18 ilde 30 üniversitede tahsil gören 4 bin 449 öğrenci arasında yapılan araştırmaya göre, üniversiteye giriş sistemini olumsuz bulan gençlerin oranı yüzde 77, meslek liselilere katsayı uygulamasına karşı olduklarını, yeterli puana sahip olanların istedikleri bölüme girmesi gerektiğini bildirenlerin oranı da yüzde 64. Üniversitelere ideoloji kavgasının sokulmasını asla tasvip etmediklerini ekleyen gençlerin önemli bölümü de hayata iyi yetişmiş olarak atılmak istediklerini ifade ederek, yüksek tahsil sonrası iş bulamama endişesini taşıyor. Onbinlerce öğrencinin tahsil gördüğü üniversitelerde bulunan mescit ve camilerde gençlerin fırsat buldukça cemaatle namaz kılmayı tercih ettiği, bu konuda herhangi bir zorlukla karşılaşmadıkları haber veriliyor. Bilindiği gibi Selçuk Üniversitesi kampüsünde yıllar önce halkın yardımıyla yaptırılan büyük bir cami bulunuyor. Bir sünnet yemeği için gittiğim kampüste bu güzel camide akşam namazı kılmış ve birçok öğrencinin de ibadet ettiğini görmüştüm. Yıllar önce de Karadeniz Bisiklet Turu sebebiyle gittiğim Trabzon’da geceyi Teknik Üniversite yurdunda geçirmiş, yatsı namazını cemaatle üniversite camiinde kılmıştık. Cemaate katılan on kadar Konyalı öğrenci ile namazdan sonra sohbet imkânımız olmuştu.
İnsan, üniversite gibi çok önemli ilim yuvalarında gençlerin namaz kıldığına, üstelik cemaate iştirâk etmek için titizlik gösterdiklerine şâhit olmaktan büyük memnunluk duyuyor. Halkının yüzde 99’u Müslüman olan ülkemizde elbette 5 vakit farz namazın kılınması kadar normâl bir şey olamaz. Buna paralel olarak, üniversitelerimizde de gençlerin bu önemli dinî görevlerini yerine getirmelerini asla yadırgamamak gerekir. Hâl böyle iken, cami bulunmayan üniversitelerde namaz kılmak için müsait bir yer hazırlanmadığı gibi, namaz kılan öğrencilere karşı hoşnutsuzluk havasının sezildiği yolunda haberler eksik olmuyor. Bu durumdaki üniversitelerin rektörlerinin namaz kılınacak yer konusunda çeşitli mazeretler öne sürdükleri de dikkatlerden kaçmıyor.
Bir süre önce bu sütunda Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin, İngiltere’de tahsil gördüğü üniversitede bir kilise bulunduğunu, burada görevli papazın bir gün kendisine Müslüman olduğunu öğrendiğini, dinî inancına saygı duyduğunu ifade ile ibadetini yapabilmesi için bir oda hazırlandığını söylediğinden bahsettiğimi hatırlayanlarınız olacaktır. Bir, Hıristiyan din adamının Müslüman öğrencinin inancına duyduğu saygıyı ve ibadet yapabilmesi için üniversitede oda hazırlandığını, bir de ülkemizdeki bazı üniversitelerde rektörlerin Müslüman öğrencilere takındığı tavrı kıyaslayın. Üzülmemek elde değil!
Yine bu sütunu okuyanlar, Adana’da yargılanan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan’ın, Süleyman Demirel salonunda öğrencilerle yaptığı toplantıda kız öğrencilerin bindikleri minibüslerin kampüs giriş kapısında başörtülü olup olmadığının kontrol edildiğini, kendisinin böyle bir emir verip vermediği yolunda bir öğrencinin sorusunu cevaplamaktan kaçınarak “Cevap vermek istemiyorum” dediğine dikkat çektiğimi hatırlayacaklardır. Ne yazık ki, Peygamberimizin (s.a.v) belde-i muhayyere olarak şeref bahşettiği Konya’mızda kız öğrenciler başörtülü olarak üniversitenin bahçesine bile alınmıyor. Oysa bazı üniversitelerde böylesine çağdışı bir uygulama olmadığı haber veriliyor. Bilindiği gibi, geçen yıl üniversitelerde kıyafet serbest bırakılmış, ancak oluşan 3-5 günlük sevinç sonunda CHP’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’nin alelacele aldığı kararla hayâl kırıklığı yaşandığı herkesin malûmu. Bu yüzden milletimiz de oldum olası herhangi bir konuda alınan hayırlı karara köstek olan CHP’ye lâyık olduğu lâyık olduğu dersi veriyor.
Unutulmasın ki, başörtüsü yasağı yüzünden binlerce genç kızın yüksek tahsilini yarıda bırakmasına yol açan kararın vebâli çok büyüktür. Elbette bu kanunsuz uygulamanın bir gün kalkarak, adaletin yerini bulacağından kimsenin şüphesi olmasın.