Uyumak İstiyorum

.

İlgisizlik, her şeyden kesilmiş ilgisizlik;

Bilmeyiş ki, en büyük ilme denk bilgisizlik.

Usandım boş yere hep gitmeler, gelmelerden;

Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden!(NFK)

 

Bilgisizlik en büyük bilgiçlik. En deli cüretkârlıklar bilgisizlikten. Tüm fikirlere tüm gerçeklere kapalı ilgisizlik. Usanırsın gidip gelmelerden, yanarsın kelimelerden. Sadece seni yakar kelimelerin. Belki tabi. Belki sana bile dokunmaz kelimeler, belki sana bile tesir etmez. Belki dudağına değen sözlerden sen de bihabersin.

Sözün sözü kestiği zamanlar nerde? İlgisizlik, her şeyden kesilmiş ilgisizlik. Aklıma ilgisizim, bakışlarıma ilgisizim, adımlarıma kelimelerime ilgisizim. Sağlığıma, duyabiliyor olmama, görebiliyor oluşuma, hissedebilmeme ilgisizim. Bana hala bir canlı olduğumu fark ettiren reflekslerime ilgisizim.

Sevdiklerime ilgisizim, sevebileceklerime ilgisizim.

Doğup batan güneşe ilgisizim. Geceleri semayı süsleyen yıldızlara, ilham veren dolunaya ilgisizim. Bu gizemli güzelliğin altında güzellikleri göremeyen kör gözlere ilgisizim. Karanlığın aydınlığını göremeyen, karanlıktan nasipsizlere ilgisizim. Acılara, sancılara, güzellikleri görecek takati olmayanlara ilgisizim.

Bana en güzel güzellikleri sunan Rabbim’e ilgisizim. Yolda seyrederken rengârenk lalelere, güllere, çiçeklere, şafakta cilve yapan kuşlara, güvercinlere, mavi denize, martılara… denizin dibine, toprağın altına, yeryüzünde hareket edenlere ilgisizim.

“Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık;

Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık.

Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri;

Raflarda toza batmış Peygamberlerden bildiri.”

Diriler ölü, ölüler diri. Diri kalan, bizi diri tutan bir şey varsa öldüler dediklerimiz. Ölenlerin kredisini kullanıyoruz aslında… Hayatımızda öldürdüklerimiz, bitirip bittiğimiz. Hayatımız raflarda tozlu, hayatımıza, hayata dokunmuyoruz. Hayat verecek iksir raflarda toza batmış. Raf bile yok, rafları bile yavaş yavaş kaldırıyoruz.

“Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım;

Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım!

Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla!

Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla...”

Belli ki yorulmuş üstad. Uyumak… Uyuyayım, kelimeler yetmedi. Sözlerim tesir etmedi. Tahammülüm de yok bu yetersizliğe. Kaçmak istiyorum. Duymak istemiyorum, görmek istemiyorum. Ne dokunsun hiçbir şey ne de bilmiş olayım. Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla… Yaşadığını zannettiği, hayat zannettiği sahtelikle.

Uyumak istiyorum sonsuza dek… Ama çözüm mü usta? Kolay mı usta olmak? Pes etmek yakışır mı ustalara? Kaçıp giderse ustalar, uyumak isterlerse, uyuyanlar nasıl uyanacak usta?

Olmaz usta…

Olamaz…

Sen uyuyamazsın usta.

Ustalara uyumak yasak, rahatlık yasak.

Bu ülke hep güzel kalsın diye, hep sevgi tütsüsü tütsün diye. Kimse kimseye insanlık dışı davranışlar sergilemesin diye… Herkes gülümsesin diye.

‘Uyumak istiyorum’ yok usta! 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri