Uzman Görüşü

.
Son yıllarda; çeşitli konularda ve olaylarda uzmanların görüşleri önem kazandı. Eskiden de önemli idi de bu kadar ön plânda ve yüzeyde değildi. Hangi konuda olursa olsun, bir gelişme veya dikkat çekici bir değişiklik oldu mu uzmanlar, daha çok çeşitli televizyon kanalları aracılığıyla hemen devreye giriyorlar ve görüş beyan ediyorlar. Uzmanların görüş beyan etmelerinden değil de, taraf olmalarından rahatsızlık duyuyoruz. Öyle durumlar oluyor ki; bazen resmî açıklama yapılmadan ve adli konularda mahkemenin seyrini etkileyecek şekilde bastıra bastıra konuşmaya başlıyorlar.
Bizim uzmanların en çok bildikleri ve ezberledikleri konu da; politika. O sebeple gündemde yer alan konunun içeriği ne olursa olsun politik görüş ağır basar. Yetiştirildikleri ve bilir hale getirildikleri alan değişik bile olsa onların en iyi bildikleri konu politikadır. Keşke kendilerini bu kadar hevesli ve heyecanlı yaklaştıkları politikada yetiştirmiş olsalardı. Biz de işin doğrusunu derinliğine onlardan öğrenmiş olurduk. Ne de olsa bunlar bizim kendi uzmanlarımız, yalan yanlış şeyler söyleyecekleri ve konuyu saptıracakları halleri yok ya.
Çeşidi ve karakteri ne olursa olsun olaylar, ne yazık ki uzmanlar aracılığıyla saptırılır veya tırmandırılır. Bizim ülkemizde işin teorisyenleri, icracıları ve bir de onlara kılıf hazırlayanları var. Bu kılıf hazırlayanlar, teorisyenlerden, icracılardan daha zararlı ve tehlikelidirler. Örneğin; bir yeri teröristler bombalar veya yollara mayın döşerler veyahut pusu kurarlar. Olay vuku bulduktan sonra hemen yorumcular devreye girerler. Olayın en can alıcı noktasından dikkat ve takibi uzaklaştıracak tarzda fikir beyan ederler ve olayı yorumlarlar. Onlar bu ve benzeri konularda uzman oldukları veya öyle tanındıkları için görüş ve düşünceleri dikkate alınır. Bizdeki terörist olayların alt yapısını, teorisyenler günlerce hazırlarlar, çatısını da uzmanlar kapatırlar. Çoğu yerde ve olayda güvenlik güçlerini suçlu bile gösterirler. Öyle baskın ve yaygın şekilde suçlarlar ki herkes aslı olmayan şeylere inanmak zorunda bırakılır.
Türkiye'nin sıkıntısı tarafsız, objektif, âdil, yansız ve yönsüz fikir ve düşünce adamı bulmakta ve yetiştirmekte güçlük çekmesidir. Biz taraf değiliz diye ortaya çıkanlar, gazetelerdeki köşelerinde yazı yazanlar, televizyonlara çıkıp durmadan konuşanların birçoğu, çoğu değil hemen hemen tamamı bir tarafın veya bir görüşün adamıdır. Ya kapitalisttir veya sosyalisttir veyahut liberalisttir. Beynelmilel görüşü benimseyenler de vardır. Modaya uyarak global düşünceye kapılmış olanlar da vardır. Bunların müşterek tarafı; hemen hemen tamamının akademisyen ve medya mensubu olmasıdır.
Her hangi bir meseleyi kapitalist, kapitalizme göre; sosyalist, sosyalizme göre ve liberalist, liberalizme göre yorumlayacaktır. Bu sebeple Türk insanı, işin doğrusunu öğrenmekte, benimsemekte ve işin püf noktasını yakalamakta güçlük çekecektir. Yön vermek ve şartlandırmak için uğraştıkları kitle ise ne kapitalist, ne sosyalist ve nede tam anlamıyla liberalisttir. Hele hele ateist ve anarşist hiç değildir. Globalizmle de fazla tanışıklığı yoktur.
Bizim halkımız, demokrasiyi içtenlikle benimser, hürriyete âşık ve hür düşünceye saygılı, bayrağının, sancağının hep yükseklerde olmasından onur duyar, güvenlik güçlerinin her zaman ve her yerde hep yanındadır, devletinin varlığının, birliğinin ve gücünün devam etmesi için sürekli dua eder ve bunun için çalışır, kolay kaloy da şaşırtamazlar ve yanıltamazlar. Kim ne derse desin o bildiğini okur. Bildiği de yanlış çıkmaz ve onu güç durumda bırakmaz.
Taraflı ve maksatlı uzman yorumcular olduğu sürece pirinci taşını ayıklamakta güçlük çekeceğiz, milletimizin hayrına olacak düşünce, teklif ve teşebbüsleri şakalamakta ve net görmekte zorlanacağız…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri