Medenî Avrupa'dan çatlak sesler yükselmeye ve pis kokular gelmeye başladı.
Şimdiye kadar ferdi tepkiler, Türklere ait evlere ve iş yerlerine saldırılar oluyordu. Bütün bunlar küçük çaplı ve güçsüz hareketlerdi. Şimdi ise organize olduklarını ve seslerini duyurabilmek için medyayı da kullandıklarını görüyoruz. Neticelerinin doğru olup olmadığı şüpheli ve tartışmalı anketlerle işi çözmeye ve azınlıklara baskıyı artırmaya çalışıyorlar. Güya Hristiyan halk, Avrupa'da minareye karşıymış
Minareye karşı olar bir grup, her yerde olduğu gibi orada da mutlaka vardır. Bir zamanlar Kıbrıs'ta minareleri kiliselerden daha yüksek yapamıyorlardı. Şimdi de öyle mi bilmiyorum. Bu durumu halkın geneline mal etmek doğru değildir. Biz camide ve kilisede Müslümanlarla Hristiyanların iç içe, aynı safta olmasalar bile omuz omuza olduklarını gördük. Vatandaş ve soydaşlarımızın çalıştıkları Avrupa ülkelerinde cami temeli atma ve camiyi ibadete açma merasimlerine katıldık. Cami cemaatiyle Hristiyan cemaatin aynı sofraya oturduklarını gördük.
Bu merasimlerde başta şehrin belediye başkanı, kilise temsilcisi ve mahalli din adamları olmak üzere yerli halkın Müslümanlara nasıl yardımcı olduklarını, maddi destekte bulunduklarını, tebrik ve teşvik edici konuşmalar yaptıklarına şahit olduk.
Bizim bildiğimiz ve medyada yer alan münferit olayların dışında Müslümanları rahatsız edici yaygın bir eylem şimdiye kadar olmadı. Paki bu minare düşmanlığı nereden çıkıyor, Bizdeki baş örtüsü düşmanlığı nereden çıkıyorsa o da oradan çıkıyor.
Gazetelerde yer alan haberlere göre; Danimarka da camilere minare yapılmasını yasaklamaya hazırlanıyormuş. Sadece ikisi kubbeli ve minareli olmak üzere Danimarka'da 130 cami ve mescit varmış. Cami ve mescit sayısı gösteriyor ki; sayısını kesin bilmiyorum ama Danimarka'da dikkate değer bir Müslüman nüfusu var demektir.
Bu zamana kadar Avrupa ülkelerinde Müslümanlar, özellikle Türk işçileri problem çıkartmadılar ve kanunsuz hareketlerin içerisinde yer almadılar. Baktılar ki Müslümanlar olay çıkarmıyor veya yerli halka rahatsızlık vermiyor, içlerinde yaşadıkları topluma bir zararları dokunmuyor, bu sefer kendileri olay çıkartmaya ve Müslümanları provaka edici hareketlerde bulunmaya başladılar.
Müslümanlar eğer Avrupa'da kalmak ve yaşamak istiyorlarsa bu tip oyunlara gelmemeleri ve provakatörlere fırsat vermemeleri, hele hele karşılık vererek işlerini kolaylaştırmamaları gerekir.
500 bin Müslümanın yaşadığı İsviçre'de minarelerin akıbetinin ne olduğunu bilmiyoruz. Yıktılar mı, yoksa duruyor mu? Mevcutları yıktıklarını veya yıkacaklarını zannetmiyorum. Hak veya batıl inanç sahibi olanlar, dinî sembollere zarar vermekten çekinirler. Hiçbir gerçek Hristiyan Minareye çirkin gözle bakamaz ve zarar veremez. Eğer minareye zarar verirse bir gün aynı şeyin kendi dini sembollerinin başına da gelebileceğini düşünür. Her şeyden önce vicdanları elvermez. Dünyanın her yerinde dinsizlerin veya dine karşı çıkanların sayıları azdır. Lakin sesleri çok çıkar ve şirretlikleri ağır basar. Belki de Avrupa'nın esas meselesi ve problemi minareden çok, insanlarının dinden uzaklaşmaya başlamış olmasıdır. Minareyle uğraşacaklarını insanlar kiliseye gidiyor mu, gitmiyor mu ona baksınlar.
Kendi memleketlerinde minareye karşı çıkanlar, bizim ülkemize geldikleri zaman minarelere olan hayranlıklarını gizleyemiyorlar. Muhteşem Sultan Ahmet Camiinin çevresinde toplanarak saatlerce minarelerini seyrediyor, resimlerini çekiyor ve videoya kaydediyorlar. Aynı şekilde Edirne Selimiye Camiinin minarelerinden gözlerini ayıramıyorlar ve “Bu, insan eseri olamaz, herhalde gökten inmiş.” demekten kendilerini alamıyorlar. Eğer Ayasofya'nın minarelerini kaldırsanız, o görkemli eser bu kadar ilgi görmez. Bu harika eserlerin minarelerini bir şekilde kapatabilsek, Avrupa'da minare düşmanlığı yapanlar ülkemize geldikleri zaman; açında şu minareleri bir seyredelim, diye yalvaracaklardır.
Hey Avrupa, biz sizin kiliselerinize ve çan seslerinize bir şey söylüyor muyuz? Siz de bizim minarelerimize karışmayın ve ezanımıza müdahale etmeyin. Aksi takdirde son pişmanlık fayda vermez.
