Unutmuştum, Affedersin

.

Teşekkür ederim Rabbim. Beni tokatlamaya değer gördüğün için, umudu hepten üzerimden çekmediğin için. Seni deli gibi sevebileceğim ihtimalini bana bahşettiğin için. Seni seviyorum Rabbim; bana bir fırsat daha verdiğin için. Ve en önemlisi bana bu fırsatı verdiğini fark ettirdiğin için. Bir türlü farkına varamadığımı ufak bir sarsıntıyla hatırlattığın için…

Unutmuştum; şuurun bestesini unutmuştum. Kaldırım şarkıcısı gibi, serüven neyi gerektiriyorsa o telden çalmaya başlamıştım. Kaldırımlar, kaldırımlara ayak basanlar, binlerce yüz binlerce ayak, ses, heves…gerçek besteyi unutmuştum.

Mutsuzdum, biraz umutsuz. Titrettin huzurlu oldum. Çünkü hatırladım; ölüm varmış.

Hatırladım ki hatırlanmaya değer birçok şeyi ötelemişim… yüreğimin sesini ertelemişim, o sesin her an toprak olacağı ihtimalini düşünmeden saf bir unutuşta saklamışım. Bir sevgi sözünü, candan bir iltifatı, bir yanılgının özrünü…aman sonraya kalsın diyerek benimle çürümeye gideceği ihtimalini düşünmemişim. Özel bir güne bırakılan bir hediyenin varlığından habersiz kalınacağı ihtimalini düşünmemişim.

Oysa şimdi özel her şey. Bu an özel, biraz sonrası gelirse o da o anda özel olur. Her şey herkes her duygu şimdi özel. O zaman yürek ve düşünce; duygu ve ifade şimdi kullanılmalı değil mi? Niye yarına erteliyoruz bir hal-hatır sormayı, niçin sevdiklerimize ‘seviyorum’ demeyi özel zamanlara bırakıyoruz?

Unutmuştum işte; materyallerin içinde yarına dair maddesel planlar yapıyordum. Sallandı arz, ar duydum şahsiyetimden. Doladım ellerimi dizlerime, öylece kalakaldım. Hadi kaç kaçabilirsen mağrur insan. Hadi durdur, kendini bir şey zanneden gurur, hadi diren nefesim…

Şimdi yapılması elzem olanı es geçmişim. Sonsuzluğun frekansını kısa ömürlü bir cezbede bırakmışım, sarhoş olmuşum dünyanın yapay eşiğinde…

Sanırım Çiçero’ya ait bir sözdü; ‘Tanrı planlarınıza gülüp geçer.’ Planlarım var bu güzel de Allah’ın da bir planı var. Aciz olan ben Sonsuz Kudretin planının asıl olduğunu bir ‘an’da olsa hesaba katmamışım. Oysa başımı O’na yaranmaya O’na yar olmaya ağrıtacaktım önce. Önce O’na danışacaktım planlarımın uygunluğunu.

Düşlerimin, hayallerimin vizesini alabilir miyim diye düşünmeliyim. Vize çıkacaksa toparlanıp yola koyulmalıyım. Rabbimin rızası ekseninde çizilmeli planlar, önce o kapıdan razılık alınmalı.

Bir hafta içinde yaşanan sel felaketleri ve deprem. Mübarek ramazan ayında merhameti sonsuz Allah(c.c) gazap mı gönderdi, merhamet mi etti bilinmez. Hani Hızır(a.s) ile Hz. Musa’nın hikâyesi gibi. Öldürür, batırır ama sual olunmaz hikmetinden…

Hemen aramışlardı deprem oldu var mı bir sorun diye. Yıkılan evler ölen insanlar yoktu. Ama bilinmez; acaba hala yaşıyor olmamız mı sorun, yoksa yıkılıp gitmek mi sonsuzluğa?

“O Allah’tır. Sonsuz ilim sahibidir. Geçmişi de geleceği de hakkıyla bilendir.” O zaman bir adım ötesinden habersiz aciz insan, olana ‘neden’ dememeli. Yaptıklarına neden demeli. Ölümden değil günahlarımızdan korkmalıyız. Ölüm, doğum gibi gerçek, mukadder. Bunu biliyoruz. O zaman ondan korkmak yerine, hazır durmak daha huzurlu bir mantık değil mi? Olanı sorgulama densizliğini bırakıp, olduğumuz hali fark etsek, irademizi nefsimizi sorgulasak; nereye bu gidiş? Niçindir böylesine ölüme direniş?

Unutmuştum, affedersin Allah’ım.

Anladım, hatırladım. Allah’ın hesabı işler yeryüzünde ve gökyüzünde. Ve fark ettim; planlar Allah’ın planlarıyla uyumlu olmalı, O’nun razılığına endeksli olmalı. Vize alamama ihtimalini göz ardı etmemeli, özenlice plan yapmalı.

Unutmuştum, affedersin Allah’ım. Hatırlattın, teşekkür ederim hatırlatmaya değer gördüğün için. Beni hala kul kabul ettiğin. Bin şükür Sana; ‘lütfunda hoş kahrında.’ Sen’den gelen her şey hoş.  

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yazarlar Haberleri