Türkiye’de Yarın’dan Merhaba ya doğru…

Ahmet Güldağ

Öncelikle  “Merhaba” gazetesinden merhaba ile başlayıp, 49'u bitirip 50. yaşına giren “Merhaba ”nın…

Olgunluğun da ilerisi adımlarla yükselişini…

Candan tebrik eder, bu minval üzere nice yıllara daha başarılı olarak ulaşmasını dilerim.

***.

Her basın işleminde olduğu gibi ekonomik ve siyasal olarak ortaya çıkan badireleri göğüsleyebilenler yaşamını devam ettirmiş olabilmektedir.

Bunlardan biride “Merhaba gazetesi” olmuştur.

Gazetenin kurucu babası diyebileceğimiz Rahmetli Ziya Tanrı kulu ve arkadaşlarının ilk günleri için nostaljiden bahsetsek herhalde yerinde olur.

***

Kadılar sokağında ufak makinelerle davetiye ve diğer küçük matbua işleri yapan arkadaşım.

Merhum Ziya Tanrıkulu ile 1960 yılında tanışmıştık.

Bir broşür basımı vasıtası ile tanıştığımız Tanrıkulu, o zamanlar yazdığım makale ile düzenlediğim, “Türkiye Sanat Mektepleri Mezunları Cemiyeti” ve “Karayolları” sayfalarını takip ettiğini belirterek,

Yazı yazarak halka hizmet. Çok güzel bir şey.

Yalnız yazılarını gereksiz tenkit veya pohpohlara kaydırmış olmasalar. İşte bunu göremediğimiz düşünüşün deyim” demişti

Rahmetli Tanrıkulu ile dostluğumuz sürerken…

Onunla çok sık dostluğu olan meşhur mücadele cimiz. Merhum Osman Serdengeçti'nin ziyaret etmeleri ile onunla da tanışmıştım.

Serdengeçti, üstat şair ve yazar Merhum Necip Fazıl’ın “Büyük Doğu” dergisinde ki belgeli isnatlı açıklamaları olan neşriyatından da ileri “Serdengeçti” ismiyle ithamlı belgeli neşriyat yapardı.

Maalesef şöyle halka yakın halkın istediği şekilde gazete çıkmıyor” diyerek basının daha çok ilan alıp yaşam sürmesi için Ram olduklarını belirtmek isterdi.Kendisi her belgeli ifşa yazısı sonunda tevkif edilir. Bunu kendisi de beklediği için “Birazdan gelip tutuklayacaklar hazır olayım” diyerek bizzat(!) karakola giderdi

***.

Tanrıkulu da onun fikirlerini benimser “Konya’da halka hizmet verecek bir tarafsız gazete yok.  

Düşüncem o ki, imkân bulabilirsem ibreti âlem için bir gazete çıkaracağım der bu yönde çalışmalar yapardı.

Bir Haziran günü sevinçli görmüştüm Tanrıkulu’yu. “Gel bak sana da müjdem var. Gazete çıkarma işlemim ekonomik bakımdan da halloldu gibi. İnşallah iki ay sonra gazetemiz olacak” demişti.

***

Rahmetli Ziya Tanrıkulu’nun çıkmasına uğraş verdiği gazete 20 Ağustos 1969 da. “Türkiye’de yarın” ismi ile kurulmuştu.

Yayın günü ise küçük ebat ve altı sayfalık gazetenin, sahibi Şerife Tanrıkulu, Genel Yayın Müdürü Ziya Tanrıkulu, Ali Güneri olarak geçmekte idi.

İlk sayısında okuyuculara düşünce ve amaçlarını “Yarın’dan okuyuculara” başlıklı başyazı da şunları söylüyordu.

 “Konya’da yayın yapan 5 gazetenin satışının tek bir İstanbul gazetesinin satışından daha az olduğunu söylersek…

Bu 5 gazetenin kemiyet bakımından bir miktar ifade etmesine rağmen.

