Son 8 yılda "Düşük Faiz-Yüksek Büyüme" modeli ile "Parasal Sıkılaştırma-Enflasyonla Mücadele" yaklaşımları arasında gidip gelen ekonomi yönetimi, yapısal değişimler ve Merkez Bankası başkan değişiklikleriyle dünya ekonomi basınının odağında yer aldı.
2018 kur atağını milat kabul ederek bugüne uzanan sürecin kronolojisi şöyle:
KUR ATAĞI VE YÜZDE 24 ŞOKU
ABD ile yaşanan diplomatik gerilim (Brunson Krizi) tetikleyici oldu. Dolar/TL paritesi bir günde tarihi rekorlar kırarak fırladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kurdaki yangını söndürmek amacıyla Eylül ayında agresif bir adım attı. Politika faizini yüzde 17,75’ten bir anda yüzde 24’e yükselterek sert bir fren mekanizması devreye soktu.
GÖREV DEĞİŞİMİ VE FAİZ İNDİRİM SİNYALİ
Yüksek faizlerin ekonomik büyüme üzerindeki baskısı, siyasi kanatta rahatsızlık yarattı. Dönemin TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, "faiz indirmediği" gerekçesiyle görevden alınarak yerine Murat Uysal atandı.
Yeni yönetim, enflasyondaki geçici düşüşü gerekçe göstererek Temmuz ayından itibaren seri faiz indirimlerine başladı. Yıla yüzde 24 ile giren politika faizi, yıl sonunda yüzde 12 seviyesine kadar geri çekildi.
2020: PANDEMİ, UCUZ KREDİ VE NACİ AĞBAL DÖNEMİ
Covid-19 pandemisi küresel ekonomiyi vurdu. Türkiye, ekonomiyi canlı tutmak için kamu bankaları aracılığıyla tarihin en ucuz kredi genişleme kampanyalarından birini başlattı. Kur ve enflasyon yeniden tırmanışa geçti. Kasım ayında ekonomi yönetiminde köklü bir değişikliğe gidildi; Naci Ağbal TCMB Başkanı oldu.
Pandemi başında yüzde 8,75'e kadar indirilen faizler, yıl sonuna doğru yönünü yukarı çevirdi. Göreve gelen Naci Ağbal, piyasaya güven vermek adına sert artışlar yaparak faizi yüzde 17'ye çıkardı.
2021: YENİ EKONOMİ MODELİ (NASS) VE KUR KORUMALI MEVDUAT (KKM)
Mart ayında Naci Ağbal görevden alındı ve yerine Şahap Kavcıoğlu getirildi. Sonbaharda "Faiz sebep, enflasyon sonuçtur" teorisine dayanan Yeni Ekonomi Modeli ilan edildi. Dolar kuru 18 TL bandını aşınca, Aralık ayında ani bir kararla kurdaki yükselişi durdurmak amacıyla Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi devreye alındı.
Enflasyon yüzde 20'nin üzerindeyken Merkez Bankası, Eylül ayında %19 olan politika faizini indirmeye başladı ve yıl sonunda yüzde 14'e çekti.
2022: TEK HANELİ FAİZ İNADI VE ENFLASYON PATLAMASI
Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte küresel enerji fiyatları fırladı. Türkiye'de faiz indirimlerine devam edilmesiyle birlikte resmi enflasyon yüzde 85'i aşarak son 24 yılın zirvesini gördü. Yatırımcılar KKM ve alternatif enstrümanlara yönlendirildi.
Enflasyondaki rekor yükselişe rağmen TCMB gevşeme politikasını sürdürdü. Politika faizi kademeli olarak düşürülerek yıl sonunda yüzde 9 ile yeniden tek haneye indirildi.
2023: U-DÖNÜŞÜ VE RASYONELE DÖNÜŞ
Mayıs 2023 genel seçimlerinin ardından ekonomi yönetiminin başına Mehmet Şimşek, TCMB başkanlığına ise Hafize Gaye Erkan getirildi. "Türkiye'nin rasyonel bir zemine dönmekten başka çaresi kalmamıştır" açıklamasıyla Yeni Ekonomi Modeli terk edildi.
Haziran ayında U-dönüşü yapıldı. Merkez Bankası faizi yüzde 8,5'ten yüzde 15'e yükselterek tarihin en hızlı parasal sıkılaştırma süreçlerinden birini başlattı. Artışlar durmaksızın devam etti ve yıl Aralık ayında yüzde 42,5 ile kapatıldı.
2024: YÜZDE 50 ZİRVESİ VE BÜYÜK DURGUNLUK
TCMB başkanlığına Fatih Karahan getirildi. Sıkı para politikası tavizsiz uygulandı. İç talep bıçak gibi kesildi, kredi kartı nakit avans limitleri daraltıldı ve ticari hayat yüksek borçlanma maliyetleri nedeniyle yavaşladı.
Enflasyonun belini kırmak adına Mart 2024'te politika faizi yüzde 50 seviyesine yükseltildi ve yılın büyük bölümünde bu zirve noktada sabit tutularak piyasalar fonlandı.
2025: KADEMELİ GEVŞEME VE DEZENFLASYON İZLERİ
Yüksek faiz politikasının baz etkisiyle birlikte enflasyon hızla iniş trendine girdi. Ekonomideki durgunluğun resesyona dönmemesi amacıyla yılın ikinci yarısından itibaren Merkez Bankası, "temkinli faiz indirimi" döngüsünü başlattı.
Politika faiz oranı kademeli adımlarla yüzde 50 seviyesinden aşağı çekilerek yıl sonuna doğru yüzde 30'lu seviyelerin kapısına getirildi.
2026 (GÜNCEL DURUM): KÜRESEL JEOPOLİTİK RİSKLER ALTINDA YÜZDE 37 DENGESİ
Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve enerji maliyetlerindeki ani yükselişler, dezenflasyon sürecini dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de riske attı. İç talepteki zayıflama belirginleşse de maliyet enflasyonu baskısı sürüyor.
TCMB Para Politikası Kurulu, en son Temmuz 2026 toplantısında enflasyon risklerine karşı ihtiyatlı duruşunu korudu ve politika faizini üst üste 4. kez yüzde 37 seviyesinde sabit bırakma kararı aldı. Banka, fiyat istikrarı kalıcı olarak sağlanana kadar sıkı duruşun süreceği mesajını vermeye devam ediyor.
Bütün bu gelişmeler çerçevesinde Türkiye yüksek faiz, yüksek kur ve yüksek enflasyon sarmalından çıkamıyor. 8 yıllık bu süreç ekonomide büyük tahribata neden oldu.