Jeopolitik konumunun yanı sıra zengin yeraltı kaynakları ve maden çeşitliliğiyle de dikkat çeken Türkiye, kritik teknolojilerin kalbinde yer alan nadir toprak elementlerinde dünya çapında bir potansiyeli barındırıyor. Elektrikli araçlardan savunma sanayiine, rüzgâr türbinlerinden akıllı telefonlara kadar uzanan yüksek teknoloji alanlarının temel hammaddesi olan bu stratejik unsurlar, Türkiye'nin maden varlığının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
TAM 27 MİLYON TIR’LIK KAPASİTE!
Eskişehir’in Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasında yer alan Kızılcaören sahası, barındırdığı maden hacmiyle dünyanın iştahını kabartıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre bölgede tam 694 milyon tonluk nadir toprak elementi rezervi tespit edildi. Bu muazzam büyüklüğü zihinde canlandırmak gerekirse; ortaya çıkan devasa maden kütlesi, karayolu taşımacılığında kullanılan yaklaşık 27 milyon adet TIR'ın tam kapasite yüklenmesiyle ancak taşınabilecek devasa bir boyuta karşılık geliyor.
ÇİN'DEN SONRA DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ
Resmî kayıtlara göre Eskişehir’deki bu saha, Çin’de bulunan 800 milyon tonluk Bayan Obo sahasından sonra yeryüzünde tespit edilmiş en büyük rezervlerden biri olarak kabul ediliyor. Günümüzde küresel çaptaki nadir toprak elementlerinin yaklaşık yüzde 90'ını işleyen Çinli bilim insanları dahi bölgedeki mineralizasyon ve oluşum süreçlerini yakından takip etmek amacıyla kapsamlı jeolojik çalışmalar yürütüyor.
HEDEF: HAMMADDE SATMAK DEĞİL, YERLİ SANAYİDE İŞLEMEK
Küresel tedarik zincirlerinde kartların yeniden dağıtıldığı bu dönemde Türkiye, ham maddeyi doğrudan ihraç eden bir ülke olmak yerine, bu mineralleri kendi tesislerinde işleyip nihai yüksek teknoloji ürünlerine dönüştürmeyi hedefliyor. Süren uluslararası iş birliği görüşmeleri ve atılan stratejik adımlarla birlikte Türkiye'nin, dünyanın en büyük ilk 5 nadir toprak elementi üreticisi arasına girmesi planlanıyor.