Uzunca bir süreden sonra bir arkadaşımın isteği ile Mevlana Hazretleri’ni ziyarete gittik. Dualarımızı ettik. Selimiye Camii’ne doğru gidiyorduk. Tam o sırada küçük bir kızın çığlığıyla yıkıldı meydan. Yerde yatan bir adam gördüm. Titriyordu. Herkes başına toplanmaya başlamıştı. Küçük kız ağlıyordu. “Ali, 112’yi ara” dedi arkadaşım. İrkildim, kendime geldim. Bir müddet telefonun diğer ucu bana melodi dinletti. Nihayet bir bayan açtı. “Mevlana Meydanı” diyebildim. Kadın “Tamam geliyor, karşılayın” dedi. O tarafa doğru gittik.
**
Kalabalık çoğalmıştı. Küçük kızın duası başımdan kaynar sular dökülmesine neden oldu. “Allah’ım babama bir şey olmasın” ya da bunun gibi bir şeydi tam hatırlamıyorum. Kelimeler farklı olabilirdi fakat duygu aynıydı. Sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Ama ne mümkün. Çocuk kalbi vazgeçer mi babadan. Bir süre sonra yerde yatan adamın gözlerini açtığını gördüm. Ellili yaşlarına doğru gittiği anlaşılıyordu. Sara nöbeti geçiriyormuş.
**
İlk kez karşılaştım böyle bir olayla ve etkiledi beni gerçekten. Düşünmeme de neden oldu.
Artık çocuk sahibi olmak veya çocuğa bakmak hayatın karmaşası içinde çok arka taraflara itiliyor. Dünya telaşı etkili oluyor bunda. Okul bitsin, askerlik bitsin, iyi bir iş bulayım… İstekler bitmiyor ve her istekte birkaç sene erteleniyor çocuklar. Ve geç çocuk sahibi olunuyor.
Bunun birkaç tane etkisi var çocuk üzerinde. Babasıyla veya annesiyle doya doya oynayamamak bunlardan bir tanesi. Her çocuğun hayalidir bu. Eve yorgun argın dönen baba canlanıyor değil mi bunu söyleyince gözlerinizde? İşte bir yanılgı daha çıktı karşımıza. Böyle olmamalı. Her ne olursa olsun evlatlara değer verilmeli ve onlarla ilgilenilmeli. Adeta büyük bir adammış gibi fikirleri alınmalı, uygulanmayacaksa bile. Tatlı dille izah edilmeli her şey. Sen karışma diye diye çocuklar büyüdüklerinde de hiçbir şeye karışamaz hale geliyorlar.
**
İkinci bir etken ve benim de üzerinde durmak istediğim konu ise ölümün çocuklar üzerindeki etkisi. Ölüm yetişkin ya da çocuk ayırt etmeden herkesi etkilemektedir. Ancak çocuklar daha fazla etkilenir. Bazen reddederler veya geri döneceğini söyler çocuklar ölen birini gördüklerinde. Ya da ölümü gerçek kabul ederler. Fakat kabul ettikleri unuttukları anlamına gelmez. Ömür boyu etkilerini yaşarlar. Aile bireylerinin kavga etmesinin kendileri yüzünden olduğunu düşünür çocuklar ve ölümün de bu yüzden olduğunu düşünebilirler. Dikkatli olmak gerekmektedir.
Hiç şüphesiz ölümün ne zaman ve nerde geleceği belli değildir. Hazırlıklı olmak gerekir. Her şekilde. Geride bıraktıklarımızı da düşünmek zorundayız. O narin bedenler biz yokken ne yapar diye düşünmeliyiz. Naçizane fikrim şudur;
Erken yaşta çocuk sahibi olun ki, çocuklarınız siz öldüğünüzde genç yaşta olmasın.