisi 50 yaşında , ardında kalanları düşünmeden vatan aşkıyla sarhoş,vatan evlatları onlar…
Namı diğer kendi isimlerini unutan :
İsimsizler…
Sabır , ömürleri…
Fedakarlık , ikinci isimleri…
Cesaret ise ta kendileri…
Onları anlatmaya ömür yetmez , ama çok az bahsetmeye ne dersiniz ?
Bakalım unutmuş musunuz ?
Yoksa hala zihninizdeler mi ?
4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde karargahımızı basan ABD askerlerini hatırlıyor musunuz ? Sırf diplomatik kriz çıkmasın diye çatışmaya girmeyen , dişlerini sıka sıka o çuvalları giymek zorunda kalan isimsiz kahramanlarımızı unuttunuz mu ?
30 Eylül 2004 tarihinde , Tokat’ın Yağmurlu beldesindeki kırsalda 5 DHKP-C’li teröristi öldürdükten sonra şehit düşen isimsiz kahraman üstçavuş Ahmet KURT’u unuttunuz mu ?
21 Ekim 2007 tarihinde Dağlıca baskınında şehit düşen 12 isimsiz kahramanımızı unuttunuz mu ?
25 Şubat 2009 tarihinde Ankara’da aracının içinde başından vurularak şehit olan , üstelik intihar süsü verilerek aşağılık FETÖ terör örgütü tarafından her türlü iftiraya maruz kalan, polis özel harekatın gözbebeği , kendisi gibi yüzlerce vatan evladı yetiştiren o isimsiz kahramanı , Behçet OKTAY’ı unuttunuz mu ?
19 Ekim 2011 günü , Çukurca’ya sızan 200 PKK’lı teröristin kahpe saldırısında şehit düşen 24 isimsiz kahramanımızı unuttunuz mu ?
24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğrencilerini hem yetim hem öksüz bırakan şehit öğretmen Necmettin YILMAZ’ı unuttunuz mu ?
14 Ocak 2016 tarihinde Diyarbakır Çınar’daki polis lojmanında babasıyla koyun koyuna uyurken , lojmana düzenlenen roket atarlı saldırıda babasıyla birlikte şehit düşen 3 yaşındaki Mevlüde İrem ÇİFTÇİ’yi unuttunuz mu ?
Ve ‘’ Çözüm Süreci ‘’ denilen felaketin sonucunda düzenlenen meskun mahal operasyonlarında şehit düşen 750 isimsiz kahramanımızı unuttunuz mu ?
Ben unutmadım , unutamıyorum…
Hal böyle olunca ; uzun zamandır içimde dindiremediğim bir acı var…
Ne zaman herhangi bir şehrin kalabalık yerlerine gitsem mesela alışveriş merkezleri , çarşılar , dükkanlar…
Daralıyorum.
Her şey üstüme üstüme geliyor.
Kendimi eve atıyorum.
Kimseyle konuşasım gelmiyor.
İçime kapanıyorum.
Bu yüzden insanoğlundan uzak olan geceleri kendime dost belliyorum…
Hatta geceleri hiç uyumuyorum diye , bana kızanlar oluyor…
‘’Yahu saat kaç ? Niye uyumuyorsun ? Bu saatte ne işler çeviriyorsun ? ‘’ diyenler oldu…
Halbuki hiç anlatamadım derdimi…
Bu acının sebebi ne biliyor musunuz ?
Yüzlerine bir ton boya sürerek kahkaha tufanında kaybolmuş kadınlar , her yerde bozkurt işareti yaparak Türklüğün kıyısından dahi geçemeyen saçma zihniyetler , sürekli vatan millet konusunu paylaşarak konuşarak şov yapan insanlar , sosyal medyada afili resimler paylaşarak karı kız peşinde koşanlar…
Özellikle de polislik , askerlik gibi kutsal bir görevi farklı emellere kullanarak şovmenliğe çevirenler…
En derin sevdalar ; sessizce , yüreğinizin en temiz yerinde , gösterişten uzak , kendinizi o sevdaya adayarak yaşanır…
‘’ Sen ne diye yazıyorsun madem sevdanı ? ‘’ diyeceksiniz belki de.
İçimde hoyratça yaşadığım bu deli sevdamı ; bir kadın için en kutsal görev olan anneliğe bile değişmem…
Ben sadece yazarım ; konuşmam, susarım…
Bu suskunluğumu başka yerlere çekmeye çalışan bile oldu…Sen samimi değilsin , sen bizden değilsin , sen göründüğün gibi değilsin diyen.
Yüreğime dokunabilseydi , her şeyi görecekti…
Halbuki ;
Ben sevdamı öyle bir yaşıyorum ki…
Ben sevdama kendimi öyle bir adıyorum ki…
Ve ben sevdama öyle bir söz verdim ki …
Anlatılmaz , yaşanır…