Üç günlük bir gezi, yıllara sığan hatıralar

Gazeteci Ali Sait Öge, Konya Gazeteciler Cemiyeti'nin Urla gezisini yazdı.

Konya Gazeteciler Cemiyeti tarafından organize edilen üç günlük İzmir-Urla gezisi, Konya’nın iş ve şehir stresinden yorulan basın çalışanları ve aileleri için küçük ama güzel bir mola oldu.

İzmir Urla’daki Medya-İş Otel’de gerçekleştirilen bu güzel organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen Medya-İş Sendikası Genel Başkanı Sezai Ballı ve ekibini, Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sefa Özdemir ve Yönetim Kurulu Üyelerini tebrik etmek gerekir.

Gezi boyunca ekibin koordinatörlüğünü üstlenen Mustafa Uğurlu’nun gayreti de elbette göz ardı edilemez. Her şeyin yolunda gitmesi için gösterdiği çaba, gezinin keyifli geçmesinde önemli bir ayrıntıydı.

Bir de Medya-İş Otel’in çalışanlarını özellikle anmak gerekir. Güler yüzleri, ilgileri ve samimi yaklaşımlarıyla kendimizi gerçekten misafir gibi hissettirdiler. Onlara da ayrıca teşekkür etmek gerekir.

Bu gezi bana, mesleğin en hareketli yıllarında yaptığımız gezileri, etkinlikleri ve düzenlediğimiz eğlence programlarını hatırlattı. O yıllarda gazetecilik yalnızca haber peşinde koşmaktan ibaret değildi. Birlikte çalışır, birlikte yorulur, birlikte gülerdik. Mesleğin yoğunluğu içerisinde dostluklara, sohbetlere ve hatıralara da yer açardık.

Bu gezide bizim kuşaktan katılan isimler sınırlıydı. Sefa Özdemir, Sezai Ballı, İsmail Oral, Murat Dönmez, Nimet Dönmez, Mustafa Uğurlu, Mürsel Çetin, Yalçın Dinç, Erhan Dargeçit, Mehmet Ali Elmacı, Atilla Taş, Ali Saylan, Abdullah Leblebici, Erkant Uysal, Erkan Asan, Aysun Akkaya ve Şerife Kaya…

İsimlere bakınca bile insanın zihninde onlarca anı canlanıyor. Birimizin söylediği bir cümle, diğerinin hatırlattığı eski bir olay, yıllar önce yaşanmış bir gazetecilik macerası derken sohbet bir anda bizi geçmişe götürdü.

Genç meslektaşlarımızın da bizim kuşağın sohbetlerini ve mesleki anılarını pür dikkat dinlemeleri ayrıca hoşuma gitti. Biz anlattıkça onların merakla dinlemesi, zaman zaman gülmeleri, bazen de şaşkınlıkla birbirlerine bakmaları bize ayrı bir mutluluk verdi.

Hele İsmail Oral…
Urla’daki evinden kalkıp aramıza katılması, eski dostlarını yalnız bırakmaması benim için ayrıca anlamlıydı. İsmail’in kendine has üslubuyla eski günleri anlatması, yıllardır görmediğimiz bazı anıları yeniden hatırlatması, insanı ister istemez o günlere götürdü.

İsmail ve Gamze Oral çiftinin evinin eski dostların uğrak noktası haline gelmiş olması da ayrıca güzel.

Çünkü onların vefa duyguları gerçekten güçlü! Kapıları dostlarına sonuna kadar açık! Eviyle, arabasıyla, kendi imkanlarıyla gelen misafirlerine gönülden sahip çıkan bu güzel insanların, dostlarının gönlünde ayrı bir yeri olduğu belli. Teşekkürler güzel insanlar… İyi ki varsınız.

Erhan Dargeçit’in kahve muhabbetini de unutmamak lazım. ‘Kahve muhabbeti’ deyip geçmeyin. Erhan o işi bilir!
Bazen bir kahvenin yanında başlayan sohbet, nereden nereye gider insan şaşırır. Hele konu eski günlere geldiyse, kahvenin de bahanesi kalmaz, sohbet kendi yolunu bulur. Bizim kuşakta böyle adamlar çoktu. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varsa, bizim sohbetlerin herhalde birkaç asırlık hatırı var!

Yalçın Dinç abi de gezinin ayrı bir renkli tarafıydı. Taş çalmadan okey oynamayı bellemiş!
İki gün üst üste bize yenilmesine rağmen moralinden hiçbir şey kaybetmedi. Hatta oyundan çok oyun sohbeti akıllarda kaldı. Sonuca itirazlar edildi, kahkahalar atıldı. Kimin kazandığından çok, yıllar sonra aynı masanın etrafında yeniden buluşabilmekti güzel olan.

Üç günlük gezinin bir başka güzel tarafı da İzmir, Urla, Alaçatı ve Çeşme’yi birlikte görme imkânı bulmamızdı. Ancak havanın ve denizin pek de bizden yana olduğunu söyleyemem.
Deniz fazlasıyla dalgalı, hava da olması gerekenden biraz daha serindi.

Sonuçta denizden umudu kesip otelin havuzuna yöneldik. Gerçi ben havuz sefasını biraz fazla ciddiye almış olacağım ki mayomun cebinde telefonumu unutmuşum! Telefon da benimle birlikte yüzmeye karar vermiş. Sonuçta üç günlük geziden herkesin anlatacağı bir hatıra kaldı benimki biraz elektronik oldu!

Bu arada Afyon’daki Sayın Vakfı’nı da özellikle anmak gerekiyor. Hem giderken hem dönerken yemek molamızın adresi olan Sayın Vakfı Restoranı gerçekten takdire şayan bir hizmet veriyor.
Burada yemek için mola verilmesi, bir taraftan vakfa küçük de olsa katkı sağlarken diğer taraftan oradaki güzel insanların yüzlerinin gülmesine vesile oldu.
Aslında mola yerini belirlemek bile başlı başına güzel bir düşünce. Kimin aklına geldiyse Allah ondan razı olsun.

Sonuçta üç gün sürdü gezimiz. Ama üç güne çok daha fazla şey sığdı. Deniz vardı, yol vardı, kahve vardı, okey vardı, İzmir vardı… Ama hepsinden önemlisi dostluk vardı. Eski anılar vardı. Yıllar önce aynı mesleğin içinde birlikte yürüdüğümüz insanların yeniden aynı masanın etrafında toplanmasının verdiği o güzel duygu vardı.

Bu vesileyle Konya Gazeteciler Cemiyeti’ne, Medya-İş Sendikası’na, Medya-İş Oteli’nin değerli personeline, Sayın Vakfı’nın güzel ekibine, gidiş ve dönüş yolculuğumuzda bizlere keyifli bir yolculuk sunan kaptanlarımıza ve tüm katılımcı arkadaşlarımıza güzel sohbetleri, dostlukları ve bu güzel üç gün için teşekkür ediyorum.

Ve genç meslektaşlarıma da ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bizim anlattığımız eski meslek hikayelerini sabırla, merakla ve pür dikkat dinlediniz. Belki anlattıklarımızın bir kısmı sizin için yalnızca geçmişte kalmış hikayelerdi.

Ama bizim için o hikayelerin her birinde bir parça ömür vardı. İyi ki dinlediniz, iyi ki bizimle birlikte oldunuz. Bir başka gezide, başka bir şehirde, yine aynı masanın etrafında buluşmak umuduyla… Kalın sağlıcakla.

Ali Sait Öge

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Konya Haberleri