 Keyfiyet noktasından sadece bir “Hiç” olduğunu ifade etmiş olmaz mıyız?

Bu şehirde mevcut 4 gazetenin dışında yeni bir gazetenin varlığına ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.

Bu arada bizlerin inandığımız davalarımız la birlikte en adice ihanete uğraması, bu gazetenin çıkışını çabuklaştırmıştır.

Hedef sadece şahıslarımız olsaydı, elbette susardık,

Ama elinde hançerle kalkan eller bizim naçiz sırtlarımıza değil de,

Anadolu Müslümanının sırtını hedef aldığı için…

Bu ellerle onların “riyakâr” (mahalli ifadeyle) “yılışık” sahiplerinden bu ihanetlerinin hesabını sormak için sesimizi duyurmak istedik.

Zaman bunları daha açıkça söylettirecek tir bizlere...”

**

Yürekten olan bu amacın bayrağını onun vefatı ile aynı gaye içinde olanlar yürüterek yerine getirdiler.

İftihar edeceğimiz bu ilerleme ile Rahmetli Tanrıkulu’ya. “Rahat uyu. Amacın gerçekleşmiş ve gerçekleşmektedir” diyebiliriz.

***

Benim Merhaba ailesine iştirakim ise şöyle olmuştu.

Daha önce yıllarca yazı yazdığım gazete bir müesseseyi pohpohlamış ben ise yanlışlığı belge ile anlatan bir yazı yazmıştım.

Gazetede bir yazar yanlış haberi yazmış olabilir. Diğer yazarda bunun aksini ispatla ortaya döker. Okuyucuları aydınlatmış olurdu.

İşte bunu yapamadı o gazete. Haberin yanlışlığını belge ile ispatlamama rağmen yazı işleri yayınlamamakta ısrar edince veda etmiştim.

Çünkü benim prensibim yersiz pohpohlama yapanların yanında olamazdım.

***

Hiçbir Konya yerel gazetesine de müracaat etmemiştim. Bir gün, rastladığım yıllar evveli yazı yazdığım başka bir gazetenin sahibi “eski ve ilk yuvana dön” demiş davet etmişti.

Birkaç yıl yazarken burada da aynı meal oluverdi!

Buradan da ayrıldım çekinmeden, boyun eğmeden…

***

 Birkaç yıl yazı yazmadan geçti günlerim.

Arkadaşım Mehmet Köseoğlu ile sohbet ederken. “Neye yazmıyorsun” deyip öğrenince

Gel seni bir gazete ile tanıştırayım. Bu gazete tam sana göre” demiş ve götürmüştü.

***

Merhaba gazetesinin iş yerine çıkmıştık.

Gazetenin Şirket adına sahibi Sayın Mustafa Arslan ile tanıştırdı.

Sayın Arslan “Tanıştığımıza memnun oldum gazetemizin sayfaları size açık. Tanıyorum yazılarınızdan” demişti.

Daha sonra elimden tutup gazeteyi gezdirdi. Yazı işleri Müdürü Sayın Ahmet Turanla tanıştırdı…

Onunla zaten Basın toplantılarında tanışmış yazarlığımı iyi bulduğunu söyleyen bir arkadaştı.

Diğer personel ile tanıştıktan sonra bana…

Haftada iki gün yazı yazabilirsin” diyerek günüde tayin ettiler.

***

İşte 2002 de başladığım Merhaba yazarlığıma halen ve bir problemle karşılaşmadan rahatça, olumsuzlukları, olumluları ve davaları, serdetmiş oldum. Olmaktayım…

Böylece tarafsızlığını kaybetmeyen olumsuzlukların üzerine gitmek, olumlulukların başarısını haber yapmayı prensip eden…

 

Merhaba gazetesi ve tüm mensuplarının yeni yıl dönümünü içtenlikle tebrik eder, nice yıllar da, ileri adımlarla başarı içinde yürümelerini dilerim.

***

Sağlık ve esenlik içinde sevdiklerinizle yaşam dileğimle…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.