Şimdiye kadar ferdi tepkiler, Türklere ait evlere ve iş yerlerine saldırılar oluyordu. Bütün bunlar küçük çaplı ve güçsüz hareketlerdi. Şimdi ise organize olduklarını ve seslerini duyurabilmek için medyayı da kullandıklarını görüyoruz. Neticelerinin doğru olup olmadığı şüpheli ve tartışmalı anketlerle işi çözmeye ve azınlıklara baskıyı artırmaya çalışıyorlar. Güya Hristiyan halk, Avrupa'da minareye karşıymış
Minareye karşı olar bir grup, her yerde olduğu gibi orada da mutlaka vardır. Bir zamanlar Kıbrıs'ta minareleri kiliselerden daha yüksek yapamıyorlardı. Şimdi de öyle mi bilmiyorum. Bu durumu halkın geneline mal etmek doğru değildir. Biz camide ve kilisede Müslümanlarla Hristiyanların iç içe, aynı safta olmasalar bile omuz omuza olduklarını gördük. Vatandaş ve soydaşlarımızın çalıştıkları Avrupa ülkelerinde cami temeli atma ve camiyi ibadete açma merasimlerine katıldık. Cami cemaatiyle Hristiyan cemaatin aynı sofraya oturduklarını gördük.
Bu merasimlerde başta şehrin belediye başkanı, kilise temsilcisi ve mahalli din adamları olmak üzere yerli halkın Müslümanlara nasıl yardımcı olduklarını, maddi destekte bulunduklarını, tebrik ve teşvik edici konuşmalar yaptıklarına şahit olduk.
Bizim bildiğimiz ve medyada yer alan münferit olayların dışında Müslümanları rahatsız edici yaygın bir eylem şimdiye kadar olmadı. Paki bu minare düşmanlığı nereden çıkıyor, Bizdeki baş örtüsü düşmanlığı nereden çıkıyorsa o da oradan çıkıyor.
Gazetelerde yer alan haberlere göre; Danimarka da camilere minare yapılmasını yasaklamaya hazırlanıyormuş. Sadece ikisi kubbeli ve minareli olmak üzere Danimarka'da 130 cami ve mescit varmış. Cami ve mescit sayısı gösteriyor ki; sayısını kesin bilmiyorum ama Danimarka'da dikkate değer bir Müslüman nüfusu var demektir.
Bu zamana kadar Avrupa ülkelerinde Müslümanlar, özellikle Türk işçileri problem çıkartmadılar ve kanunsuz hareketlerin içerisinde yer almadılar. Baktılar ki Müslümanlar olay çıkarmıyor veya yerli halka rahatsızlık vermiyor, içlerinde yaşadıkları topluma bir zararları dokunmuyor, bu sefer kendileri olay çıkartmaya ve Müslümanları provaka edici hareketlerde bulunmaya başladılar.
Müslümanlar eğer Avrupa'da kalmak ve yaşamak istiyorlarsa bu tip oyunlara gelmemeleri ve provakatörlere fırsat vermemeleri, hele hele karşılık vererek işlerini kolaylaştırmamaları gerekir.
500 bin Müslümanın yaşadığı İsviçre'de minarelerin akıbetinin ne olduğunu bilmiyoruz. Yıktılar mı, yoksa duruyor mu? Mevcutları yıktıklarını veya yıkacaklarını zannetmiyorum. Hak veya batıl inanç sahibi olanlar, dinî sembollere zarar vermekten çekinirler. Hiçbir gerçek Hristiyan Minareye çirkin gözle bakamaz ve zarar veremez. Eğer minareye zarar verirse bir gün aynı şeyin kendi dini sembollerinin başına da gelebileceğini düşünür. Her şeyden önce vicdanları elvermez. Dünyanın her yerinde dinsizlerin veya dine karşı çıkanların sayıları azdır. Lakin sesleri çok çıkar ve şirretlikleri ağır basar. Belki de Avrupa'nın esas meselesi ve problemi minareden çok, insanlarının dinden uzaklaşmaya başlamış olmasıdır. Minareyle uğraşacaklarını insanlar kiliseye gidiyor mu, gitmiyor mu ona baksınlar.
Kendi memleketlerinde minareye karşı çıkanlar, bizim ülkemize geldikleri zaman minarelere olan hayranlıklarını gizleyemiyorlar. Muhteşem Sultan Ahmet Camiinin çevresinde toplanarak saatlerce minarelerini seyrediyor, resimlerini çekiyor ve videoya kaydediyorlar. Aynı şekilde Edirne Selimiye Camiinin minarelerinden gözlerini ayıramıyorlar ve “Bu, insan eseri olamaz, herhalde gökten inmiş.” demekten kendilerini alamıyorlar. Eğer Ayasofya'nın minarelerini kaldırsanız, o görkemli eser bu kadar ilgi görmez. Bu harika eserlerin minarelerini bir şekilde kapatabilsek, Avrupa'da minare düşmanlığı yapanlar ülkemize geldikleri zaman; açında şu minareleri bir seyredelim, diye yalvaracaklardır.
Hey Avrupa, biz sizin kiliselerinize ve çan seslerinize bir şey söylüyor muyuz? Siz de bizim minarelerimize karışmayın ve ezanımıza müdahale etmeyin. Aksi takdirde son pişmanlık fayda vermez.