Varsayım

.

Ben bir masa olsaydım; yaşanmışlıklarımı eski, ince bir örtüyle kapatmaya çalışırlardı. Bir ayağım kırık olurdu. Ucuz yapıştırıcılar ile yapıştırırlardı, eskisi gibi olduğumu düşünürlerdi. Fakat ben eksik olurdum sürekli. Acısını unutamamışken ayağımın üzerime kaldıramayacağım yükler yüklerlerdi. Toplantılar düzenlenir, kararlar alınır, yemekler yenirdi üzerimde. Dirsek teması kurardım insanlarla. Eskirdi kenarlarım.

**

Ben bir kitap olsaydım; okunmazdım. Raflarda tozlanır dururdum. Biri gelip beni sahiplenecek diye umut ederdim. Sayfalarım okşanmaya hasret, kapağımdaki yazılar silinmeye mahkûm olurdu. Birkaç kişi indirirdi belki raftan. Biraz karıştırdıktan sonra tekrar yerime koyarlardı beni. Güzel günlerin hasreti ile yaşardım. Yanma, yırtılma korkusunu ensemde hissederdim her gün. Tarihin tozlu raflarında, arşivlenen kitapların arasına atılıverirdim.

**

Ben bir kuş olsaydım; maviye aşık olurdum. Gerçi bütün kuşlar maviye aşıktır. Yoksa uçamazlar ki bu şevkle. Ama olsun ben daha bir başka severdim maviyi, göğü. Şiirler okurdum, şarkılar söylerdim gizli gizli göğe. Ona yakın olmak için kanatlarımı zorlardım. Daha yükseğe çıkma yarışları düzenler, birinci gelebilmek için varımı yoğumu ortaya koyardım. Severdim göğü, bir gün kaybedeceğimi bilsem de. Bilsem de mavinin bir gün siyaha döneceğini.

**

Ben bir çiçek olsaydım; tüm hastalıklara iyi gelen, şifalı, yararlı bir çiçek olurdum. Koklayan kendine gelir, tenine değdiklerim uyanıverirdi derin uykudan. Umutsuzlara umut olurdum. Hayatın biteceğini düşündükleri anlarda insanların karşısına çıkıp değiştirirdim her şeyi. Çayımı yaparlardı belki. Belki parfüm kokularına ilham kaynağı olurdu kokum. Dünya ben kokar, her yer benden izler taşırdı. Bir tek kendime ilaç olamazdım, göçüp giderdim bu dünyadan.

**

Ben bir uçurtma olsaydım; kuşlarla yarışırdım. Küçük bir kızın ellerinde göğe doğru salınır, ipime sıkı sıkı tutunurdum. Rüzgar ile iyi anlaşırdım. Severdik birbirimizi. Beni oradan oraya sürüklerdi. Sevinç çığlıkları atardım maviliklerde. Ben bir kalem olsaydım; suya yazılırdım. Söylenilmek istenilen fakat kağıt ile buluşamamış ne varsa dile gelirdi benim sayemde. Bir mektup yazardı sevdiğine genç bir aşık benimle. “Kalem ağlıyor bu satırları yazarken, tüketiyor bizi yokluğun…” Bir hâkim adalet dağıtırdı, dönüşü olmayan imzalar atılırdı. Kaderler belirlenirdi benim sayemde, hatalar yapılırdı. Silgi ile dost olurduk kimilerinin elinde. Renkli arkadaşlarım olurdu belki. Rengarenk, çalışma masasının üzerinde dururduk. Sonumuz belli, her kalem gibi.

Ben bir insan olsaydım; bütün bunları düşünmezdim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri