Enflasyon, hayat pahalılığı ve artan girdi maliyetleri nedeniyle çiftçiler borç krizi yaşıyor. Verilen teşvik ve destekler artan maliyetler karşısında eridi. Birçok üretici zarar etti. Gübre ve mazot fiyatları da çiftçinin yükünü artırdı.
Selçuk Üniversitesi (SÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Alagöz, borç krizi yaşayan çiftçiler için kurtuluş yolunu açıkladı. Çiftçinin düştüğü zor durumdan kurtulmasının yolunun açık ve net olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alagöz, kurtuluşun; 2006 yılında kanunlaşan tarım kanunun 21. maddesinde öngörülen teşvik ve destekler toplam alt sınırının verilmesi olduğuna işaret etti.
TARIMDA DESTEK AÇIĞI
Prof. Dr. Alagöz, “2001 yılı Genel Tarım Sayımında yaklaşık 4 milyon hanenin tarımsal faaliyetle uğraştığı belirtilse de, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 yılı verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS’ye) kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 354 bin 217 kişidir. Yeni Genel Tarım Sayımı verileri açıklandığında ülkemizde kaç hanenin tarımsal faaliyette bulunduğu daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Son yirmi dört yıllık zaman dilimi içerisinde özellikle 2006 yılında, Türk tarımsal işletmeleri için 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun yürürlüğü girmesi, Türk çiftçisine yeni bir dönüşümün ve umudun başlangıcı olmuştur. Çünkü tarım Kanununun 21. maddesi, devletin tarımsal destekleme amacıyla ayıracağı bütçenin, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYH) en az yüzde 1'i oranında olması gerektiğini hükme bağlamış ve böylece, hükümetlerin çiftçiye verilecekleri tarımsal destekleme yasal alt sınırını belirlenmiş oldu. Türk çiftçisi bankacılık sistemine alın terlerini faiz olarak ödeyen bir yapıdan kurtulacağına yönelik bir işaret olarak görülmüştür. Ancak Türk çiftçisi özellikle 2012 yılından sonra bırakın Tarım kanunu gereği verilmesi gereken teşvik ve destek tutarını, reel bazda yani döviz bazında yıllık toplam aldığı destek ve teşvik toplamı sürekli olarak azalmıştır. Örneğin 2012 yılında Tarım Kanununun 21. maddesine göre alması gereken toplam teşvik ve destek miktarı yaklaşık 8,7 milyar dolar olması gerekirken yaklaşık 4,5 milyar dolarını alabilmiş. 2023 yılında ise Tarım Kanununun 21. maddesine göre alması gereken toplam teşvik ve destek miktarı yaklaşık 11 milyar dolar iken sadece yaklaşık 2,5 milyar dolarını alabilmiştir. 2025 yılında ise Tarım Kanununun 21. maddesine göre alması gereken toplam teşvik ve destek miktarı yaklaşık 15,5 milyar dolar iken sadece yaklaşık 4,2 milyar doları verilmiştir” diye konuştu.
TOPRAK EKMEYİ BIRAKTILAR!
Çiftçiye, Tarım Kanununun 21. maddesine göre alması gereken teşvik ve desteklerin verilmemesi, bankacılık sisteminden yüksek faizle borçlanmasına neden olduğunu ve 2007 yılında yaklaşık 9 milyar TL (6,7 milyar dolar) olan borcun zaman içinde katlanarak 2025 yılında 1,2 trilyon TL’ye (34 milyar dolar) çıktığına vurgu yapan Prof. Dr. Alagöz, “Bu yüksek borçlanmaya ilave olarak hükümetin enflasyonu durdurma çabasının bir sonucu olarak yabancı bitkisel ve hayvansal ürünlerin ithalini kolaylaştırması, tarla ve Pazar arasındaki bağların tekelci aracıların eline geçmesi, ürün fiyatlarının artan maliyetlerin çok altında kalması Türk çiftçisinin toprağını terk etmesine, hayvancılığı bırakmasına neden olmuştur” ifadelerini kullandı.
‘BÜTÇE HARCAMALARINDA ÖNCELİK VERİLMELİ’
Selçuk Üniversitesi (SÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Alagöz, şunları söyledi: “Türk çiftçisi Tarım kanununda öngörülen bu toplam teşvik ve destek tutarını talep etmektedir. Devlet bütçesi bu teşvik ve destek toplam miktarını verebilecek güçtedir. Bu para bütçede de vardır. Sadece başka alanlara aktarılmaktadır. Örneğin yurtiçindeki ve yurtdışındaki yabancıların refahlarını artırmak adına her yıl yaklaşık 16 milyar dolar harcama yapılmaktadır. Veya döviz kar garantili firmalara (KÖİ’lere) her yıl yaklaşık 5 milyar dolara yakın ödeme yapılmaktadır. Veya Kur Korumalı Mevduat üzerinden on milyarlarca dolar faiz ve kur farkı ödenmiştir. Ve nihayetinde yaşadığımız fon krizinin sonunda Türk milletinin katlanacağı zararın ne olacağı konusu hala belli değildir. Bundan dolayı Devlet Bütçesinde para vardır. Hükümetin bütçe harcamalarında önceliği Türk çiftçisi ve üreticisi olmalıdır. Türk çiftçisi Tarım Kanunu 21. maddesinden doğan haklarını talep etmelidir.”