Türkiye’de birçok kişi üniversite mezunu. Bu durum çoğu kimse tarafından olumlu karşılanacaktır ama mezunların eğitim düzeyi ortaya konulan veriler kadar iç açıcı değil. Türkiye’de çoğu üniversite, eksi netle ya da sıfır netle öğrenci kabul ediyor. Adayların tek bir soruyu bile doğru işaretlemeden üniversiteli olması, eğitim refahına olumlu değil olumsuz yansıyor.
Birçok aile ağır ekonomik şartlara rağmen çocuklarını özel okullara gönderip özel dersler alması için seferber oluyor. Çabası ve şansı olanlar iyi bir üniversiteye yerleşip hayatını şekillendirmeye başlıyor. Bazıları ise işten veya sorumluluktan kaçıp ‘keyfi’ amaçla üniversiteye gidiyor. Üniversite yıllarımda da bu duruma şahit olmuştum. “Ben üniversite ortamı için geldim” diyenleri az duymadık. Kimisinin ise başka şansı yoktu.
Herkes üniversiteli veya mezunu oldu ama nitelikli eğitim nerede kaldı? Toplamda 9 ders alan öğrenci, 5’ini seneye bırakıyor. 4 yıllık olan eğitimi 6 yılda veren de ben mezunum diyor derece yapanlarda bu konuda övünüyor. Bu duruma basit bir eğitim sorunu demek konuyu görmezden gelmekle eş değer. Planlamada aksaklık var ve nitelikli eğitim kavramı her geçen gün eriyor. Bu yalnızca bireyleri ilgilendiren bir durum da değil. Şu an üniversite sıralarında olan veya mezun olmuş öğrencilerin her biri bu ülkenin geleceği.
Üniversite sayısı arttı. Çoğu küçük ilçelerde bile lisans eğitimi veriliyor. Her yere üniversiteler yapıyoruz, sayı artıyor ama nitelikli eğitim kavramının içi boşaltılıyor.
Diplomalar artık önemli bir ölçüt değil, öyle ki sahte diplomalarla bile rahatlıkla işini gören insanlara da denk geldik. Önceden üniversite okumanın, mezunu olmanın bir havası varmış. Şimdi ise sınavlara dayalı, slaytlarla anlatılan dersler ve ‘öylesine’ üniversiteye gelen gençlerle lisans eğitimi sınıfta kaldı.
Bir de özel üniversite krizleri sık sık gündeme geliyor. Eğitimi ticarete dönüştüren bazı yapılar, “Parayı ödesin de ne yaparsa yapsın” anlayışıyla bu ülkeye en büyük düşmanlığı yapıyor. Eğitim, müşteri kapısı açan bir sektöre döndü resmen.
Sorun gençlerde var diyoruz da, sınava dayalı sistem ve maddi gelir kapısına döndürülen üniversitelerde işsiz kalan, nasıl olsa sistem böyle diye akışına bakan gençlerde bu duruma zorlanmış gibi görünüyor.
NELER YAPILABİLİR?
Öncelikle il ilçe fark etmeksizin her yere üniversite açalım mantığına dur denilmeli, üniversite kontenjanları düşürülmeli, belirli bir oranda net yapılıp üniversite kapıları başarı ile açılmalı, vakıf üniversiteleri sıkça denetlenmeli, uygulamalı eğitim yaygınlaştırılmalı, üniversite sınavları ecel terleri döktürmemeli, liyakati esas alan eğitim kurumlarının sayısı artırılmalı, keyfi eğitim görevlisi atamalarına müdahale edilmeli ve emek, başarı yok görülmemeli.
Unutulmamalı ki bugün üniversite sıralarında oturan her genç, yarının Türkiye’sini inşa edecek.