Üçler Mezarlığını Yeşerten Allahım

.
Konya'nın önemli ziyaret ve ikamet yerlerinden birisi de Üçler Mezarlığı. Bu mezarlık önemini; tarihî, merkezî, geniş,düzenli ve Hz. Mevlâna'nın türbesine yakın oluşundan almaktadır. Ayrıca bu mezarlıkta bizim hocalarımızdan ve Konya'nın manevî rehberlerinden, ilim ve ahlâk önderlerinden Hacı Veyis, Hacı Veyiszade Mustafa Efendi, Abdullah Ulubay, Abdü'l Mecid Ünlükul, Türkistanlı Hacı Haki Efendi, Hacı İsa Efendi, Kalleci Osman Efendi, Ağazade Osman Efendi, Hakkı Özçimi, Bozkırlı Mustafa Parlaktürk ve Arif Etik, Konya İmam-Hatip Okulu Müdürü Bekir Elâm gibi seçkin kimseler medfûn bulunmaktadır.
Bu mezarlığın, üçler ismini neden, nereden ve nasıl aldığını fazla merak etmedim ve üzerinde de durmadım değil. Merak ettim ama o kadar üzerinde durmadım. Çünkü beni, adından ve dışından ziyade içi ilgilendiriyor. İsmi Üçler Mezarlığı değil de Mevlâna Mezarlığı da olabilirdi. Belkide bu mezarlık, Hz. Mevlâna'nın Konya'ya gelişinden önce kurulmuştur.
İsminin neden Üçler Mezarlığı olduğuna dâir çeşitli rivayetler ve kayıtlar vardır, merak edenler ilgili yerlere bakabilirler. Yalnız Mezarlığın Mevlâna Türbesi cihetindeki ilk giriş kapısının hemen sol tarafında Türkistan erlerinden veya akıncılarından üç yiğidin kabri bulunmaktadır. İsmini onlardan aldığı söylenmektedir.
Bildiğiniz gibi Üçler Mezarlığı'nın doğu tarafının sol köşesine, yani Mevlâna Kültür Merkezinin şehir tarafına Şehitlik Abidesi yapıldı. Neden oraya yapıldığına dair kendimi bir türlü ikna edemediğim bir âbide. Mevlâna Kültür Merkezinin çevresini zenginleştirmek ve ilgi çeker hale getirmek için yapılmışsa ona bir diyeceğim yok. Yok şehitlerimizin anısına ve hatıralarını canlı tutmak amacına yönelik yapılmışsa, Konya'nın şehitliği tarihî Musalla Mezarlığının bünyesinde değil mi? Keşke oraya yapılmış olsaydı, akın akın gelen ziyaretçiler hiç olmazsa şehitlerimize birer fatiha okurlar ve huzurlarında dua ederlerdi. Her ne ise yapılmış ve iş bitmiş. Sözü şuraya getirmek istiyorum: Belki ilerde Şehitlik Âbidesi fazla ilgi görür ve Üçler Mezarlığının ismini, Şehitler Mezarlığı olarak değiştirirler. Olmaz demeyin. Orada şehit mezarları olmadığı halde Şehitlik Âbidesi yapılmış ve olmuş. İlerde bu da olabilir.
Üçler Mezarlığının dışında Konya'nın meşhur mezarlıkları; Musalla, Hacı Fettah, Uluırmak ve Sedirler. Esasen ben, mezarlıkların isimleri üzerinde durmak istemiyorum ve o kadar da önemsemiyorum. Hani yaşayan insanların yerleştikleri ve kayıtlı oldukları mahalle ve köyler gibi. Demek ki ölmüşlerimizin medfûn bulundukları mezarlıklar, yaşayanların köyü veya mahallesi gibi onların adresleri. Şimdi bir de mezarlıklara sokak veya yol numaraları vermişler. Ne güzel, tıpkı dışarıda ki adres planlaması gibi olmuş. Mezarlıkta yatanlardan birisini kaldırıp, falanın kabri nerede diye soramayız. En azından bizim böyle bir şansımız yok. Ziyaretçilere yardım edilmiş ve kolaylık sağlanmış, iyi de olmuş.
Mezarlık isimleri, yakınlarımızın nerede medfûn olduklarını sordukları zaman Üçler Mezarlığında veya Musalla Mezarlığında diyebilmemiz içindir. Önemli olan, mezarlıkların isimleri ne olursa olsun bize manen, ruhen, ahlâken ve dinen söylemek istedikleridir. Eğer yüzlerce insan bu mezarlıklara girer çıkar , mezar taşlarını seyrederek yakınından gelir geçer de bir oraya kendisinin de geleceğini düşünmez ve halinde müspet istikamette bir değişiklik olmazsa mezarlığın isminin şu veya bu olması ne ifade eder.
Cenazeler vesilesiyle sık sık mezarlıklara, özellikle Üçler Mezarlığına gidiyoruz. Hemen şunu ifade edeyim ki mezarlıklarımıza çok güzel bakılıyor ve itina gösteriliyor. Yollar numaralı, her yer yemyeşil, tertemiz, düzgün ve bakımlı. Fiziki güzelliğin yanında manevi iklimde hissediliyor. Bu güzel manzaradan toprağın üstündekiler memnun, sebep olanlara ve bu bakımı yaptıranlara ve yapanlara dua ediyorlar. Herhalde kara toprağın altında yatanlar da memnunlar ki hiç geri gelen yok.
Eskiden cenazenin çevresinde dilenciden geçilmezdi, Şimdi onlar da yok. Pazartesi günü bir yakınımızın cenazesinde, Üçler Mezarlığında idik. O kabristanda medfûn bulunan hocalarımızın, arkadaş ve dostlarımızın ruhlarına fatiha okuyarak, her adımımı dikkatli atarak, çiğnediğim toprağın Üçler Mezarlığı toprağı olduğunu düşünerek cenazeyi defnedeceğimiz kabrin başına geldim. Defin işlere devam ederken ben de güzel sesli hafızların okudukları Kur'an-ı Kerim'i dinlemek için beton bir kabrin üzerine ilişiverdim. Bu manevi atmosfere rağmen daha önce odaklandığım yeşil otlardan gözümü ayıramadım. Bir metrelik yerde veya benim bakış alanıma giren bölümde ne kadar çok çeşitte ve renkte ot var Ya Rabbî. Bakmakla usanılmaz, saymakla bitmez. hikmetini ve güzelliğini düşünmeye akıl yetmez. Acaba bu mezarlığa şu kadarcık yerde verdiğin nimetin kadrini kıymetini bilenler ve şükrünü edâ edenler mi geliyorlar veya burada yatıyorlar? Verdiğin sayısız nimetin kadrini kıymetini bilemeden ve şükrünü edâ edemeden bu kara toprağın altına girmekten bizleri koru Ya Rabbî.
Sanki bu yemyeşil otlar, yerin altındaki bereketi, zenginliği ve huzuru yerin üstünde temsil ediyorlar. Yemyeşil otlar Allah'ın kudretini, rahmetini ve her türlü nimetin vericisi olduğunu lisan-i hal ile bize anlatıyorlar. Okunan Kur'an-ı Kerim'i onlar da diniliyorlar ve yapılan dualara onlar da amin diyorlar. O yeşilliği sulayan ve güzelliği sağlayan göz yaşlarını bir görebilsek.
Üçler Mezarlığını yeşerten Allah'ım, sana şükürler olsun!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri